Ömer Hocanın Çelik İradesi

Zafer Diper

AKP’nin yurtsever, sanatsever çalışmalarının (!) şimdilik ucu bucağı görünmüyor… Yakın gündemin bir diğer konusu da özel tiyatrolara Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “devlet desteği” bağlamında “kanaat notuyla” ve “sıfır” çekerek cezalandırdığı hocamız Ömer beyin Çelik iradesinde somutlanıyor siyasal erkin yine neler ettiği…

Oysa gerçek bir hoca, Prof. Dr. Özdemir Nutku şöyle yazmış: “Özel Tiyatrolara yapılan yardımın tamamen partici şovenlikle gerçekleştirilmesi ve ülkemizin önemli tiyatrolarına Gezi Parkı Direnişi yüzünden yardım yapılmayışı, ilkel faşizmin bir göstergesidir. Böylesine adaletsiz ve daima kendine yontan bir hükümet ancak çok geride kalmış toplumlarda görülür. Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Zafer Diper ve daha birçok kalburüstü tiyatro topluluğuna yardım yapmayıp ihalelerde olduğu gibi yandaşlara ve ses çıkarmayanlara yardım etme zihniyeti ancak diktatörlüklerde rastlanan bir tutumdur. Daha önce de söylediğim gibi: Dengesiz Güç Kötülüğe Gebedir…”

Özel Tiyatroların yanı sıra Devlet ve Şehir Tiyatrolarının, Opera ve Bale’nin de bilinesi bir biçimde yerine konduğu o kıyımsal tabloyu, nasıl bir çerçevelemeyle somutlayacakları, şu ya da bu biçimde kültür-sanat kurumlarını, bireylerini yok etme sevdasını “ömürleri vefa ettikçe” nereye dek sürdürecekleri, bu geliştikçe gelişen süreci, nereye dek taşıyacakları, tüm bu sorular, şaşırtıcı boyutlarıyla önümüzde duruyor şimdi…

Ama biz artık izleyedurmayı bırakıp “eyleme koyulalım” yaklaşımıyla yoğun katılımlı bir toplantı düzenlendik perşembe günü… Sonuçta, bir komisyon kurulması ve hukuk yollarına başvurulması ve bakanlığa karşı dava açılması yargısına vardık… Milletimize hayırlı olsun. Ne var ki istemimiz onun ötesinde… Konuya daha duyarlı olunması isteğiyle, bu yükümlülüğü başta ana muhalefet partisi ve diğer demokratik kitle örgütleriyle paylaşmalı… Çok önemli diğer sorunlarda olduğu gibi, bunun da bir baskı ve yok etme siyasası olduğu, Gezi’den tut, tüm karşı duruşların bir parçası olduğu gerçekliği görmezden gelinmemeli…

Hani biraz da dinlence günüdür Pazar, biraz gevşeyelim…

CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, Gezi olaylarına destek verdikleri gerekçesiyle bazı özel tiyatrolara sağlanan desteğin kesildiğini ve böyle ise bunun haksız ve hukuka uygun olmayan bir cezalandırma, bir cadı avı anlamına geleceğini söylüyor ve “Bu konularda sayın bakanın yüreklere su serpecek bir açıklama yapması gerektiği düşüncesindeyim,” diyor ve artık çarpıtma ötesi mi dersiniz, güldürü ötesi mi, bir açıklama geliyor Çelik’ten: “Doğrusunu söylemek gerekirse gündemimde Gezi diye bir şey yok. (Sorsak “ne var?” diye) Fakat ‘Gezi’ye katıldım o yüzden şöyle bir muameleye maruz kaldım’ şeklinde bir kimlik oluşturulmaya çalışıldığını dikkatle izliyorum ve görüyorum.(Ah, kimliksiz tiyatrolar, vah)… Tabii ki aile değerlerini gözeteceğiz, (Ne ki o aile? Konunun aile ile bağlantısını kavrayamasam da alınıyorum: hani derler ya “biz ne çocuğuyuz peki?!”) Bizim ağzımızdan hiç çıkmayan ifadeleri kullanmaları doğrusu benim açımdan çok yadırgatıcı olmuştur… (Olur a, kuşlar getirmiştir o haberleri)” Ve bende kahkaha tufanına yol açan son deyişi: “Biraz daha özgürlükçü ve çoğulculuğa daha çok sırtını yaslamış bir yaklaşım beklentisi içindeydim, bu bakımdan hayal kırıklığına uğradım…”

Kızıyorum kendime, kes şu gülmeyi diyorum; baksana, Çelik hocamızı küstürmüşüz. Peki ne yapmalıyız o zaman biz kulları köleleri? Tüm demeçlerin hayırlara vesile olmasını dilemeli…

Nasıl geçiyor Pazar gününüz?!

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: