Tüme Varın

Volkan Taha Şeker

Haberciliğe başlayan gençlere klasik bir cümle öğütlenir: Köpek insanı ısırınca değil, insan köpeği ısırınca ilgi çekici haber olur.

Bunu böyle anlamak gerekir. Batı diplomasisinde olayları iyi okumak kavramı vardır. Yukarıdaki sözle bunu birleştirince çıkan anlama dikkat çekerim.  Öncelik; asıl mağduru belirlemek, sonrasında da ‘ilan edilen değil, gerçek mağduru’ bulabilmektedir.

Tiyatroya gönül verenler mutlak surette hastane konulu bir tiyatro oyunu izlemiştir. Güncel oyunlar arasında da hastane oyunları bulunmakta.

Hasta hastaneye geliyor; ya doktora âşık oluyor ya da cinsiyet değiştirmek istiyor. Anlayacağınız, rolle gelen hastalar gerçekten hasta, doktorlar da gerçekten sağlam…

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde çocuk olmaktan vazgeçen, zengin bir yazar da son çeyrekte yazdığı bir oyunda bunu yansıtmıştı. İnsanlar nasıl da gülüyor, nasıl da alkışlıyor. “Vay be doktorlar nelerle uğraşıyor, helal olsun hocalara” diye düşünüyor.

Bugüne kadar hekimler, birçok kurumda hasta ve personellerine ciddi-orantısız şiddet uyguladı. Tiyatromuz bunu görmüyor. Gelin görün ki sahnede, doktor ile hasta arasında nedense geri zekâlı-ileri zekâlı ilişkisi kurmuş durumda. Tiyatro bunun tersini neden yazıp oynayamaz?

Peki ya tiyatronun amacı gerçeği yazmak değil mi? Aristo Poetika’da “tragedya insan eylemlerinin taklidine dayalı bir sanattır” dememiş miydi? İnsan seçiminizde mi sıkıntı var?

Türk tiyatrosu şekilcilikten çıkmaya mı çalışıyor yoksa yeni şekillerden mi kaçıyor? İki kutuplu bir dünya…

Türk Tiyatrosu konu sıkıntısı da çekiyor olmalı ki güncel ile tarihselinde de aynı hastaneleri görmekteyiz.

Onlarca yıldır, doktor odasından aşağılanarak kovulan hastaları kim yazdı? Hasta inan değil mi? Neden onun taklidi aşağılayıcı yansıtılıyor?

Hekim çiçek dağıttığı için mi şiddete maruz kalıyor?

Karşısındaki tüm vatandaşları aşağılayarak cahil muamelesi yapan bir hekime siz olsanız ne yapardınız, tepki göstermez miydiniz?
“Tepkinin de bir adabı olmalı” diyebilirsiniz.

Ameliyathane ortamında ya da ebeveynlerinize adeta fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayan hekime karşı siz nasıl bir yol izlersiniz, bilemedim. Doktorun da yaptığı yanlıştır, şiddet uygulayanın da. Bunu da kabul ediyoruz. Şiddetin her türlüsüne karşıyız. Doktorlar da olmazsa olmazdır. Elleri öpülesi hekimlerimiz var; kucaklayıcı. Cahilin cehaleti çekilir de okumuşunki göze batar. En çok da doktorların psikolojik şiddetine karşıyız…

Olayları iyi okumak gerekir. Nedenlerine ve mağdurlarına, en yaygın ilim kurumları olan sahnede de varılmalı. Sahne öncesi çok önemli. Tiyatro salt güldürü değil; olamaz da. Sosyoloji ve psikolojidir de.

Bu defa insan da köpeği ısırıyor…

Ancak fark etiğim bir şeyler var. Bizim tiyatromuz yalakalaşıyor. Paracılaşıyor. Bizim tiyatromuz bilinçsiz şekilde yandaşlaşıyor.

Bizim tiyatrocumuz doktorun yanından defediliyor ama sahneye çıkarak, hastaya hakaret ediyor. Hastane, bozulan sanat zihniyetinde sadece bir örnektir.

Tüme varın…

Edep,
Adap,
Akıl
Ya Hu!



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: