Psikologların Tiyatroya Fırlattıkları…

Volkan Taha Şeker

Ülke nüfusunun içinde, konvansiyonel krizlerin etkisi ve bunun da ülkemize yansımalarıyla ciddi bir nüfus psikolojik destek alıyor. Bu kişilerin belirli kısmı, ülke çapında psikolog tavsiyesi üzerine kendilerini sanatsal faaliyetlere yönlendirirler. Klasik olarak psikologa danışan masum vatandaşa değil sözüm, gerçekten hasta olan kişiler var.

Psikolog der ki: Şu anki yaşam koşullarınızın değişmesi için kendinizi bir süreliğine hobilere adayın. Hatta bu değişimin, fobik nevrozların ortadan kalkmasında da fayda sağlayacağı söylenir. İşte o hastalıklı ruh, hemen de kendini tiyatroya fırlatır! Ne resim, ne müzik, ne de el sanatları. Varsa yoksa oyunculuk. Çünkü dizilerde silah çeken adamlar veya lüks ciplere binen kadınlar rol modeldir.

Toplumun sağlıkları bile silahlarla dizi çeken o adamlar gibi olmayı isterken,  ihtiras oyunları oynayan o kadınlara özenirken, psikologun, “git sanatla uğraş” dediği vatandaş ne yapsın ki? Tabi ki ciddi bir kesimin onlara benzeme çabasının nedeni bastırılmamış ego ve ciddi kıskançlıktır. Soluğu kıytırık bir belediyenin kurslarında alırlar. O da mı olmadı, bu sefer gider yüksek meblağlarla bir tiyatro kursuna yazılır iki gün içinde sanatçı olurlar. Çünkü oradaki yönetim daha fazla para yutma uğruna onlara öyle bir gaz verir ki, zavallı kendini sanatçı sanır. Kendilerinde sanatçıdırlar. Bana göre ise sanatçı aday adayı.

Ah Dede!

Çeşitli elemelere gidiyoruz. Bazı kişiler geliyor. Geçen senelerde dede yaşında bir beyefendi çıktı karşımıza. “Taklit yeteneğim var” dedi. “Buyurunuz, lütfen bahşedin” diye ricayla konuştuk. Öyle ki kalkıp ellerinden öpmek istedim, gül yüzlüydü ve çok sevimliydi. Gelin görün ki taklit yapmaya başladığı an ciddi olarak gerilmeye başladım. 70 yaşının üzerinde idi. Önce eşcinsel taklidi, sonrada eşek gibi anırmaya başladı. Buz gibi terledim, terlerim üzerimde dondu… Sonra, “dahası var” dedi ve havlamaya başladı. Arada bir kedi gibi seslendi. Zor çıkarttık sahneden. Kişneye kişneye gitti. Beş dakika önce elini öpmek istediğimiz dede şimdi elimizi öpmek istese tenezzül etmeyecek duruma geldik. Ah dede! Düşme bu kadar. Tiyatro senden üstün değil, olmamalı da. Çıkarılmadan önce bir arkadaşımız kendisine ülkede tiyatronun durumunu sordu. Ertuğrul Günay’ın aleyhinde konuşmaya başladı. Güya ülke tiyatrosunu bitirmiş Ertuğrul Günay. Sanırım dedenin artık tiyatro yapmaması gibi, siyaset yapması da gereksiz. Arkadaşımı da jüriden elemek istedim o an.

Meramınız Ne?

Şu an TBMM’deki dört parti içinde Kültür Bakanlığı’na en yakışan ve ülke sanatını en iyi yönetecek kişi, Bakan Günay’dır. Onun, sanat için sesi kısık çığlıklarını duymayanlar, o çığlıkları ömür boyu atamayacak olan kişilerdir. Ancak yanlışları yok mu? Var. Peygamberlerin bile hata yaptığı âlemde hatasız kul arayanlar lütfen 24 saatlerini kameraya kaydedip bana göndersinler. O zaman hatanın en âlâsını buluruz. İşte psikolog gözetimindeki bu kişilerin ilk kelimeleri eleştirmek oluyor. Maalesef çevrelerini de etkiliyorlar. I. Uluslararası Tiyatro Festivali’ni seyirciye hazırlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı sanat ne kadar erdemli ise, Bakan Günay’ın yaptığı çırpınışlar da o kadar erdemlidir. Ancak tiyatrodan anlamayan ve psikologun başımıza bela ettiği bu kişiler bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuyor mu? Psikologlara sayıyorum. Deliler ülkesi değil ki burası. Bir deli psikiyatri servisindeki uygulamaları eleştirecekse neden deli? Tıpkı bunun gibi bir durum var ortada.

Kimsin!

Bir kişi geliyor. Ankara Devlet Tiyatroları’nda oyuncu imiş. Yine aynı kentin devlet tiyatrosunda bir başkası da yönetmen olduğunu söylüyor. İyi tanıdığım o kadronun içinden bu iki kişiyi anımsayamıyorum. Aşağılamaya yakın bir ifade ile soruyorlar: “Bizi nasıl tanımazsınız, en son 2008’de bu bu oyunda şu şu rolde oynamıştık?” Aynı aşağılamayla soruyorum: “Sonraki 3 senede ne yaptınız?” O yıl çok yorulduk da bir de ses tellerimiz yoruldu da… Bir diğeri de “Ben şimdi bir çeviri yapıyorum diye 4 senedir oyun yönetmiyorum da…”

Çakal sürüleri… Devletten senelerce aldığınız maaşların yerine neden hizmet üretmediniz? 3-4 sene önce sahneye çıkmış da şimdi kendini ünlü sanıyor. Senelerdir aldığın maaşları hak ettiğini sanıyorsan git de kilisende günah çıkar. Devlet Tiyatroları kadrolarında senelerdir rol almayan oyuncular ve senelerdir oyun yönetme zahmetinde bulunmayan kapasitesiz yönetmenler de var. Bu harami çakallar, eylemler olunca da insanları İstiklal’e Kızılay’a döküp “Devlet Tiyatroları kapatılamaz” dedirtip kendileri televizyonlarından bu haberleri izliyorlar. Sizi de zamanında psikologlar mı sanata yönlendirdi?

Evet, Devlet Tiyatroları asla kapanamaz. Zaten Bakan Günay’ın yapmak istediği de bu: Kapatmak değil açmak… Bölgesinde sahne görmeyen kişilerin mahallesine Devlet Tiyatroları sahnesi açıldı. Çok güzel. Bir de bu ayda 4-5 bin lira maaş alan ve senelerce oyun yönetme zahmetinde bulunmayan yönetmenleri def etme zamanı geldi.

Devlet Tiyatroları kapatılamaz, açık da kalmalı. Ancak, “bu iktidar olduğu sürece ben oyun yönetmem” diye hem kendini hem de kendi gibi psikologluk vakarlı insanları kandıran tembeller sürüsünü o kurumdan atmanın vakti geldi. Bir de geçmişte devlet sanatçısı unvanı almış, dinç olmalarına rağmen maaşlarını almaya giderken koşan, sanat yapmaya geldiğinde emekleyen tipler yok mu? Sanattan istifa etmiş bu haramilere ne demeli? İleride bu kişilere ulaşarak kendilerini rezil edecek cümleler kurmayı düşünmüyor değilim.

Boş verin yahu, küfür etmeyin sakın, sanatçıya küfrediyorlar diye etrafı yaygaraya verirler. Buğzedin yeter.

Işık ve sevgiyle.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Okuyucu Yorumları

“Psikologların Tiyatroya Fırlattıkları…” yazısına3 birden fazla yorum var.

  1. Nazli dedi ki:

    Bu yazinin derdini,yada hangi sorulardan, hangi ihtiyactan dolayi yazilmis oldugunu anlayan var mi?

  2. mehmet harun dedi ki:

    yazarın eski yazılarıyla ilişkilendirirseniz bence ortaya çok iyi bir teatral eleştiri çıkmış ama heralde sizde yazının hedef kitlesinde olduğunuzdan böyle bir eleştiride bulunmuşunuz. Yazıdan hiçbir şey anlamıyorsanız yorum yapmanız da gerekmez. Bence bu yazıyı ilkokul 4 seviyesindeki kişide anlar. Benim de öğrencilik senelerimde böylesine, yazarın dediği gibi tiyatroda işe yaramazlar sürüsü vardı da…

  3. gamze serindağ dedi ki:

    müthiş bir yazı olmuş

Yorum


işlemi tamamlayınız: