Verdiği Söze Kanmayın! Padişah Taksim’e Topçu Kışlası’nı Dikecek

Üstün Akmen

Padişah artık dur durak bilmiyor, hukuk çoktan “guguk” oldu; Taksim Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası yapılmasına ilişkin davada İstanbul 6. İdare Mahkemesinin verdiği yürütmeyi durdurma kararını geçen hafta Divan-ı Hümayun (yani Bölge İdare Mahkemesi) bozdu.

Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği, Kültür ve Turizm Nazırlığı aleyhine açtığı davada, “Topçu Kışlası süsü verilen alışveriş merkezi” yapılmasına olanak sağladığını iddia ettiği, Koruma Yüksek Kurulunun 27 Şubat 2013 tarihli kararının iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istemişti. Mahkeme de “Telafisi mümkün olmayan zararlar doğacağı” gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararını vermişti.

Can Atalay’ın Söylemi

Son durum karşısında Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Avukatı Can Atalay: “Bu kararın hukuken bir sonucu yok” dedi. Dedi, ama derken (bana kalırsa) hukukun gugukluğunu hesap etmedi. Tamam, 1. İdare Mahkemesi de 6 Haziran 2013 günü Taksim Yayalaştırma Projesi’nin dayanağı olan 1/1000 ve 1/5000 imar planlarının kafasını kesmişti, ama Şura-yı Devlet (yani Danıştay) aşamasının sonucu daha belli değildi. Hukuk da sürekli iğdiş edilmekteydi.

Atalay: “1. İdare Mahkemesi Gezi Parkı’nda yapılaşmanın önünü açan imar planını iptal etti. Bölge İdaresinin kararı ise yüksek kurul kararının yürütmesinin durdurulmasının iptali ile ilgili. Hukuken etkili bir sonucu yok; o bölgede yapılaşma için imar planı gereklidir, o plan da iptal edildi. Gezi Parkı’na hukuken çivi dahi çakılamaz” da dedi, dedi demesine de içim bir türlü serinlemedi.

Padişahın İki Dudağının Arası

Şu anda Taksim Meydanı’nda devam eden trafiğin yeraltına alınması çalışmalarının imar planlarının iptali nedeniyle hukuka aykırı olduğu gerçeğini (eksik olmasın) Avukat Atalay sayesinde öğrenmiştik, Mimarlar Odasının 15 Temmuz’da bu inşaatlarla ilgili suç duyurusunda bulunduğunu da biliyorduk, gene de Padişahımız Efendimizin şerrinden olan korkum geçmedi.

Tamam, bilirkişi heyeti plan tadilatlarının şehircilik, planlama ve koruma ilkelerine aykırı olduğu kanaatine vardı. Gezi’de yapılaşmanın önünü açan imar planına da iptal kararı alındı.

Doğru, mahkemenin iptal kararı Taksim’de yayalaştırma, battı-çıktı, Gezi Parkı ve Topçu Kışlası gibi tüm projeleri kapsamakta.

Gelgelelim “inadım inat/mabadım iki kanat” diyen Padişahımızın: “İtmişim sizin kararlarınızı, inşa edun bre zındıklar Topçu Kışlası’nın çakmasını” demesi de hani yani her an için olası.

İdeolojinin Simgesi

Oysa Padişahımız Efendimiz, mahkemenin lehe karar vermesi durumunda dahi Topçu Kışlası’nın yapımıyla ilgili halk oylaması yapacağını söylemişti.

Siz inanmış mıydınız bu pek tatlı demokratik söyleme?

İnandıysanız hata etmişsiniz!

Ülke ve neredeyse dünya çapında etki yapan Gezi direnişlerine yol açan Topçu Kışlası referandum, plebisit, falan her ne yapılacaksa yapılsa dahi kimsenin kuşkusu olmasın Taksim Meydanı’na dikilecek.

Çünkü Topçu Kışlası 31 Mart ayaklanmasının en kanlı simgelerinden biri.

Taksim Topçu Kışlası’ndan çıkan isyancılar o tarihte Millet Meclisinin bulunduğu Babıâli’yi basmış. İsyancılar ile Rumeli’den İstanbul’a gelen Hareket Ordusu arasında çatışma yaşanmış. Bu çatışmaların en şiddetli ve kanlı geçtiği yer ise Taksim Topçu Kışlası’ymış.

Yani kısacası, Padişahımız Efendimizin ideolojisinin simgesi bir yapı Topçu Kışlası.

Okuyorum, Dinleyin

Aranızda bilmeyenler, okumamış olanlar çıkacaktır mutlaka, Doğan Avcıoğlu’nun yeni baskıları yapılmadığı için pek bilinmeyen eserlerinden biri olan “31 Mart’ta Yabancı Parmağı (Bilgi Yayınevi, Temmuz 1969)” adlı bir kitabı vardır.

Şimdi, kitabın 52 ve 53. sayfalarını açıyor ve isyandan önce yaşanan olaylardan sadece birini size yüksek sesle okumaya başlıyorum.

Buyurun dinleyin Efendim:

“… İsyanın başladığı Taşkışla’da bando teğmeni olarak bulunan ve olayları yaşayan Mustafa Turan’a göre 31 Mart günü sahte bir paşa bazı subaylarla birlikte Taşkışla’ya gelmiş ve padişahın sahte bir fermanını okumuştur. Fermanda askerin şapka giyeceği yazılıdır. Düzmece şapka fermanı askeri tahrik ve ayaklandırma işi için kullanılmıştır… Taşkışla’dan ayrılan heyet Beyoğlu topçu kışlasına gitmişler, aynı fermanı okuyup onların da dini duygularını kamçılayıp gitmişler. Sahte heyet gerek Taşkışla’ya ve gerek Beyoğlu Topçu kışlasında fermanı okudukları sırada çavuş, başçavuş kılığında askerleri teşvik için bir hayli casus sokmuşlar, heyetin kışladan ayrılmasıyla bunlar faaliyete geçtiler. Bunlardan Ömer Naci Bey, kışla avlusunda bir istihkâm arabası üzerinde bağırmaya başladı: ‘Heyyy! Asker kardeşler, geliniz, toplanınız, sizlere diyeceklerim var, sizler Müslüman değil misiniz? Şapka giymek ne demek? Din-i mübin-i İslam’ın evlâtlarını düpedüz gâvur yapacaklar, ne duruyorsunuz? Bütün ecdadımız bu uğurda kanlarını canlarını verdiler. Müslümanlık elden gidiyor.’ Dönüp avcı askerlerine: ‘Sizlere söylüyorum, gâvur olmak için mi hürriyeti yaptınız? Sizin vazifeniz hem hürriyeti, hem de dinimiz olan Müslümanlığı muhafaza etmek değil mi? Ne duruyorsunuz, haydi hep beraber Mebusan-ı Meclise gidelim, derdimizi anlatalım…’”

Evet, işte böyle yaşanmış isyandan önceki olaylardan biri.

Şimdi anladınız mı Vehbi’nin kerrakesini!

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: