Sevda Şener

Metin Boran

Profesör Sevda Şener; öncelikle hocaların hocası, sayısız öğrenci yetiştirmiş, binlerce sayfa kitap yazmış, panellerde konuşmuş, birçok değerli makale ve eleştiri yazmış, sempozyumlara katılmış, seminerler vermiş, ödüller almış ama hiçbir zaman övünmemiş, kendini anlatmamış, mahcup ve mütevazı bir anlayışla kendine verimli bir hayat kurmuş değerli bir bilim kadını.

Ömrünü tiyatro sanatının akademik alanda ve halk arasında gelişmesi ve yaygınlaşması için harcamış, derin bilgisi ve görgüsüyle çevresini kendine hayran bırakmış, yer yer bu hayranlık ve saygıdan sıkılarak kendini gizleyerek yaşamış erdemli bir insan.

Sevda Hoca, sözleri ve davranışları ile bize hep dürüst ve yalansız olmanın yollarını gösterdi. Bilgi ve deneyimi yüzüne yansıyordu ve bu yansımadan, biz erdemli insan nasıl olunur sorusunun yanıtını okuyorduk. Bir hoca olarak dürüst, samimi, çalışkan, üretken ve yetkin olmayı hiçbir zaman baskı aracı olarak kullanıp üzerimizde tahakküm kurmadı.

Yüreğinin insan ve sanat sevgisiyle dolu olduğunu hissederdik. Her zaman ölçülü, sevecen, öğrenci ile sınırlarını koruyan, hiçbir durumda kırıcı olmamaya özen gösteren yapısı ile büyük saygı uyandırırdı. Öğrenciler arasında kendisine karşı aniden yapılan patavatsızlıklar diğer öğrenciler tarafından kınanır, o saygısızlığı gösteren arkadaş küçümsenirdi.

Sevda Hoca öfkelenmezdi, gülümserdi her daim, aykırı durumlarda ise tebessüm ederdi. Gülümsemesi de tebessümü de tamamen kendine hastı, taklidi yapılmazdı.

Sevda Şener ilkeli duruşu, mütevazı hayatı, bilgi birikimi, mantıksal dizgesi ile birçoğumuz için moda deyimle rol modeliydi. Çünkü bir bütün olarak Sevda Hoca her durumda onu tanıyan dinleyen, kitaplarını, yazılarını okuyan herkesi kendine hayran bırakıyordu.

Derste, sokakta, toplantıda, birebir sohbetlerimizde içselleştirdiği hümanist değerler yüzüne yansır, deneyimini konuştururdu. Biz galiba en çok O‘nun dersinde kendimizi özgür hissederdik.

Sevda Hoca’nın derslerinde tabiata, insana, hayata ve tanrıya, gerçeğe ve özgürlüğe dair her konu konuşulur, en uç düşünceler bile kendine ifade alanı bulurdu. Derslerde bizim bilimsel ve nesnel tartışmalarımızdan gizlice gururlanır, keyif alırdı ancak tartışmanın yanlış bir mecraya kaydığı durumlarda müdahale ederdi.

Sevda Hoca’nın hangi düşünceden olursa olsun kimsenin sözünü kestiğini hatırlamıyorum. Öğrencilerin, çoğu dağınık konuşmalarını sabırla dinler ve sonunda kendi öznel yargısını imrenilen bir üslupla karşısındakine aktarırdı. Derin bilgisi ve deneyimiyle, hırs, yalan, iktidar, hükmetme ve kibir gibi insanı yıkıma götüren değerleri kendinden çoktan uzaklaştırmış, düşünce dünyasını her daim genç ve dinamik, çağdaş ve demokratik değerlerle berraklaştırabilmiş bir sanat ustasıydı. Bıkmadan, usanmadan, sabırla bizleri hep sanatla kendini yenilemenin gerekliliğine inandırmaya çalışır, bunun için samimi olarak uğraşırdı.

Sağlam bir düşünsel derinliği olduğu her halinden belli oluyordu, çünkü tiyatronun dışında diğer sanat disiplinlerinden de adamakıllı beslenmiş ve bu bilgilerini sosyal kültürel değerlerle ustaca buluşturmuştu.

Bilgi ve görgüsünü öğrencilerin gelişmesi yönünde cömertçe kullanırdı. Ayrıca öğretici bir hayatı vardı. Tutum ve davranışları, olay ve olgulara yaklaşımları hep bir deneyim ve birikimin uzantısı olduğu gerçeğini imliyordu.

İnandığı değerlerden ödün verdiği görülmüş değildir. Dört yıllık öğrenciliğimiz süresinde Sevda Hoca’da tanık olduğumuz tek şey hep tutarlı ve ilkeli oluşu ve her daim mütevazılığı ve alçak gönüllüğüdür.

Sevda Hoca bize sadece tiyatroyu öğretmedi. İnsan olmayı, çevremize ve topluma karşı duyarlı olmayı, eleştirel bir gözle kendini oluşturmayı, soru sormayı ve sorgulamayı öğretti.

O’nun bilimsel aklı ve yöntemi bizim sanat algımızın oluşmasına ve yaşamda daha doğru, daha nitelikli daha bilimsel bir değerler bütünü oluşturmamızın yolunu açtı.

Sevda Şener aramızdan ayrıldı, azaldık, eksildik ama onu kaybetmedik onun hayatı, düşünce dünyası, yöntemi, bilimsel ve akademik anlayışı, sanata bakış açısı, hayat felsefesi, yürüdüğümüz yolda bizim için hep ışık olacak ve önümüzü aydınlatmaya devam edecek. Işıklar içinde uyusun.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: