En Çok Hafize Ana: Adile Naşit

adile naşit[Adile Naşit’in aramızdan ayrılışının 28. yılında, Mesut Kara’nın Evrensel Gazetesi’nde yazdığı yazıyı paylaşıyoruz.] Onun her gece televizyon ekranından masallarıyla büyüttüğü ‘kuzucukları’ bugün otuzlu yaşlardalar. Filmlerindeki şen kahkahaları ise bugün yaşayan bütün kuşakların kulaklarında.

Babası Komik Naşit Bey, bizim yetişemediğimiz yıllarda Direklerarası’da izleyenleri yıllarca nasıl güldürdüyse, Adile Naşit de bizi yıllarca filmlerindeki neşeli karakterleriyle güldürdü, zaman zaman hüzünlendirdi. Ömrünü tiyatroya, insanları güldürmeye adamış ünlü Komik Naşit Bey, son yıllarını yokluklar, yoksulluklar arasında geçirmiştir. Öldüğünde ise yoksulluk ve birikmiş epeyce borcu kalıyor miras olarak, çocukları Selim Naşit ve Adile Naşit’e. Bir de tabii ki sanatı.

BAYRAK ATÖLYESİNDEN DARÜLBEDAYİ’YE GİDEN YOL

16 Haziran 1930 yılında doğan Adile Naşit’in annesi de, dönemin ünlü kanto yıldızı Amelya Hanım’dır. Adile Naşit, ailesine katkıda bulunmak için on üç yaşında bir bayrak atölyesinde çalışmak zorunda kalır. O yıllarda tanıştığı Necdet Mahfi Ayral, onu Şehir Tiyatrosunun çocuk bölümüne aldırır. Tiyatrocu bir ailede, tiyatro ortamına doğan ve çocukluğu Şehzadebaşı’da, Direklerarası’da geçen Adile Naşit’in, ömrünün sonuna kadar sürecek sanat yaşamı böyle başlar.

1944 yılıdır; figüran olarak yer aldığı oyunda, bir gün oyunculardan biri hastalanınca onun yerine anne rolünde çıkar sahneye. On dört yaşındadır bu önemli ilk rolünde ve makyajla yaşlandırırlar. Yıllar sonra Muammer Karaca Tiyatrosu’nda “Masif İskemle” adlı oyunu oynuyorlardır. Artık yirmi beş yaşındadır fakat yine yaşlı bir kadını, Gülriz Sururi’nin 65 yaşındaki annesi rolünü oynuyordur. Oyunu izleyen Anadolu Film’in sahibinden film teklifi alır. Ertesi gün görüşmeye gittiğinde kapıyı açan ve “kimi aradınız” diye soran Hüseyin Peyda’ya, “Film için gelmiştim, beni çağırtmışsınız” der. Yanıt “Bir yanlışlık olacak biz sizi değil, oyundaki 65 yaşındaki kadını çağırdık” olur.

BEYAZPERDEYLE İLK KEZ 1947’DE TANIŞIR

1946 yılında Muammer Karaca Tiyatrosuna girer. Sahne yaşamındaki gücünü, yeteneğini on altı yıl çalıştığı bu tiyatroda ortaya koyar. 1950 yılında, Tiyatro Oyuncusu Ziya Keskiner’le evlenir. 15 Ağustos 1951’de doğan çocukları Ahmet 16 Haziran 1966’da yaşama veda eder.

1975 yılından itibaren hayatının sonuna kadar sürecek yeni bir perde açılıyordur Adile Naşit’in önünde: Beyaz perde. İlk kez 1947 yılına tanışmıştır aslında sinemayla; Seyfi Havaeri’nin yönettiği, Hadi Ün, Şükriye Atav ve Handan Adalı ile oynadıkları Yara filmiyle. Ara verdiği sinemaya, 1970’lerin hemen başında Beyoğlu Güzeli, Canım Kardeşim, Oh Olsun gibi Ertem Eğilmez filmleriyle dönüş yapan Adile Naşit, 1975 yılında on dört filmde oynar.

Uğur Dündar ve Hülya Koçyiğit’le oynadıkları İşte Hayat filmindeki başarılı oyunu ile Antalya Film Festivali’nde En Başarılı Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazanır.

Asıl çıkışını, yine Ertem Eğilmez filmleri olan Hababam Sınıfı ve Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı filmlerindeki Hafize Ana rolüyle ve Ergin Orbey’in yönettiği Bizim Aile filmindeki anne rolüyle yapar. Bizim Aile ile başlayan yufka yürekli fedakar anne rolleri Aile Şerefi, Gülen Gözler, Neşeli Günler gibi filmlerle sürer.
Bütün bu filmlerde, Münir Özkul’la mükemmel bir ikili oluştururlar. Filmlerdeki diğer rol arkadaşları da sinemanın son çeyrek yüzyılına damgasını vurmuş unutulmaz oyunculardır.

Sinema serüveni unutulmaz filmlerdeki unutulmaz rolleriyle devam eden Adile Naşit, TRT’de (1981) Uykudan Önce adlı programda çok sevdiği minik yavrularına, çocuklara masallar anlatır. “Kuzucuklarım” diye seslendiği ve şen kahkahasıyla teker teker isimlerini sıraladığı çocuklar, onun masallarını dinlemeden uyumaz o günlerde. Bütün kuzucuklarının çok sevdiği Adile Teyze, 11 Aralık 1987’de ayrılır aramızdan.

Evrensel

Yorum


işlemi tamamlayınız: