Peeping Tom’un NDT’ye Yaptığı İki İş

Mehmet K. Özel

atmosfer ve esinler

tiyatroya dans veya dans tiyatrosu izlemeye geliyorsunuz, ancak sahnede olan biteni ne dans ne de dans tiyatrosu olarak tanımlamak mümkün. evet, bu iki yapıt dans kısımları içeriyor, dans tiyatrosunun bazı niteliklerini de, ancak yaratıcılarının seyrettiğim diğer işlerinde olduğu gibi, onlar için dans koreografisindense sahnede belli bir atmosferi yaratacak koreografiyi tasarlamak sanki daha önemli. evet, atmosfer. hem de, onlardan önce neredeyse kimsenin sahne üzerinde yaratmayı düşünmediği niteliklere sahip bir atmosfer.

esinleri gizli değil tabii; etki olarak özellikle david lynch sineması ve o filmlerin çağrıştırdığı her şey: gizemli, garip, sürreel ve kabusvari bir atmosfer.

içerik olaraksa ingmar bergman sineması diyebilirim; insan ilişkilerinin, ama ağırlıklı olarak aile içinde (kadın-erkek, ebeveyn-çocuk, anne-oğul, baba-oğul arasında) cereyan eden ilişkilerin/sorunların tarafları acıtırcasına deşilmesi.

sahne estetiği açısından pina bausch, alain platel ilk aklıma gelenler..

aslında, yapıtların sadece isimleri bile kendilerini yeterince ele veriyor:

“the missing door” (eksik kapı) ve “the lost room” (kayıp oda).

başlangıç

sahnenin boşluğunda kurulu bir dekor; bir oda; zemini ve birbirine dik iki duvarı ile tanımlı. duvarların üzerinde bir sürü kapı ve bir pencere. sahnede, dekorun iki yanında kalan boş alanlardaki sandalyelerde oturan bir-iki kişi; ışık spotlarının bazıları da bu alanlara yerleştirilmiş ve sahnede kurulan atmosferin bir parçası haline getirilmiş: sahnenin içindeki sahneyi izleyenler ve ikisini birden izleyen biz seyirciler.

perde kalkıp, alacakaranlık bir ışıkta bu sahneyle ilk karşılaştığımızda, kapılardan bize doğru olanının gözetleme deliğinden yanıp sönen bir ışık belirgin olarak gözüküyor; sanki kapının arkasında biri var ve delikten bize doğru bakıyor, hareket ettikçe de arkadan gelen ışık kesilip tekrar görünür oluyor; hani apartman holündeyken komşunun kapısına bakarsınız da, delikten ışık geliyorsa arkasında kimse yok demektir, ama ışıkta bir kıpırdanma varsa gözetleniyorsunuzdur ya, aynı o durum; o his.

değil mi ki bu iki yapıtı yaratan topluluğun adı “gözetleme/izleme” eyleminin ingilizce argo ifadesi “peeping tom”, bu işleri de tam olarak adlarıyla özdeşleşen bir mizansenle başlıyor..

yanılsama – aldatmaca

kapılar kendi kendilerine açılıp kapanıyor; koltuğa oturan adamın altından bir kadın çıkıyor; rüzgarla açılan kapıdan içeriye bir adamla birlikte kağıtlar savruluyor; biraz önce diğer mekana açılan kapı tekrar açıldığında ardında bir gömme dolap çıkıyor; yatağın içinde yitip giden, yataktan çıkagelen insanlar; komodinlerde kaybolan insanlar; içinde tıkılı kalıp, kapaklarının açılmasıyla dışarıya dökülen bir sürü insanı saklayan dolaplar; kendi kendine duvarda hareket eden aplikler; kullanıcısının elinden kaçan toz bezleri; ve daha niceleri..

bazı protagonistler sahne arkasına (ya da belki de şöyle söylemek lazım: dekorun arkasına) giderken ve oradan tekrar sahneye (dekora) girerken sadece dekor kapılarını kullanıyorlar; bazıları ise serbestçe dekorun yanından arkaya geçip öne geliyorlar.

sahne trafiğinde kimlerin ne zaman dekoru kullandıklarının, kimlerin dekoru hiçbir zaman kullanmamalarının bir mantığı olsa gerek. iki kere izlememe rağmen o mantığı çözemedim; çünkü, kadro çok geniş olmasa da, dansçıların eşzamanlı olarak sahne üzerindeki hareketleri çok yoğun ve girift.

sahne üzerinde birçok illüzyon da gerçekleşiyor ve bunların olabilmesi için biz seyircilerin dikkatini dağıtacak, başka yere çekecek mizansenler özellikle yapılmış; dolayısıyla sahnede olan biteni takip etmek, anlamak ve anlamlandırmak oldukça zor, ancak öyle bir atmosfer yaratılıyor ki etkilenmemek imkansız.

künye

kimden ve neden mi bahsediyorum? hayranı olduğum belçikalı dans tiyatrosu topluluğu peeping tom’un kurucusu iki koreograf-dansçının, gabriela carrizo ile franck chartier’in hollanda’nın -ve hatta dünyanın- prestijli dans topluluklarından nederlands dans theater – ndt 1 için hazırladıkları birer işlerinden oluşan dans akşamından…

önce gabriela carrizo 2013’te ndt 1 için “the missing door” adlı 20 dakikalık bir iş yapıyor; bu yapıt 2013-14 sezonu boyunca üçlü bir programda sahneleniyor. ndt; 2015-16 sezonu için ise bu sefer franck chartier ile ortak bir iş yapmak üzere anlaşıyor.

chartier’in “the lost room” adlı işiyle carrizo’nunkini, ndt’nin genel sanat yönetmenleri paul lightfoot ve sol leon’un 2014’te prömiyer yapan “stop-motion” adlı işleriyle eşleştirilerek “start again” başlıklı bir program hazırlanmış.

“start again” 1 ekim 2015’te den haag’da prömiyer yaptı ve geçtiğimiz iki ay boyunca hollanda ve belçika’nın çeşitli tiyatrolarında turneye çıktı. ben “start again”i kasım ortasındaki amsterdam stadschouwburg temsillerinde yakaladım.

geçiş

ndt son yıllarda üç tane kısa-orta ölçekli yapıttan oluşan programlar düzenliyor; genel kabul her bir yapıt arasında ara verilmesi. bazen ve nadiren programı oluşturan yapıtlarından biri çok kısa ve sahne değişimi komplike değilse, bununla bir sonraki arasında ara verilmiyor, salon ışıkları hafifçe yakılarak, seyirciye nefes alması sağlanabiliyor.

carrizo ile chartier’in işleri ise farklı bir uygulamaya tabi tutulup, ara verilmeksizin ama hayatımda izlediğim en yaratıcı geçiş sahnesiyle birbirlerine bağlandılar.

ikisinin işi de bir odada geçiyor; bu odalar boyut olarak birbirine benzer olsa da duvar ve zemin malzemesi ve mobilyalar birbirinden farklı.

carrizo’nun işi bittikten sonra, perde kapanıyor ancak kapanmasıyla tekrar açılması bir oluyor; açıldığında dansçıların sahneyi değiştirmeye başladıklarını görüyoruz. bir yandan da sahnede serseri mayın gibi dolaşan bir spot ışığı dansçıların üzerine denk geldikçe, o dansçı yaptığı işi bırakıp seyirciye selam veriyor ve alkışını alıyor. 7 dansçının ışıkla örtüşen selamları bittikten sonra da sahne değişimi devam ediyor.

özellikle pina bausch’ta sahne değişimlerinin seyircinin önünde yapılması, gizlenmemesi, temsil esnasında sahneye teknisyenlerin çıkması olağandır; bu, bir anlamda bausch’un alamet-i farikalarından biridir. ancak carrizo ile chartier’in mizansenindeki farklılık dekor değişimini sahne görevlilerinin değil, kostümler içindeki dansçıların yapıyor olmaları.

yerde bir öncekinin zeminini tanımlayan halıyı rulo yapıp, altından bir sonraki zemini çıkaran; bir öncekinin duvarlarını söküp sahne arkasına taşıyıp, sonrakininkini kuran, sahne aksesuarlarını ve mobilyaları sahneye taşıyanlar dansçılar.

başka bir ilginçlik ise; chartier’in işinin dekorunun montesi bittikten hemen sonra yapıt başlamıyor olması.

bir otel odasına benzeyen yeni dekorda oda hizmetçisi ve sorumlu personel müdürü kılıklı bir hanım sahne tasarımını kontrol ediyorlar; müdire sahneden çıkınca hizmetçi buzdolabından içecek çıkarıp, masadan dergi alıp yatağa oturarak keyif yapmaya başlıyor; müdire ansızın tekrar odaya geldiğinde, hizmetçi apar topar toplanıyor, etrafa tekrar göz atıp, oturduğu yatağın örtüsünü düzeltip sahneden çıkıyor. işte ancak o zaman, sahnenin ışığı kararıyor, ilk işi (yani carrizo’nunkini) başlatan müziği tekrar duyuyoruz, kapılardan birinin gözetleme deliğinden içeriye göz kırparcasına ışık süzülüyor; sahne ışıkları tekrar yandığında o kapının açılıp protagonistlerden birinin içeri girmesiyle yeni yapıtın esas şimdi başladığını anlıyoruz.

carrizo ile chartier dansçıları hem hikayenin protagonistleri hem hikayenin yardımcı kişileri hem de sahne teknisyenleri olarak kullanarak; sahneyi dekorlu kısım ve onun dışında kalan kısım olarak ikiye ayırarak; ve bu koreografisi müthiş hazırlanmış geçiş mizansenini kurgulayarak; davet ettikleri ikircikli dünyada seyirciyi afallatıyorlar, tabir yerindeyse allak bullak ediyorlar.

meydan okuma

2015 gabriela carrizo ile franck chartier’in les ballets c. de la b.den ayrılıp peeping tom’u kurmalarının 15. yılı.

kendi topluluklarıyla sahneledikleri işlerin kadroları genellikle 6-7 kişi ve bu sanatçıların hepsi dansçı değil. peeping tom dansçılarının bedenlerini kullanma bakımından çok özel, hatta olağanüstü marifetleri var: bedenin bütünüyle kıvrılması, tersyüz olması, uzuvların bükülmesi, özellikle ayakların bilek oyunları yoluyla hayret verici açılar alması gibi..

nederlands dans theater ise lightfoot&leon ikilisinin genel sanat yönetmenliğindeki son yıllarında iyice neoklasik dansa yoğunlaştı.

peeping tom’cular için onlara özgü ve onlarla özdeşleşmiş ayrıksı beden kullanımını ağırlıklı olarak neoklasik koreografilerde dans eden dansçılarla yapmak ve kalabalık bir kadroyla çalışmak; ndt için ise neoklasik işlere alışan dansçılarına ve seyircisine bambaşka kalitede işler sunmak tam bir karşılıklı meydan okuma kanımca ve iki tarafta da bu meydan okumadan alınlarının akıyla ve kârla çıkmışlar fikrindeyim.

sahne üzerinde kolay kolay tanık olunmayacak bir dünya 70 dakika boyunca içime işledi; orada vakit geçirdim; kayboldum; ürperdim ve hayretler içinde kaldım; bittiğinde huşu içinde, koltuğumdan kalkmak bile istemedim.. çılgınca alkış ve salonun ışıkları yandığındaki seyirci tepkisi, bu duygularımda yalnız olmadığımı gösterdi..

“start again” programı hollanda-belçika şehirlerinde turladığı 2015-16 sezon temsillerini tamamladı. bakalım önümüzdeki sezon uluslararası turne davetleri alacak mı.. umarım..

Danzon



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: