Taşkışla Sahnesi’nden Çağrı

12304131_10153681508311970_1645445150983445494_oMimesis Haber / İTÜ Tiyatro Kulübüne bağlı olarak Taşkışla kampüsünde tiyatro faaliyeti gösteren Taşkışla Sahnesi, kurulduğu günden bu yana Taşkışla koridorlarında çalışmakta. Habitat holü de bunlardan biriydi, ta ki iki sene öncesine kadar. İki sene önce Habitat holüne ansızın prefabrik sınıflar yapıldığında Taşkışla Sahnesi Habitat holü dışındaki diğer koridorlarda çalışmak durumunda bırakılmıştı. Bu sene ise Taşkışla Sahnesi yine çalıştığı koridorlardan kovulmaya çalışılıyor. Okul yönetimi Taşkışla Sahnesi’nin 213 numaralı sınıfta çalışma izin dilekçesine ret cevabı verip otuz kişilik topluluğun sadece ayakta dursalar bile neredeyse sığamayacağı bir mekanı tiyatro provası için uygun bulmuş. Bunun üzerine Taşkışla Sahnesi de dekan ile görüşme talebinde bulundu, zar zor da olsa bir randevu alabildi. Ama buna rağmen görüşmeye gidildiğinde dekan kulüp üyeleriyle görüşmek istemedi.

Taşkışla Sahnesi “Bizler Taşkışla Sahnesi’yiz, sahnemiz tüm Taşkışla.” diyerek 1 Aralık Salı günü saat 12.30’da Taşkışla kampüsü orta bahçede herkesin katılımına açık bir tiyatro provası yapacak. Ardından da tüm bu süreci hep beraber tekrardan konuşup kültür-sanat faaliyetleri birçok alanda tasfiye etmeye çalışan okul yönetiminin kamusal alana dair meşru olmayan politikalarını tartışmaya açmak istiyor.

Aşağıda ise Taşkışla Sahnesi’nin süreci özetledikleri etkinlik çağrı metnini paylaşıyoruz:

“Olur da Taşkışla’da bazı akşamlar koridorlarda gezinirseniz, koşup, zıplamalarımıza, tirat atıp türkü söylemelerimize denk gelebilirsiniz. Kampüsün fırsat bulduğumuz her yerini prova mekanına çevirme yeteneğine sahip olan bizler Taşkışla Sahnesiyiz. Sahnemiz tüm Taşkışla.

Bundan seneler önce, biz yine koridorlarda çalışırken, aynı zamanda okulumuzda içerisinde tiyatro dahil diğer kültür-sanat faaliyetlerinin de olabileceği bir sahnemiz olsun istedik ve bunun mücadelesine başladık. O dönemki bir hocamızdan söz bile aldık, dekan olduğunda ilk işinin bir sahne yapmak olacağına dair. “Sonra o hoca dekan oldu ve bize sahne yapıldı. Ayrıca sadece 4 metrekare olan kulüp odamız genişletildi, böylece dekorlarımızı sığdırabildik içine. okulda kültür-sanat faaliyetleri desteklendi. Öyle ki okula dizi çekimi veya evlilik fotoğrafı çekimi için gelen insanlara: “Durun! Bugün Taşkışla Sahne’sinin provası var burada çekim yapamazsınız!” dendi…”

Bu hikâye böyle sonlansaydı muhtemelen komedi olurdu fakat ne yazık ki yaşadığımız koşullarda hikâye, bu haliyle yazılınca trajikomik ve absürt bir hale dönüşüyor. Taşkışla Sahnesi olarak senelerdir devam eden sahne keşmekeşimiz son durumda okul tarafından bize sahne proje bütçesini karşılayacak sponsor aramamızın salık, verilmesiyle bir anlamda yönetim açısından sonlanmış oluyordu. Verilen sözler kanat takmış misali uçarken, yasaklar ve yönetim kurulu tarafından alınan kararlar ise irtifa kaybetmişlercesine tepemize inmeye başlıyordu.

Anlatacağımız hikâyeye başından başlayalım. İki sene öncesine kadar Taşkışla kampüsünün zemin katında bulunan Habitat Holünde çalışma yapıyorduk. İki sene önce bir gün, prova sırasında, dilekçe ile izin almış olduğumuz ‘çalışma mekânımıza’ bir anda malzemeler yığılmaya başlandığında ne olduğunu anlayamadık. Daha sonra öğrendik ki buraya prefabrik sınıflar yapılmaya karar verilmiş. Bize dekan olunca sahne yapacağı sözünü veren ve şu anda da Taşkışla’nın halen dekanı olan Sinan Mert Şener’e bizim haberimiz olmadan böyle bir şeyin nasıl gerçekleştiğini, bizim izin dilekçemiz olduğunu söyleyince aldığımız yanıtlar ‘buranın sanat merkezi olmadığı’, ‘kendisinin bilmem kaç tane öğretim görevlisinin oyuyla ‘başa’ geldiği’ ve ‘tabi ki de bizden izin almayacağı’ şeklinde oldu. Bunlara ek olarak da iki prefabrik sınıf arasında kalan, kulüp odamızdan hallice büyük olan alanda, kendisinin tabiriyle ‘Habitat Holü ara mekânında’, çalışma yapabileceğimizi söyledi.

Biz bu günden sonra Taşkışla’nın bütün koridorlarını Habitat Holü belledik. Bütün boş sınıflar bizim olası çalışma mekânımız; orta bahçe gibi büyük alanlar da olası oyun gösterim alanlarımıza dönüştü. Bu bağlamda geçen seneye kadar ağırlıklı olarak 213 no’lu sınıfı çalışma mekânımız olarak kullanıyorduk fakat ek olarak 213 no’lu sınıfın önündeki koridorda, sınıfın karşısındaki koridorda, fakültenin 3. katındaki sınıflarda; kısacası fakültenin hemen her yerinde çalışmalarımızı yapıyorduk. Sene başında da 213 no’lu sınıf için izin dilekçesi veriyorduk. Geçen sene hiçbir problem yaşanmazken bu senenin başında bir anda izin dilekçemiz reddedildi ve bize ‘Habitat Holü ara mekânının’ çalışma mekânı olarak uygun görüldüğü bildirildi. Biz henüz bu durumu aramızda tartışırken ve de çalışma mekânımız olan ‘fakültenin her yerinde’ çalışmalarımıza devam ederken dekanlıktan gelen bir emri öğrendik: “Eğer izin verilen yerde – Habitat Holü ara mekânında – çalışma yapmazlarsa; kulübün çalışmalarına katılım için İstanbul Teknik Üniversitesi dışından gelen öğrenciler okula alınmasın.”

Biz bu kavramı, bu dili çok iyi tanıyorduk. Bunu söyleyen kişi izin dilekçemiz olduğu günlerin birinde okula girmek istediğimizde ve bizi almadığında; bize haklı olduğumuzu, istersek kendisine küfür edebileceğimizi söyleyen; okulda reklam çekimi için, dizi veya evlilik fotoğrafı çekimi için izin veren ve hatta bunları teşvik eden ve yine izin dilekçemiz olan koridorlardan bizi kovalayan; izin dilekçemiz olan koridora bizden habersiz prefabrik sınıf diken kişi ve zihniyetiydi. Bu kişi üniversitedeki bir kulüp faaliyetine katılmak isteyen başka üniversite öğrencilerini –eğer kendi istediği yerde çalışılmazsa- okula almamakla tehdit eden zihniyetin temsilcisiydi.

Biz okuldaki bu antidemokratik, tehditçi ve kendi başına karar alıcı zihniyeti, üslubu, dili her alanda görebiliyoruz. Kimsenin memnun olmadığı prefabrik sınıfları dikme kararı kimin kararıydı? Yönetim kurulu kime danışarak Taşkışla’nın zeminini taşlarını okulun yapısıyla uyumsuz pasparlak döşeme kaplamalarıyla döşemişti? Afiş asarken afiş asan kişinin fotoğrafını çeken, ardından bunu rektöre soruşturma için delil olarak yollayan kimdi? Sadece Taşkışla özelinde de değil durum İTÜ genelinde de vahimdir. Öğrenci kulüplerinin okuldan bütçe almasıyla ilgili yönetmeliği; öğrencilerden habersiz bir şekilde değiştiren rektörlüğün ve onun yönetim zihniyetinin bu sorularla bir ilgisi vardır.

Biz üniversite bileşenleri olarak, okulda; öğrencilerle, öğrencilerin kullandığı mekânlarla, öğrenci kulüplerinin faaliyetleri ile ilgili kararlarda atıl bırakılmaya çalışılıyoruz. En tabi hakkımız olan şeyler bu zihniyet tarafından bize birer nimet gibi sunulurken bunu yutmamız bekleniyor fakat biz bunu yutmuyoruz.

Taşkışla Sahnesi olarak diğer üniversite bileşenleri ile karşılıklı sorumluluk ekseninde fakültedeki herhangi boş bulduğumuz bir alanda istediğimiz çalışmayı yapabileceğimizi duyururuz. Nerede, ne yapabileceğimizin kararını okulda dizi veya reklam çekimini kulüp faaliyetinin önüne koyan zihniyete bırakmayacağız. Bu duyuru ile birlikte tüm bu zihniyeti tartışmaya ve tüm üniversite bileşenlerini bu süreçleri beraber sorgulamaya davet ediyoruz ve 1 Aralık 2015 Salı günü saat 12.30’da, tüm öğrencileri hep beraber çalışma yapmak üzere Ortabahçe’ye çağırıyoruz.”

Yorum


işlemi tamamlayınız: