Ağabey Ersin Umut Güler: Aziz Güler’in Ateşiyle Sanatı Buluşturmak İstiyorum

umut ersin güler[Birgün Gazetesi’nden Sevil Aslan’ın Ersin Umut Güler ile yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz.] Wolfgang Borchert’in tek oyunu olan ‘Kapıların Dışında’ oyununu 3D ile sahneye taşıyan Ersin Umut Güler ile tiyatroyu, sanatı, kısa zaman önce toprağa verdiği kardeşi Aziz Güler’i konuştuk. Boğaziçi Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü alan Ersin Umut Güler, derdi olan tiyatro yapmak istediğini ve Kobane’de IŞİD’e karşı savaşırken yaşamını yitiren kardeşi Aziz’in içindeki ateşi sanatla buluşturmak istediğini anlattı. Ersin Güler’in bir de kardeşi için ‘Aziz Güler Sahnesi’ kurma çabası var.

Türkiye’de tiyatroda ilk defa 3D kullanılıyor. 3D size ne kattı?
Türkiye’de yapılamamış bir teknikti. Biz bu çağın teknolojisine uygun olarak bu sistemi kullandık aslında. Bu oyunda gerçeküstü karakterler var. Öteki gibi bir karakter var mesela, Çavuş Backman. Aynı zamanda Elbe Nehri de fantastik bir karakter. Backman, Nehirle ve Tanrı ile konuşuyor. 3D bu fantastik karakterleri sahneye taşımamızı sağladı.

Yolcu Tiyatro savaş karşıtı bir oyunla karşımızda. Bu dönemde sizce savaş karşıtı bir oyun ne ifade ediyor?
Dünyanın birçok yerinde savaş ortamı var ve maalesef bu savaşlar bitmiyor. Bizim burada anlattığımız orijinal bir hikaye ve 2. Dünya Savaşı sırasında geçiyor. Biz bunu sadece zamansız ve mekansız bir ortama çektik. İsimleri değiştiremeyeceğimiz için isimleri muhafaza ettik ve dikkat ederseniz çoğu Alman ismidir. Aslında savaşın birey ve toplum üzerinde yarattığı büyük yıkımı ve baskıyı anlatıyor. Hem bireyi hem de toplumu çürütüyor savaş.

Yolcu Tiyatro ne yapmak istiyor?
Yolcu Tiyatro, tiyatro yapmak istiyor. Türkiye’de derdi olan çok tiyatro var ama biz bu durumu nasıl seyirciye farklı bir üslupla anlatırız diye düşündük. Öz olarak derdi olan oyunlar fakat biçim olarak bir farklılık katmak istedik. İşkenceyi, kadına şiddeti, tecavüzü anlatan oyunları biçimsel olarak seyirciye en doğru bir biçimde anlatmaya çalışıyoruz.

Bir taraftan en iyi erkek oyuncu ödülü aldınız, diğer taraftan da kardeşiniz Aziz’i kaybettiniz. Bu süreç nasıl bir duygu oluşturdu sizde?
O dönemde Aziz’in cenazesini getirmeye çabaladığımız için film festivallerini takip etmiyordum. Benim çok sevineceğim bir ödüldü. Güzel bir ödül, belki başka bir zaman olsaydı daha çok sevinebilirdim. Nerde olursa olsun bu süreçte ve bu alanda derdimizi ve sesimizi duyurmaya çalıştık. Sokakta, Meclis’te, parti binalarındaydık. Hayat bizi nerede mücadele etmeye sürüklerse orada mücadele etmeye devam edeceğiz. Seyircinin izlediği biçimin dışında yeni şeylerle gündeme gelmek istiyoruz. Diğer oyunumuz olan ‘Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler’i Aziz için oynadık. Aziz’i en son gördüğüm yer bu oyunun provasıydı. Konu itibarıyla da Aziz’i anlatan bir oyun. Bundan sonraki süreçlerde bu oyunu hep onun için oynayacağız. Bu durum onun arayışları gibi aslında. Aziz, Rojava’ya içindeki ateş ile gitti. Bizdeki yeni biçimlerle yeni durumlar anlatma çabasını onun içindeki ateş ile yakmaya devam edeceğiz. ‘Aziz Güler Sahnesi’ kurmayı düşünüyorum. Bunu nasıl bir dayanışmayla hayata geçireceğimizi insanlarla görüşeceğiz. Partiler, sendikalar, odalar ve sanatçılarla konuşarak, dayanışarak böyle güzel bir fikri hayata geçireceğiz. Bunu da yakın zamanda dillendirip paylaşacağız.

Birgün

Yorum


işlemi tamamlayınız: