Duran Adam Fenomeni

Ömer F. Kurhan

Dansçı Erdem Gündüz’ün Taksim Meydanı’nda gerçekleştirdiği durma icraatı, benim “gösteri-eylem” dediğim etkinliğe dönüşme kapasitesine sahip çarpıcı bir uygulama. Taksim meydanı her türlü itaatsizlik eylemine kapatılmış durumda. Durma icraatı bu ortamda gerçekleştiriliyor ve dört aşaması var:

1) Saatlere yayılan bireysel bir durma ve üzerinde kocaman Türk bayrakları ve Atatürk portresinin olduğu AKM’ye bakma eylemi. Polis olan bitene pek anlam veremiyor. Duran Adam’ın çantası filan aranıyor. Terörist olmadığı anlaşılıyor. Bir şey yapmıyorlar.
2) Duran Adam’ın etrafında insanlar çoğalmaya başlıyor ve onlar da durmaya başlıyorlar. İşin rengi değişmeye başlıyor. Gösteri, itaatsizlik içeren politik bir eylemin unsuruna (gösteri-eyleme) dönüşmeye başlıyor.
3) Polis müdahalesi başlıyor. Dansçı Erdem Gündüz alandan ayrılıyor. Durma eylemine katılan insanların gözaltına alınmasından kaygı duyduğu için durma eylemine son verdiğini söylüyor.
4) “Duran Adam” gösterisi sosyal medya aracılığıyla Türkiye’de ve hatta dünyada duyuluyor ve yayılmaya başladığı söyleniyor. Bu sivil itaatsizlik eylemi içerdiği zekâ nedeniyle tebrik ediliyor.

Dansçı Erdem Gündüz’ün etrafında kalabalık oluşması, durma eylemine katılımın artması ve ardından polis müdahalesinin gelmeye başlamasıyla eylemine son vermesi, aslında protest ve itaatsizlik içeren bir topluluk eylemini tetiklemek istemediğini, tetiklemiş olsa bile içinde yer almak istemediğini gösteriyor. “Kendim için değil ama başkaları için endişelendim” diyerek gösterisine son veriyor.

Bundan çıkarılabilecek sonuç şu: Sanatçı kalabalığın ve katılımın artmasıyla gösterinin gösteri-eyleme dönüşmesine itiraz ediyor. Bir gösterinin toplumsal eylemin sınırlarına taşınması ve daha ötesine geçilmemesini öneren kültürel politiğin Taksim sahnesinde geçerliliğini yitirmesi adına çarpıcı bir vaka ile karşı karşıyayız.

Sanıyorum dansçı Erdem Gündüz bir noktayı gözden kaçırmış: Kitle direnişi polisin Taksim’i kontrol altına alması ve Gezi Parkı’nı işgal etmesinin ardından sonlanmış değil. Sonlanma hamasetin damgasını vurduğu taktik yönlendirme hatalarından kaynaklanıyor. Taksim Dayanışma direniş eylemcilerini yanlış hedeflere kilitledi. Adeta kurtarılmış bölge gibi kodlanan Taksim ve ardından Gezi Parkı polise kaptırılınca yorgan gitti kavga bitti gibi bir yenilgi algısı meydana geldi.

Oysa durum bu değil; geniş bir halk tepkisi ifade biçimleri bulmakta zorlanıyor ve direnişin örgütlerini yaratmakta zorlanıyor. “Duran Adam” gösterisi de ister istemez, “Evet bu da bir sivil itaatsizlik biçimi olabilir” denilerek eylem haline gelmeye başlıyor. Bireyin sessiz çığlığını atması için henüz erken, atmaya kalktığında işler yolunda gitmiyor. Millet hâlâ fırsatını bulur bulmaz bir araya geliyor ve itaatsiz davranışlarda bulunuyor. Bu da polisi müdahaleye zorluyor ve gösteri devam edemiyor. Ya eylemin bir unsuru haline gelecek ya da kesilecek. Erdem Gündüz ikinci tercihi yapıyor ve alandan uzaklaşıyor.

CHP’nin televizyon kanalı Halk TV “Duran Adam” gösterisini zekice tasarlanmış bir sivil itaatsizlik eylemi olarak selamladı. Dansçı Erdem Gündüz niçin AKM yönüne bakıyordu sorusuna kendi yanıtı ne anlaşılamadı, ama T.C. Sözcü şu haber-yorumu yapmış:

“Meydanda Atatürk Kültür Merkezi üzerinde asılı Atatürk posterine ve Türk Bayrağı’na bakarak saatlerdir kıpırdamadan esas duruşta bekleyen Gündüz, sosyal medyayı sallarken; ‘duran adam’ın varlığını öğrenen direnişçiler de destek için Taksim Meydanı’nda yerini almaya başladı.”

Miilliyet’in BBC Türkçe kaynaklı haberine göre, Erdem Gündüz sistem karşıtı ve anarşizme meyilli görünen bir sanatçı portresi çiziyor. Gezi Parkı eylemine aktif olarak katılmamış, ama dört insanın öldürülmesi, medyanın ve hükümetin haksızlıkları karşısında dayanamayıp Taksim meydanında durmaya karar vermiş. Haber şöyle bitiyor:

“Kimdi peki bu duran adam Erdem Gündüz? diye düşünüyorum şimdi. Masum, tepkili bir genç mi? Kafası karışık bir meczup mu? Kitleleri kışkırtmak isteyen bir provokatör mü? Reklamını yapmak isteyen bir pragmatist mi? Yanıtını bilmiyorum. Bilebildiğim tek şey, bir insan eğer sekiz saat kıpırdamadan ayakta duruyorsa, kesin bir derdi vardır. Sormak gerekir.”

Bu yorum Erdem Gündüz’ün gösterisini şaibeli hale getirmeye aday. Yoksa ulusalcı Kemalist bir sanatsal komplo ile mi karşı karşıyayız?

Erdem Gündüz’ün kim olduğu ve gerçek amacı üzerine spekülasyonlara aldırmadan, Taksim Meydanı’nda gösteri sanatçısı olarak ve bir gösteri icra etmek üzere bulunduğunu, gösterisi sivil itaatsizlik eylemine dönüştüğü aşamada gösteriyi bıraktığını söylemek mümkün. Bu tavrı haftalardır CHP’nin izlediği siyasete çok benziyor.

Kendisi yaptığı gösteriye “sivil itaatsizlik” demiş. Yanlış. Ama gösteriyi kesmiş ve alanı terk etmiş olsa da, toplu bir sivil itaatsizlik eylemini tetiklediği kesin.

Toplumsal mimesis yoluyla duran adam fenomeni bir salgın haline gelir mi?

Başta ulusalcı medya olmak üzere çeşitli yayın organlarında ve sosyal medyada bu yönde bir talep ve teşvik var. Bunun için kitle eylemliliğinin tüketilmesi ya da yapılamaz hale gelmesi, bireysel çaresizlik duygusunun arttığı bir ortamın şekillenmesi gerektiği görüşündeyim. Böyle bir ortam yok, ama seküler toplumsal muhalefetin kendi örgütlerini yaratamaması ve kapsayıcı bir eylem programı oluşturamaması gibi bir durum var. Bu boşlukta Duran Adam gösterisinin selamlanması, teşvik edilmesi ve kendine bir yer açması normal.

Yazı Arşivi



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: