Çürümüş Bir Şeyler Var Tiyatro Tarihimizde

Bahar Çuhadar

BGST’nin yeni oyunu ‘Kim Var Orada? Muhsin Bey’in Son Hamleti’, sormakta bir asır geç kaldığımız soruyu soruyor. Merkezine Muhsin Ertuğrul’u ve onun Ermeni tiyatrocu yol arkadaşlarını alan, çok iyi bir yüzleşme oyunu…

“Kim var orada?” Bu replikle başlar, ‘Hamlet’. Bir hayaletin (ya da belki de bir sanrının) peşine düşen Prens Hamlet’in ‘maceralarını’ anlatırken, Danimarka Sarayı’ndaki çürümüşlüğü gözümüzün önüne serer. Türkiye’de tiyatronun ‘kurucu adamı’ kabul edilen Muhsin Ertuğrul’un gözünde de büyüktür ‘Hamlet’in kıymeti. 1911’de, oyunun adını ömründe ilk duyduğu anda çarpar onu ‘Hamlet’ ve bu büyüleyici etki, Ertuğrul’un tüm hayatı boyunca sürer.

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) yeni oyunları ‘Kim Var Orada? Muhsin Bey’in Son Hamleti’nde, merkeze Muhsin Ertuğrul’un Hamlet’le ilişkisini alıp, Ertuğrul’u iki ‘hayaletin’ peşine katarak, tiyatro tarihimizin ‘çürümüş’ köşelerini açıyor. Ve sormakta bir asır kadar geç kaldığımız bir soruyu soruyor: Kim var orada?

‘Orada’ tiyatro tarihimizin görülmeyen, unutturulan, yer yer bizzat Muhsin Ertuğrul tarafından da ‘yok sayılan’ (Zaman zaman yok saymaya mecbur bırakıldığı) ‘eksik parçası’ var. Vahram Papazyanlar, Arusyak Hanımlar, Mınakyan Ustalar, Eliza Binemeciyanlar var…

Muhsin Ertuğrul’a İnce Bir Sitem

‘Muhsin Bey’in Son Hamlet’i, cumhuriyetin ilanının ardından modern Türk tiyatrosu inşa edilirken adeta hasır altı edilen koca bir tarihle karşılaştırıyor bizi. Üstelik bunu, Muhsin Ertuğrul’a özel bir ‘yüzleşme-hesaplaşma fırsatı’ kurgulayarak yapıyor. Muhsin Ertuğrul’a; ilk yıllarından iki esaslı yol arkadaşı, dönemin önemli oyuncularından Vahram Papazyan ve ismini bile bilmediğimiz bir kadın oyuncu ile ‘hayali bir karşılaşma’ yaşatıyor oyun. Bize de 1915 itibariyle ‘inceleme seyahatine’ çıkan tüm Ermeni tiyatrocuları anımsamak düşüyor! Tiyatromuzun temelini oluşturan Ermeni tiyatrocuların ortadan kaybolmasına nasıl göz yumulduğunu zarif bir dille anlatan sıkı bir iş var karşımızda. Kadın oyuncuların sahne yolculuğunu, dönemin sansürcü zihniyeti, gerici baskıları ve Muhsin Ertuğrul’un bu durumlar karşısındaki duruşunu, git-gellerini tarihsel gerçeklere dayanarak kurguluyor, oyun.

Çok net bir matematikle yazılmış, dilinin ve rejisinin temposu sürekli yukarılarda seyreden oyunun metin ve rejisi, ekip çalışması ürünü. (BGST son yıllarda çeşitli yayınlar ve panellerle, geç Osmanlı döneminden Ermeni tiyatrocuların tarihimizdeki yerine, dönemin çok-kültürlü tiyatro dünyasına ciddi şekilde kafa yoruyor zaten.) Üç oyuncu da (Cüneyt Yalaz, Banu Açıkdeniz ve İlker Yasin Keskin) çok iyi ama Cüneyt Yalaz’ın enfes bir beden-ses-mimik performansıyla izlenmeye doyulmayan bir iş çıkardığını ayrıca not etmek şart. Yer yer kullanılan dans figürlerinin bütünle tam anlamıyla organik bir bağ kuramadığını düşünsem de toplamda son derece akıcı bir rejiye sahip, oyun. Bilhassa oyunun ana aksı boyunca süren tarih-mekân geçişleri çok akıllıca kurgulanmış.

Sitemini, Muhsin Ertuğrul’un emeğine saygısızlık etmeden yapan, hayli eğlenceli bir kıvamda süren, Vahram Papazyan’ın, Muhsin Ertuğrul’a yazdığı (1964 tarihli) son mektubuyla ise içimize kocaman bir ağırlık bırakan, çok etkileyici bir yüzleşme oyunu bu. Son sahnede Vahram’ın mektubunu dinleyen (Muhsin Bey rolündeki) Cüneyt Yalaz’ın gözlerinde beliren o çaresizlik, o geç kalınmışlık ifadesi, oyunun kuvvetli etkisiyledir ki, seyirciye de geçiyor. Evet, bir sürü şey için artık gerçekten çok geç. Yine de yutkunmaktan başka yapabileceğimiz şeyler var. Bize öğretilen ‘yok sayma’ alışkanlığımızı bırakıp, hakikati öğrenip anlatmaya hemen şimdi başlamak mümkün. İşe, ‘Kim Var Orada? Muhsin Bey’in Son Hamleti’ni izleyerek koyulmanızı tavsiye ederim.

* Osmanlının geç dönem tiyatro tarihine alternatif ve gerçekçi bir gözle bakmak isteyenler, BGST yayınlarından çıkan şu iki kitaptan faydalanabilir:

– Türkiye Ermeni Sahnesi ve Çalışanları, Şarasan (Sarkis Tütüncüyan), 1914.

– Vartovyan Kumpanyası ve Yeni Osmanlılar, Fırat Güllü, 2008

Oyun, 18 aralık 20.30’da Levent’teki Terakki Vakfı Kültür Merkezi’nde, 12 Ocak 20.30’da Moda Sahnesi’nde izlenebilir.

Radikal



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: