Gözlatı Sonrası…

19 Haziran çarşamba saat 17.00’da Çağlayan Adliyesi’nden serbest bırakıldık. Polisin Cumartesi akşamı başlattığı gezi operasyonu akabinde Divan Otel önündeki park sakinlerine asitli sularla saldırmasıyla devam etti. Buna tepkisini göstermek isteyen insan yığınlarına biber gazlarıyla karşılık veren polis, pazar günü Taksim’den Kabataş’a kadar bütün sokakları şiddet alanına çevirdi. Cihangir’de arkadaşımızın evinden çıkıp ne oluyor diye baktığımızda birbirimize kelepçelenerek gözaltına alındık. Biber gazlarına boğulmuş Tophane-Kabataş caddelerinde büyük bir grupla zırhlı polis otobüse bindirildik. Polis otobüsünde Karaköy yönünde ilerlerken eylemci grupların taş yağmuruna tutulduk. Polis bundan ölüm korkusu hissetmiş olacak ki sonrasında hislerini bize karşı şiddete dönüştürdü ve küfürler etti, buradaki kadınları nasıl becereceğini kustu, hiçbir zaman taş atmadığını söyleyen insanları tokatladı. Sonrasında Vatan Emniyet’e getirildik.25 kişilik otobüste 48 kişiydik. Alışverişten dönen teyze ve kızı, AKP’ye oy vermiş ama bu anlamsız polis şiddetine tepki göstermek isteyen abimiz, ilk defa protestoya gelmiş gençler hep beraberdik. Sonrasında polis havalandırmayı kapattı, kaloriferi açtı dışarı çıktı. Bir buçuk saat, avukatlar gelene kadar pişirildik. Sırılsıklam olduk, baygınlık geçirenlerimiz oldu.9 saatlik otobüs süreci sonrası betonda geçen yarı uykulu, baygın 6 saat… ve nezaret günleri başladı. Nezaret ağzına kadar doluydu. gece yarısı sorgulamaları, yasalmış gibi gösterilerek parmak izi ve fotoğraf alımları, keyfi gece uyandırmaları, çarşılı arkadaşların direnme azmiyle kolay atlatıldı. Çarşamba ikindi savcılıkta ifade sonrası bir kısmımız salındık. Kalanlarımız gece bırakıldı. Evimize 3 gün sonra dönebildik. gerçi Diyarbakır’da evinden ekmek almaya çıkan gencin 2 yıl sonra kemiklerine ulaşıldığı bir ülkede çok mu fazla şikayetçiyiz bilmeyiz ama bu olaylar bizde direniş umudunu doğurdu. Devletin baskı ve şiddetle yıldıracağını zannettiği insanlar ortak baskı karşısında en güzel dayanışma örneklerini gösterdi. Bir peçete parçasını bile 4 e bölüp kullandık, yarım simidi 5 kişi paylaştık. Devletin terörü bitireceğim diyerek Dersim’de yaktığı meşe ağaçlarının polenlerinin dört bir yana yayılıp daha geniş ormanlara dönüştüğünü biliyoruz. Bu baskı ve zulüm de bizde benzer etkiyi yarattı. Hepimiz korktuk, sindik. bir vadede korkuyla yüzleşmeyi öğrendik. Yeni insanlar tanıdık. Şimdi umutsuzluğumuz umuda dönüştü. Mücadele devam ediyor. Şimdi her yer Gezi Parkı olmuş. Öğrendik. Listesini internetten bulacağımız parklar Akşam 9’da forum alanlarına dönüşüyor. yaşadığımız şehirlerin sorunlarını tartışıyoruz. Anlamayan, şiddet dolu, konuşamayan devlet diline duran insanlar olarak cevap veriyoruz. Cinsiyetçi, militarist, ırkçı söylemi dilimizden çıkarıyoruz, avmleri boykot ediyoruz, mağaza zincirlerini boykot ediyoruz, hayatımızı güzelleştiren parklara kendi yaratıcı peyzajımızla çiçekler dikiyoruz. hertürden toplumsal olaya karşı farkındalık geliştiriyoruz. Sürekliliğin sağlanması için neler yapabileceğimizi tasarlıyoruz. Ortak sözümüzü mecliste dillendirecek kanalları arıyoruz. Demokrasinin 5 yılda bir sandığa gitmek olmadığını biliyoruz. Yerel seçimden ,genel seçime, değişecek olan anayasaya, anlamadan ve tartışmadan hayatımızı sınırlayan tek gecede geçirilen yasalara yön vermek istiyoruz… biz %100’üz; insanız, işçiyiz, işsiziz, öğrenciyiz, kadınız, Kürdüz, Türküz, Çerkeziz, Tatarız, Lazız, Ermeniyiz, Rumuz, Arabız, Çingeneyiz… Eşcinseliz. Sendikasızız, türbanlıyız, ateistiz, Aleviyiz, Müslümanız, Hristiyanız, Yahudiyiz, örgütlüyüz, örgütsüzüz, veganız, vejetaryanız, evsisiz, dilenciyiz, ev kadınıyız, sanatçıyız, alkoliğiz, çapulcuyuz. Halkız.

 A.&V.

Yorum


işlemi tamamlayınız: