Acınız Zaferinizdir

Muhsin Ertuğrul’un, yazılarına “Perdeci” imzasını atmasından esinlenerek, kendilerine “Perdeci Oyuncular” adını yakıştıran Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ın oynadığı, Ümit Denizer’e metin dalında Cevdet Kudret edebiyat ödülünü kazandıran Adalet Sizsiniz adlı oyun sahnelenmeye devam ediyor.

Sahnede usta oyuncuları, tarih sahnesinin ustaları rolünde izliyoruz. Kâh Socrates olup Beşyüz’ler meclisinin, kâh Galileo olup engizisyon yargıçlarının karşısına dikiliyor, kâh çağdaş dönemde yaşanan bir cadı avının ortasında Vanzetti ile Sacco oluyorlar. Oyun boyunca sorgulamalar ve soruşturmalar devam ediyor. Sorguladıkları için sorgulanıyorlar. Kendilerine artık sorgulamamaları tavsiye ediliyor ama bunun karşısında  “Sorgulanmayan bir hayat yaşamaya değmez.” diyorlar.

Sokrates, Galileo ve 20.yy Amerika’sından Sacco ve Vanzetti’nin hikâyelerini ele aldıkları oyunda sıkça “erdem adaleti sağlar” ifadesi ile adaletin gerçekleşmesinin ön şartını ortaya koyuyorlar. “Erdemli olmayan adaletli olamaz. Adil olan erdemlidir.”

Felsefe tarihi boyunca sorulmuş olan  “yaşamın anlamı nedir?” sorusuna verilen yanıtların başında gelen erdemlilik sıfatı sıklıkla tekrar ediliyor. Erdemli olmayandan adalet beklenemeyeceğini de yine hemen her bölümün sonunda “siz mi adaleti sağlayacaksınız?” sorusuyla aslında yanıtlıyorlar ve kocaman harflerle, adaletsizlik dağıtanlara ADALETSİZSİNİZ diye haykırıyorlar ve hemen her bölüm sonunda karşımıza aynı nitelikte bir final ile çıkıyorlar. Socrates 2400 yıl sonra, Galileo 439 yıl sonra, Sacco ve Vanzetti 50 yıl sonra iade-i itibar davaları ile sembolik yargılamalarla aklanıyorlar. Hakikat elbet gün yüzüne çıkıyor, erdemsiz olanlar zaten tarihin çöp sepetinde kayboluyor.

Aslında adaletin hemen gerçekleşmemesi meselesi, geç gelen adalet tartışmasını da yapmamızı gerektiriyor. Erdemli olmak iyi güzel de, ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacağını bilerek erdemli yaşamak, güçlü olanla çatışmamak nasıl olacak? Bu tartışmanın neticelerinden birisi de şu: erdemsiz olandan adalet beklenemeyeceğine göre ve adalet geç gelecek yahut zamanında gelmesi mümkün değilse o zaman erdemli olmamak mı lazım? Hiç şüphesiz, her üç örnekte de içimizi acıttığı üzere mağdur olan bu kişiler için adaletin hemen tecelli etmemesi bir sorun. Kendimizi baldıran zehrini yudumlarken veya elektrikli sandalyenin üzerinde hayal etmek kolay olmasa gerek.  Tabi oyun bu tartışmada oyunu erdemli olmaktan yani Socrates olmaktan, Galieo olmaktan, Sacco ve Vanzetti olmaktan yana kullanıyor ve seyirciye ADALET, SİZSİNİZ diyor. Anlayacağınız, oyunun künyesine yakışır bir adalet tartışması izlemek mümkün diyebiliriz.

Oyun izlenirken pek tabii ki Can Dündar ve Erdem Gül’ü, günler süren sokağa çıkma yasağı kararını verenleri, uygulayanları ve TSK’nın şehirlere inmesini, ülkenin batısından neden ses çıkmıyor sorularını, ülkenin başkanına hakaret ettiği iddiası ile tutuklanan onca insanı, evinde herkesin gözü önünde Dilek Doğan’ı katleden polisi serbest bırakan yargıcı, erdemli olup adalet dağıtacağına, sistemin azılı koruyucusu olup bekçiye dönen adalet bürokrasisini ve daha birçok şeyi gözünüzün önünde canlandırıyorsunuz. Kısacası, dramaturjisi, minimum dekor, ışık, kostüm, metin kullanımı ile bana göre aydınlanmacı misyonunu yerine getirmiş, seyir keyfi yüksek bir eser “Adalet, Sizsiniz”…

Ve oyun Nicola Sacco ile Bartolomeo Vanzetti için Ennio Maricione’nin besteleyip, Joan Baez tarafından seslendirilen müthiş bir final ile “Acınız Zaferinizdir” diye sona eriyor. Duygu yüklü, çekilen acıları yansıtan ama bir o kadar umutlu, devrimci…



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: