Özel Tiyatrolar ve Aklı Evveller

Zafer Diper

Kültür ve Turizm Bakanlığı, özel tiyatrolara devlet desteğini daha açıklamadı; çünkü bekliyor, dinliyor, tepki ölçüyor, zaman’ın üstüne yatarak…

“Senin yapacağın açıklamayı sevsinler” deyip, iki kelam edelim biz de, yeni bir habere bakıp önce:

“Özel Tiyatrolara Devlet Desteği için toplanan bazı kurul üyelerinin tiyatrolara, ‘Bu muhaliftir, bu değildir’ şeklinde ‘yardım yapılmaz’ denilerek ‘şerhli’ imzalanan kurul kararını Bakan Ömer Çelik’in onayladığı belirtildi… Çelik’in adı geçen (15 dolaylarında) ‘muhalif’ tiyatrolara yardım yapılmamasına kanaat getirdiği dile getirildi. İmzalanan destek yardımlarında ayrıca söz konusu ‘muhalif’ tiyatroların dosyalarının yanına Bakan Çelik tarafından ‘sıfır kanaat notu’ eklendiği de kaydedildi…”

Vay hocam vay, sayende döndük yine okul yıllarına… Hani tiyatrocuların bu meslekte öğrenciliği hiç bitmez gerçekte, ne var ki, başımızda sen neyin hocasısın böyle? Tiyatronun? Herhangi bir başka sanat dalının? “Yok, pek çakmam bu işlerden” diyorsan, o zaman ne işin var o yerde, o yetkide; ne cesaret, atmışsın o notları, çakmışsın o imzaları öyle!?.. Desene, “siyaset işte”…

Şöyle halkımız da ne demiş diye gezinirken, az da olsa kimi yazılarda şu göze çarpıyor: Bir aklı evvel (en doğruyu düşünür, her şeyi çok çok iyi bilir geçinen) diyor ki: “yahu sen, bu devlete karşı durmuşun, Gezi diye yollara düşmüşün, şimdi de devletten para istiyorsun…” Devletin parası nerden oluyormuş da ben onu istiyormuşum? Devlet para mı doğuruyor?… Bizlerden topladığı vergilerle özel tiyatrolara destek sağlıyor; belirtmiştim bunu daha önce… Yönetmelik, belirtilen yükümlülüklerini yerine getiren özel tiyatrolara “yardım” yaparım diyor… Onlar “desteğe” “yardım” diyor. Sanırım bizleri ev ev dolaşıp yiyecek içecek dağıtarak kandırdıkları tabanlarıyla bir tutuyor…

Önemli bir yanlışları da, o üç kuruşları vermeyerek, tiyatroları susturacakları düşüncesi… Özel tiyatrolar her koşulda oyunlarını sahnelerler… Devlet benim paramı vermedi diye, tiyatrosunun kapısına salya sümük kilit vuranı görmedim ben daha; perdeler kapanmaz: “oyun sürer”…

Demokratik haklarımı kullanırım, Gezi’ye de giderim, toplantılara da katılırım, sana ne… Bununla ilgilenenler ortada zaten: Yargı, İçişleri, Vali, Polis…

Destek’le ilgiliyse; düşüncelerimle eylemlerimle değil, yönetmelik gereğince ne yapıp ne yapmadığımla değerlendirilebilirim ancak… Ama kural mural hak getire…

RTE’nin kışkırtıcı kızı en ön sıraya oturup sahnedeki sanatçılara sataşmasıyla, Devlet Tiyatrosu, Şehir Tiyatrosu kapatılsın diye sert okşamalarla nabız tutmalarla başlamadı mı bu süreç?!.. Bunun kültür-sanat bağlamında, tiyatronun aracılığıyla bir yeni saldırı, bir aşağılama ve baskı üretme aracı olduğunu anlamamak için ne olmalı?

Aklı evvel?!..

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: