Gezi Parkı Kırılma Noktası…

Dikmen Gürün

Günlerden Pazar, 2 Haziran 2013… Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Osmanlı Arşivleri Yeni Hizmet Binası açılış töreninde konuşuyor… Beş gündür Taksim Gezi Parkı’ndan Türkiye’nin dört bir yanına sıçrayan olayları adeta “yok” farz ederek program akışını asla bozmayan ana haber kanalları canlı yayında veriyorlar bu konuşmayı! Bu arada, devamlı canlı yayın yapan Halk TV’ye teşekkürler… Konuşmasında, Sayın Erdoğan bir kez daha vurguluyor Topçu Kışlası’nın Gezi Parkı’na yapılacağını! Dahası, Gezi Parkı’nda pırıl pırıl gençlerin önderliğinde başlatılan bu barışçıl eylemi bir avuç çapulcunun gösterisi olarak nitelendiriyor! Üslup yine aynı üslup… “Alkolikler”ayyaşlar”,“çapulcular”… Siyasal iktidarın ve Başbakan’ın toplumu, toplumun değerlerini hiçe sayan bu tavrıdır yaşanan olaylara zemin hazırlayan. Başbakan’ın dozu giderek artan küçümseyici, otoriter, buyurgan tavrıdır genç-yaşlı onca insanın sabrını taşıran ve “Siz, Sayın Başbakan, benim onurumu çiğneme hakkına sahip değilsiniz” dedirten. Bu anlamda, Gezi Parkı bir kırılma noktasıdır. Ne var ki, devlet güçlerinin gençlere uyguladığı böylesi sınırsız şiddet sanki bilinçli olarak olayları körüklemektedir. Devlet böylesine itici, körükleyici olmamalı. Gerçekleri görmeli artık!

Ve AKM

Başbakan, pazar sabahı yaptığı konuşmada umursamazlığın yeni bir örneğini verdi ve Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yıkılacağının, yerine modern bir opera binası yapılacağının altını çizdi. Yanılmıyorsam, sonra da kültür merkezi içinde bir opera salonundan söz etti. Anlaşılan o ki, daha ne yapılacağı belli değil. Belli olan, AKM’yi yok etmek…

2008 Mayıs sonunda onarım nedeniyle kapısına kilit vurulan AKM’nin 29 Ekim 2013’te kapılarını açması beklenirken, önce onarım durduruldu ve bir hafta sonra da bu açıklama yapıldı: AKM yıkılacak! Bütün dünyada önemli tiyatro, opera binaları, konser salonları, müzeler, sinemalar o kentlerin simgeleridir. Korunurlar. Yenileri yapılsa da korunurlar. Bu anlamda AKM de korunması gereken çok önemli bir örnektir. Elbette bu kente yakışacak bir opera binası inşa edilmeli, ama yakın tarihimizin simge yapılarından biri olan AKM de en kısa zamanda yeniden soluk almaya başlamalıdır. Hoş, ondan çok daha eski olan Emek Sineması yıkıldıktan sonra…

Ve de Devlet Tiyatroları

Bir yanda alkolle ilgili kısıtlamalar ve“ayyaş” edebiyatı ortalığı karıştırırken, öte yanda, AKP’nin “Türkiye’deki Sanat Kurumlarının Oluşumu ve İşleyişi” başlıklı yeni yasa tasarısı taslağı hazırladığı haberlerini okuduk. Anlaşılan o ki Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ve Devlet Güzel Sanatlar Müdürlükleri’nin kapatılarak Başbakanlık bünyesinde kurulacak bir“Sanat Konseyi”ne bağlanması öngörülüyor bu taslakta. Hiçbir sanat kurum ve kuruluşunun görüşleri alınmadan hazırlanan taslak sanki kocaman bir AKP legosunun bir parçası gibi bütüne monte edilecek; Başbakanlık kontrolü elinde tutacak. Zaten, uzun zamandır yaşananlar Devlet Tiyatroları’nın ve bu kurumun başarılı genel müdürü Lemi Bilgin’in başında kara bulutların dolaştığı sinyallerini veriyordu. İlk adım, Sayın Lemi Bilgin’in görevden alınmasıyla atıldı.

Devlet Tiyatroları, Cumhuriyetin en güçlü, en köklü kültür kurumlarından biridir. Bugün, 20’nin üstünde ilde yerleşik sahneleriyle ve buralardan çevre illere düzenlediği turnelerle Türkiye’nin sanat haritasında çok önemli bir yere sahiptir… Devlet Tiyatroları’nın bir hafta önce verdiği gazete ilanlarına bakıyorum: “Sadece bu sezonda 430.000 km. yol kat ettik, 81 ilimize gittik, 149 farklı oyunla 6180 temsil verdik.” 

Böylesine köklü bir sanat kurumunu silkelemek, eritmek ve Başbakanlık’a bağlamak, sonra da bir Sanat Konseyi ve Sanat Kurulu’ndan (Arts Council!) söz etmek ne denli sağlıklıdır acaba? Ne denli doğrudur? Ne gereği vardır? Eğer, Shakespeare’in ülkesindeki bu köklü mekanizma bu taslağı hazırlayanlara esin kaynağı olduysa, işleyişin çok detaylı bir biçimde incelenmesi gerekir. Çünkü, Arts Council asla bağımlı/bağlı bir kuruluş değildir. Kimsenin dümen suyuna gitmeyen bir oluşumdur.

Devletin görevi kültürü, sanatı, bilimi desteklemektir. Devlet Tiyatroları sisteminde aksayan yönler yok mu? Tabii ki var. Var ama, önemli olan bu aksayan yönlerin onarılması ve yeniden yapılanması doğrultusunda ciddi adımlar atılmasıdır. AKP’nin bu yasa tasarısı eğer hayat bulursa Türkiye’nin kültür iklimini yeniden şekillendirecektir. Bu nedenle, umarım söz konusu taslak, adet haline geldiği üzere, bir gece yarısı ansızın Meclis’ten geçirilerek karşımıza gelmez.

Cumhuriyet



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: