Daha Her Şey Sürerken…

Daha: her şey bir günmüş, daha: hiç bir şeyi tam olarak anlayamamışken, daha: her şey sürerken…

Dönüp baktığımda olan biten sadece bir kaç günmüş gibi geliyor. Polisin ilk saldırısından sonra ikinci saldırıda burayı bitirecek diyerek konuştuğumuzu hatırlıyorum. Sonrası çok hızlı ve çok inanılmazdı. Her sabah ne oldu diye uyandık, her gece rüyalarımızda sesler duyduk.

İlk kez büyüyen bir hareketle insanların iç sorgulamalarını bu kadar yüksek sesle duyuyordum. “Şimdi ben bu güzel şeyin neresindeyim?”

İlk günler geçtikten sonra herkeste bunun alıştığımız yahut alışmadığımız diğer hareketlerden daha başka olduğu duygusu oluşmaya başladı. Bu aşamadan sonrası işte madde madde yazdığında insanın içini bir barok yapan türdeydi. İnsanlar “Yok ağlamıyorum gözüme bir şey kaçtı” diyerek ifade edebiliyordu.

Kendi adıma olup biteni teorik olarak uzun uzun açıklayacak kafada değilim. Eskiden sol gelenek içinden gelen bir yapıda örgütlüydüm. Oradan ayrılalı dört yıl olmuş. Ve o günlerde en ufak bir kıvılcım en ufak bir isyanla çok büyük umutlar beslerdim. Sonraki zamanlarda arada yaşanan bir sürü olay nedeniyle kişisel olarak daha umutsuz bir haldeydim. Direniş bir daha hissedemeyeceğimi sandığım bu umudumu yeşertti. Bununla tekrar yüzleşmek önemliydi.

Sokaklarda olan bir çok insan ve bir çok arkadaşım vardı. Ben daha çok yaralılara yardım edilen kapalı mekanlarda bulundum. İlk kez direnişin bir bütün olduğunu ve kimin elinden ne gelirse onu yaptığı sürece başarılı olabileceğimizi gördüm. Direniş algım sadece sokakmış. Eve geldiğimde hep vicdan azabı duydum mesela. Elimden hiç bir şey gelmiyor diye kendimi yeyip bitirdiğim zamanlarda oldu. Ama başka deneyimlerle temas ettikçe kafam açıldı.

Devlet, polis, iktidar… adına ne derseniz deyin çok sertti, çok zulümdü, çok (kendinizce bir küfür seçin) … ama bütün bunlara rağmen herkes çok dirençli ve umutluydu. Bu yüzden çok ama çok güzeldi. Hala inanamıyorum.

 Ulaş Sona

Yorum


işlemi tamamlayınız: