Tiyatroda Erkek Parkı

Metin Boran

Kadınların alışveriş tutkusu ve alışkanlığı son yıllarda edebiyat ve sanatın başat konuları arasında yer alıyor artık. Çünkü gelişen kapitalizm, hem tüketim kültürünü oluşturuyor hem de alışveriş isteğini çeşitli reklam ve promosyonlarla körüklüyor ve alışkanlık haline getirmenin yollarını çoğaltıyor.

Son yılların temel sorunsalları arasında yer alan tüketim kültürü, bireysel ve toplumsal ilişkileri de belirlemeye başladı. Günümüzde alışveriş tutkusu ve ölçüsüz tüketim alışkanlığı aile arasında, evli çiftlerde, sevgili ilişkisinde, temel parametre olarak yer kaplamaya başladı artık. Bu sebeple çiftler arasında kavgalar çıkıyor, cinayetler işleniyor, aldatmalar başlıyor, biri birini terk ediyor, boşanmalar oluyor vs.

Hayatın bu gerçekliği, doğal olarak yaşamdan beslenen toplumsal sanatın konusuna da yığınla malzeme sunuyor. Edebiyat ve sanatta bazen tragedya, bazen dram, bazen de komedi olarak sahnede karşımıza çıkıyor yanı başımızda yaşanan tutkunun gerçekliği.

Tıpkı modern Alman tiyatrosunun önemli yazarlarından Kristof Magnusson’un Erkek Parkı adlı oyununda olduğu gibi.

Tiyatro Alesta beş genç oyuncunun bir araya gelmesi ile oluşturulan yeni, iddialı bir topluluk. Genç oyuncular Serhat Dal, Mehmet Şerif Tozlu, Oğuz Gülen, Mehmet Şerif Etik ve Orçun Ucal’ın bir araya gelerek kurdukları Tiyatro Alesta, sezona, yukarda sözünü ettiğimiz Erkek Parkı adlı komedi oyunuyla iddialı bir giriş yaptı. Magnusson’un alışveriş tutkusundan yola çıkarak evlilik ilişkisine eleştiri, mizah ve ironi yaklaşımının düzeyli bir komedisi olan oyunda, eşlerinin alışveriş tutusundan usanmış, hatta delirecek ölçüde nefret etmiş, orta yaş üç erkeğin bir gün eşlerini alışveriş mağazasında bırakarak aynı mağazanın mahzeninde yaşamaya başlamaları komik bir dille anlatılır. Mahzene daha sonra mağazanın “Acil Güvenlik Elamanı” da dahil olur. Zaman içerisinde eşlerinden kaçan erkeklerinde ”ne mal” olduğu kendi yarattıkları mahzende ortaya çıkar.

Erkek Parkı ile ilk sezonlarında genç, heyecanlı, dinamik, dayanışma duygusu güçlü, ideal bir topluluk görüntüsü sergileyen Tiyatro Alesta, konusu ve üslubuyla sahnelenmesi güç bir oyunla seyirci karşısına çıkıyorlar. Deneyimli çevirmen Sibel Arslan Yeşilay’ın duru ve özenli çevirisi ile sahneye taşınan oyunun reji uygulaması, grubun kolektif çalışması olarak karşımıza çıkıyor. Dramaturgi çalışmasını Nevra Ayşem Savaşçı’nın üstlendiği oyunun ışık tasarımı Serhat Dal’a, afiş düzenlemesi ise Sibel Kurt’a ait. Oyun her hafta sonu dönüşümlü olarak Kadıköy Emek Sahnesi’nde ve Sıraselviler’de Rampa Tiyatro’da sahneleniyor.

Erkek Parkı zor bir oyun, konusu, kişileri ve tarzı ile oyuncuya tuzaklar kuran bir yapısı var oyunun. Eleştiri ve komediyi aynı dozda kurmanın ve sunmanın zor olduğu biçimsel bir özelliği var ve yanı sıra dili ve anlatımı da gerçekçi.

Ancak oyunun bu yapısına rağmen Tiyatro Alesta’nın genç oyuncuları hem oyunculukta hem de anlatımda abartıya kaçmadan ölçülü bir sunum gerçekleştirdiler. Oyuncular sahne sempatileri ve enerjileriyle metnin komik kişilerini samimi ve içten bir çalışma ile sahnede buluşturarak seyirciye düzeyli bir güldürü sunuyorlar. Aksiyonda yer yer ritim bozukluğu olsa da oyuncular oyun süresince enerji ve motivasyonlarını yitirmiyorlar ve oyun sonunda seyircide olumlu bir izlenim bırakıyorlar.

Tiyatro Alesta da yeni kurulan diğer grup ve topluluklar gibi zor bir dönemde ortaya çıkıyor. Ödenekli tiyatroların durumları belirsizliğini korurken, yanı sıra mevcut özel tiyatroların sorun ve sıkıntıları çığ gibi büyümüşken, yeni oluşumların ortaya çıkması ve yaşaması, kurucuları arasında yer alan herkes için büyük özveri gerektiriyor. Yine de bu alanda ortaya çıkan yeni oluşumlar bir umudu işaret ediyor. Gençler taze düşünce dünyalarında “sanatta ısrar, insanda ısrardır” şiarını yaşatmak için tiyatroda kendilerine alan yaratıyorlar. Bu girişimlerin hepsi desteklenmeli, yaşatılmalı, her düşünen insan ve sanatçı kendi sözünü, kendi dünyaya bakışını ve hayat tarzını kendi üslubunca söylemeli.

Türkiye toplumunun şu günlerde yaşadığı can sıkıcı her türden gerçekliğe rağmen bu alanda yeni yüzlerin belirmesi, yeni seslerin ortaya çıkması, yeni sanatsal tavırların örgütlenmesi cesur girişimler olarak tarihe geçiyor. Tiyatronun erkekler parkına hoş geldiniz.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: