Tiyatrolara Gezi Direnişi Cezası

Metin Boran

Siyasi iktidar hırs ve kinle topluma Gezi direnişinin bedelini ödetmeye devam ediyor. İşçiler, öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar ve avukatlardan sonra şimdi de sıra tiyatro sanatçılarına geldi. Kültür Bakanlığı özel tiyatrolara her yıl yaptığı yardımı bu yıl Gezi direnişine katıldıkları veya destek verdikleri gerekçesiyle bazı topluluklara ödenek çıkartmadı. Aralarında Genco Erkal’ın yönetiminde çalışmalarını sürdüren Dostlar Tiyatrosu, bu yıl kuruluşunun 50. yılını kutlayan Ankara Sanat Tiyatrosu, Ferhan Şensoy’un Orta Oyuncular’ı, Levent Kırca Tiyatrosu, yaptığı Kürtçe projelerle bakanlıktan ilk desteği alan Dest-ar Tiyatro, Yiğit Sertdemir’in kurucusu olduğu Kumbaracı50, Müjdat Gezen Tiyatrosu, Ankara Halk Tiyatrosu, bu sezon direnişi müzikal olarak sahneye taşıyan Mehmet Ergen’in Talimhane Tiyatrosu  bakanlık tarafından yardım listesinden çıkarılarak cezalandırıldı.

Kültür Bakanlığının Özel Tiyatrolara Yardım Komisyonunda Bakanlık Müsteşarı Özgür Özarslan, Güzel Sanatlar Genel Müdürü Murat Salim Tokaç, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, Akademisyen Prof Semih Çelenk, Oyun Yazarları Refik Erduran ve Turgay Nar bulunuyor. Ancak kurula gelen listede Kültür Bakanı Ömer Çelik’in bazı tiyatroların yardım hakkını “Sıfır not vererek reddettiği” bilgisi dolaşıyor ortalıkta. Bakanın hangi ölçüye göre bu tiyatrolara sıfır not vererek üzerini çizdiğini anlamak gerçekten zor. Çünkü bakan herhangi bir tiyatronun oyununu izlemiş değil. Burada amaç belli aslında, politik olarak “muhalif olana hayat hakkı yok” anlayışı bu alanda da kendini gösteriyor.

Oysa bu yardımlar hükümetin ulufesi değil, tiyatronun gelişmesi ve yaygınlaşması için verilen devlet yardımıdır. Bakanlık yetkilileri ve kurulda bulunan üyelerin bu durumu bilmelerine rağmen bakanın dayatmasıyla bu eksik listeye onay vermeleri anlaşılır gibi değil.

Kurulda bulunan bu üyelerden sadece Refik Erduran’ın ‘Bazı tiyatrolara yardım verilmemesini siyasi bir karar olarak algıladığını ve hoş karşılamadığını’ yazdı gazeteler. Kurulun diğer üyeleri arasında yer alan Devlet Tiyatrosu genel müdürü, bir üniversitenin tiyatro bölümünde hoca olan bir bilim insanı ve iki tiyatro yazarından bu kepazeliğe ses çıkmaması manidardır. Suskunluğunu koruyan bu üyeler herhalde korkutuldular, ya da ‘Muhalif olan bizden değildir ve yardım almayı hak etmiyor’ despotluğuna ikna edildiler. Öyle değilse bu karar karşısında açıklama yapmalılar ya da istifa etmeliler. İki oyun yazarının ve bir akademisyenin bu antidemokratik cezalandırma karşısında alması gereken tutum budur.

Bu karar ile aslında siyasi iktidarın sadece tiyatrolara değil, muhalif olduğunu düşündükleri diğer sektör ve başka kurumlara da gözdağı vermeye devam ettiğini gösteriyor.

Siyasi iktidar başından beri muhalif olan kurumları toplum gözünde rencide ediyor, susmazlarsa tehdit ediyor, dahası konuşmaya devam ederlerse cezaevini işaret ediyor. Aslında tiyatrolara yapılan bu baskı yeni değil. Siyasi iktidar sanat ve sanatçı ile hep kavga etmeyi, onları küçümsemeyi ve bir şekilde suçlamayı bir politika haline getirdi. Kendileri gibi düşünmeyen, kendi politikalarını benimsemeyen kişi ve kuruluşlara gücünü göstererek baskı ve sindirme siyasetini karşıyı yok edecek kadar acımasızca kullanıyor.

Tiyatrolara yapılan bu haksızlık aslında kendi korkularından kaynaklanıyor. Tiyatronun kamusal alanda gücünü biliyor ve eylem etkisinin farkındalar. Bu amaçla hayatın her alanına yaymaya giriştikleri otoriter tavır ve antidemokratik uygulamalarını tiyatrocular üzerinde sürdürerek bu alanı da kontrol etmeyi düşünmekten vazgeçmediler anlaşılan.

Kültür Bakanlığından yardım alamayan tiyatrolar ve onlarla dayanışmak üzere diğer sanatçılar Perşembe günü saat 12:00’de İstiklal caddesindeki Ses Tiyatrosu’nda buluşacaklar.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: