Önce Tiyatroyu Sonra Yuvamızı Kurduk

tiyatroadam[Sabah’tan İlker Gezici’nin Tiyatro Adam’dan Fatih Koyunoğlu ve Ayça Koyunoğlu ile yaptığı söyleşiyi paylaşıyoruz.]

Tiyatro Adam’ı kurarken amacınız neydi?
Fatih Koyunoğlu: Bu toprakları ilgilendiren, derdi olan oyunları, kendi istediğimiz gibi oynamak için yola çıkmıştık. Günün birinde kendi binası olan, kendi oyuncularını yetiştirip kendi oyunlarını yazabilen, daha çok izleyiciye ulaşan bir yer olma yolunda ilerliyoruz.

Oyunlarınızda ekip ruhu ön plana çıkıyor. Bunu nasıl sağlıyorsunuz?
Ayça Koyunoğlu: Sekiz yıl önce, ‘Biz çok iyi uyum sağlayan bir ekip olacağız’ diye yola çıkmadık, bu kendiliğinden oluştu. Çok büyük şans tabii ki.
F.K.: Biz hep birlikte büyüdük, zor günleri birlikte atlattık. Başımızda yönetmenin, hatta sufle verecek kişinin olmadığı dönemler yaşadık ama birbirimize iyi kenetlendik. Her oyundan önce sahneye çıkmadan birbirimize sarılırız ve her selama da birlikte çıkarız.
A.K.: Biz kişiliklerimizi yarıştırmıyor, kişiliklerimizi parlatmaya çalışmıyoruz; Tiyatro Adam ekibini öne çıkarmaya çalışıyoruz. Dışarıdan uyuz gelebilecek kadar inatçı bir ekibiz.

Bir önceki oyuna göre ‘5. Frank’taki 12 kişilik oyuncu kadrosu dikkat çekiyor. Bu artışın sebebi ne?
F.K.: Biz Tiyatro Adam’ı dört kişi kurmuştuk. Daha sonra Berk (Yaygın) ve Gökhan (Azlağ) dahil oldu. Bu sene de kadromuza altı kişi daha katıldı. Tiyatro Adam’ın şu anki durumu bizim için hayal gibi. Biz şu anda iki oyun sahneliyoruz ama en büyük hedefimiz; bizimle birlikte aynı çatı altında bir-iki ekibin daha oynayabilmesi. Bu sene bunun alt yapısını kurmaya çalıştık. O yüzden oyuncu seçmeleriyle ekibimize takviye yaptık. Seçmelere 300 kişi katılınca şaşırdık. Çünkü oyuncu alacağımıza dair çok fazla bir duyuru yapmamıştık; sadece tiyatronun Twitter ve Facebook sayfasından duyurduk. Bir anda talep olması hoşumuza gitti açıkçası.

Tiyatrodan maddi olarak geri dönüş alabiliyor musunuz?
F.K.: Çok şükür kimseye borcumuz yok. Hayallerimizden biri de başka işlere gerek kalmadan hayatımızı sadece tiyatrodan kazanabilmek.

Tiyatrodan para kazanamadığı için dizilerde oynayanlara ne diyorsunuz?
F.K.: Ayça, tiyatroda harcadığı performansın yüzde 30’unu bir dizide harcasaydı, şimdiye birçok dizide başrol olurdu.
A.K.: Bu tamamen bakış açısıyla alakalı. Ne ekersen onu biçersin. Benim yönüm böyle oldu, hep tiyatro yapmak istedim. İnsanın kendisiyle yüzleşmesi çok cesaret isteyen bir şey. Çünkü her oyun sonrası, ‘Bunu çok iyi yapamadım, burası tam istediğim gibi olmadı’ diye sürekli kendimle mücadele ediyorum. Bir türlü o istediğiniz olmuyor ve hiç olmayacak zaten. Psikopatça zevk alma serüveni de bu sanırım; platonik aşk gibi.

Evli olmanız mesleğe nasıl yansıyor?
A.K.: Allah’a şükür sıkıntılı bir durum yaşamadık. Şimdiye kadar terslik olmadı. Fatih’in benim oyunculuğuma katkısı çoktur. Tiyatroya özen gösteriyoruz ama tabii ki birbirimize de zaman ayırmaya çalışıyoruz. O yüzden hiç monotonluk falan olmuyor.
F.K.: Konu bitmiyor bizde; sıkılmıyoruz. Gayet güzel giden bir evliliğimiz var.Biz Ayça’yla önce tiyatroyu, sonra yuvamızı kurduk.

İş arkadaşlığı aşka nasıl dönüştü?
F.K.: 2008’de ilk oyunumuz ‘Albay Kuş’u sahneye koyduk. O sırada bir elektrik oldu aramızda. Zamanla ilişkimiz ciddi bir boyut almaya başladı ama birlikte olduğumuzu kimseye söylemedik.

Neden?
A.K.: Utandık. Ayıp olmasın diye söylemedik.
F.K.: Sonra ‘Neden saklıyoruz ki; kaçakçılık yapmıyoruz, sadece birbirimizi seviyoruz’ dedik.

Sabah

Yorum


işlemi tamamlayınız: