Cyrano’nun Burnu Bir Tek Aşkından Küçük!

cyrano[Zeynep Kılıç’ın Zaman gazetesinde yayımlanan Cyrano de Bergerac üzerine yazdığı yazıyı okurlarımızla paylaşıyoruz.]

Tiyatro izleyicisinin en son 15 yıl önce İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Bülent Emin Yarar’ın performansı ile hatırladığı Cyrano de Bergerac bir kez daha sahnede. İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yeni sezon oyunlarından olan eserde fedakâr âşık rolünde bu kez Yiğit Sertdemir var. Üstelik Yarar’ı aratmayan bir performansla…

Şiir kalbin müsveddesi olsaydı Cyrano’nun kalbinde tek bir boşluk kalmazdı. ‘Cyrano’yu hâlâ tanımayanlar varsa şimdilik ‘bir garip âşık’ diyelim, geçsin. Yazımız zaten onun üzerine. ‘Şiir kalbin müsveddesidir’ sözü ise suyu çıkarılan ünlü edebi sözler dışında kalmayı başarmış bir eserden: Fransız yazar Edmond Rostand’ın defalarca sinemaya da uyarlanan oyunu Cyrano de Bergerac’tan. O yüzden epeyce kıymetli. Bunun gibi onlarca söz, onlarca diyalog var. Hepsi umutsuz bir âşığın kalbinden, muhatabının kalbine gitmesi gerekirken yolda kalmış sözcükler… Sonra başka bir yoldan geçerek muhatabının kalbine gidecektir, o ayrı…

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yeni sezon oyunlarından Cyrano de Bergerac, tiyatro severlere bir çeşit müjde olsun. Çünkü bilenler bilir, Cyrano de Bergerac ‘bütün oyunlar bir yana, bazı oyunlar bir yana’ kabilinden bir eser. Galasını bile beklemeden gidilecek bir oyun. Tıpkı bu satırların sahibinin yaptığı gibi. “Bu kez nasıl sahnelendi? Cyrano’yu kim oynuyor? Başarılı bir performans olmuş mu?” sorularının cevabı behemehal alınmalı.

Bir değil iki Cyrano temsili

Bu arada belirtelim bu sezon bir değil iki Cyrano de Bergerac temsili oynanıyor. Meraklıları için diğerinin Tiyatro Ak’la Kara tarafından sahnelendiğini belirtip oyunun konusuna geçelim.

Parisli şair, oyun yazarı ve silahşor Cyrano de Bergerac’ın gerçek hayat öyküsünden esinlenilerek yazılan eser neresinden bakarsanız bakın bir fedakarlık öyküsü. Kahramanımız şiiri sadece kâğıt üstünde bırakmayıp kalbine ve diline de geçirebilmiş usta bir hatip. Ağzından çıkan her söz altın kıymetinde. Kalabalıkları etrafında toplayan bir söz ustalığı onunki… Onun ise kalabalıklarla işi yok. Ah, bütün o kalabalık dağılsa da tek bir kişi dinlese ağzından çıkanları. O ‘tek bir kişi’ büyük aşkı Roxane. Aynı zamanda kuzeni… Cyrano’nun Roxane’a içini açmasının önündeki en büyük engeli burnu. Kahramanın “Yana yatmaz mı? Senden önce davranıp kadehine batmaz mı?” diyeceği kadar büyük burnu. Bir de yetmezmiş gibi Roxane, sevdiği genç Christian’a kavuşmak için kuzeni Cyrano’dan yardım ister. Christian ise yakışıklı bir silahşor olduğu kadar ağzı hiç laf yapmayan biri. ‘Seni seviyorum’un dışında söyleyeceği tek sevgi ifadesi ‘seni çok seviyorum’ olur. Roxane ise fazlasını ister. Cyrano, Christian’ın suflörü olarak devreye girer. Onun ağzından mektuplar yazar, Christian’a Roxane’a söylemesi için sözler hazırlar. Gerisi, ‘gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız’ dedirten bir son.

Mehmet Birkiye ve Yiğit Sertdemir etkisi

Gelelim kendi kedimize sorduğumuz soruya. Cyrano de Bergerac başlı başına şaheser. Peki bu temsili, tiyatroyla arası bir küs bir barışık olanlara ateşkes imzalatır mı? Kuşkusuz evet. Hem elini değdirdiği her yere başarı getiren Mehmet Birkiye yönetmen koltuğunda oturuyor hem de Cyrano’yu bence Türk tiyatrosunun son dönemdeki en büyük kazanımlarından biri olan Yiğit Sertdemir canlandırıyor. Bir tiyatrosever daha başka ne ister ki! Oyunun tek kusuru var; o da ses sistemi. Meşhur burun tiratını bile yarım yamalak duymamıza sebep olan ses sıkıntısı, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin arka koltuklarını neredeyse işlevsiz bırakmış durumda. Arka sıralarda oturanların aranın ardından önlerde boş koltuk avcılığına soyunması boşuna değil. ‘Sevgi neydi sahiden?’ sorusuna kafa yormaktan çekinmeyenler İstanbul Şehir Tiyatroları için ajandasına not düşebilir.

Zaman

Yorum


işlemi tamamlayınız: