”Üç Kuruş İçin Geleceğimi Satmam”

levent üzümcüUsta tiyatrocu Levent Üzümcü 19 yıl görev yaptığı İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan geçen yıl politik görüşü ve basına verdiği demeçler gerekçe gösterilerek ihraç edilmişti. İdare mahkemesinde davası devam eden Üzümcü, ‘İstibdat Kumpanyası’ ve ‘Anlatılan Senin Hikayendir’ adlı iki oyunla özel tiyatrolar ve bazı cesur belediyelerin kendisine açtığı salonlarda seyircisiyle buluşmaya devam ediyor. Adı geçtiği için festivaller iptal edilen, salon verilmeyen, tehditler alan usta oyuncuyla buluşup, son dönemde yaşadıklarını konuştuk. Hakkını aramak için gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gidecek olan Üzümcü, “Şehir Tiyatroları’na döneceğime inanıyorum. Orası benim yuvam, ben oranın çivisiyim. Bu benim hakkım olduğu kadar çocuklarımın ve seyircinin de hakkı. Ama orada kalır mıyım bilmiyorum. Umduğum, beklediğim ve özlediğim desteği bulamadığım için çok yoruldum ve yıprandım” diyor. İşte o röportajdan öne çıkan başlıklar…

İETT ŞOFÖRÜNDEN AZ PARAYA OYNUYORDUK

Biz Şehir Tiyatroları’nda İETT şoföründen daha az bir paraya amme hizmeti yapıyoruz. 19 yıl boyunca buna neden devam ettiniz derseniz; çünkü ben gerçekten sosyalizme inanan biriyim. Benim tanınırlığımda bir aktörden insanların 5 liraya tiyatro izleme hakları olduğunu düşünüyorum. Ama devletin üst kademesinde olup, hayatında hiç tiyatroya gitmeyen insanlar “Siz halkın vergilerini yiyorsunuz” diyerek bizi hedef gösterdiler.

İHRAÇ ETMEYE CESARET EDEMEZLER DİYORDUM

Beni ihraç etmeye cesaret edebileceklerini zannetmiyordum. Çünkü bile isteye devleti zarara sokacak bir durum bu. Ben o dönem ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ adlı oyunda oynuyordum. Sadece açık havada oynadığımız iki oyunda 12 bin seyirciye ulaşmıştık. Beni atarsanız “Bu oyun için harcanmış paraları ve oynanacak oyunlardan gelecek parayı çöpe atmış olursunuz” dedim. Ama o kadar pervasızlar ki, hiç umurlarında olmadı. Türkiye’deki hukuk sistemi belli, yıllarca insanları içeride suçsuz yere tuttular. Levent Üzümcü’nün Şehir Tiyatroları’ndan atılmasını mı dert edecekler?

KENDİMİ YALNIZ HİSSETTİM

Tiyatrodan ihraç edildiğimde kendimi yalnız hissettim. Kör bir yalnızlık değil ama etrafım daha kalabalık olsun isterdim. Çoğu arkadaşım beni gördükleri ortamda üzüldüklerini, yanımda olduklarını söylüyordu ama yaptığımız basın toplantılarında arkamda olsunlar ve hakkımı savunsunlar isterdim.

SENİN YÜZÜNDEN TEŞVİK MAAŞLARIMIZI ÖDEMİYORLAR

Beni o dönem en çok inciten olaylardan biri de teknik kadroda çalışan bir arkadaşımızın bana, “Senin yüzünden teşvik maaşlarımızı ödemiyorlar” demesi olmuştu. Beni attıktan 3-4 ay sonra tiyatroda yapılan toplantıya gittim. O arkadaşa “Beni attılar, şimdi maaşlarınızı ödüyorlar mı?” dedim. Elbette ki ödemiyorlar. O arkadaş, “Senden çok özür diliyorum” dedi. İnsanları kandırıyorlar “Şu tarihe kadar ödeyeceğiz, ama sizde olumsuz konuşmayın” diyorlar” ama o tarih gelince ödemiyorlar. İnsanların ekmeğiyle oynuyorlar bundan daha ağır bir suç var mı?

3 KURUŞA ÇOCUKLARIMIN GELECEĞİNİ SATMAM

Durduğu yerde durmayı becerebilen insanlara saygım sonsuz, onların cesaretine, ısrarına, vicdanlarına ve onurlarına duyduğum saygı sonsuz. Korktukları için tavır koyamayanlar için tek söyleyebileceğim ise “Geçmiş olsun.” Ben her gece başımı yastığıma koyduğumda rahatlıkla uyuyorum. Çünkü arsızlık, yalancılık, uğursuzluk yapmadım. Evlatlarıma güzel bir gelecek bırakmak için çalışıyorum. Ben bugün kazanacağım 3 kuruş adına çocuklarımın geleceğini satmam bu insanlara, bu sisteme, bu düzene. Çocuklarıma emanet edeceğim gelecek için çırpınırım.

AİHM’E GİDERİM

Davam devam ediyor. Türkiye’deki iç hukuk yolları tükenirse Avrupa İnsan Hakları mahkemesine başvururum. Bu benim hakkım olduğu kadar çocuklarımın ve seyircinin de hakkı. Bu kadar insanın hakkını yiyemezler göz göre göre. Şehit tiyatrolarına tabii ki döneceğim orası benim yuvam. Ben oranın çivisiyim. Benim tanınırlığımın 10’da birine sahip olup da tiyatrodan ayrılan çok oyuncu vardı. Ben asla orayı bir basamak olarak görmedim. Tiyatroya döneceğim ama orada kalır mıyım bilmiyorum. Umduğum, beklediğim ve özlediğim desteği bulamadığım için arkadaşlarımdan çok yoruldum ve yıprandım.

TEHDİTLERDEN KORKMUYORUM

Tehditler alıyorum ama önemsediğim şeyler değil. Güçlü durmak lazım. Böyle durumlarda güçlü durabilen insan sayısı çok az… Ben milletvekili değilim ki benim bir dokunulmazlığım olsun. 30 bin tane korumayla dolaşmıyorum ki sokaklarda. Korkunun ecele faydası yok. Kötü olan şu: Sokak ortasında çocuklar öldürülüyor, failleri ortada ama bir şey yapılmıyor. Beni koruyan bir hukuk, adalet sistemi yok.

BENİM BU ÜLKEDEN GİTMEYE NİYETİM YOK

Kim bu ülkeyi terk etmek istiyorsa gitsin. Ama ben burada kalmaya kararlıyım. Burası benim ülkem. Çocuklarımı yetiştireceğim ülke burası. Kolay kazanılmadı Türkiye Cumhuriyeti. Hiç de birkaç kendini bilmeze pabuç bırakacak değilim. Çocuklarım da burada kuracaklar geleceklerini reşit olduklarında gitmek isterlerse giderler.

ÇOCUKLARIMA TELEVİZYON SEYRETTİRMİYORUM

Ada ve Batu adında iki oğlum var. Onlara elimden geldiğince onurlu ve vicdanlı olmalarını salık veriyorum. Kadınlara, insanlara, havaya, hayvanlara saygılı olmalarını istiyorum… Bunlar lafta olmaz benden görürlerse örnek alırlar. Televizyon seyrettirmiyorum. Sadece belgesel ve çizgi film kanallarını izliyorlar. Ama ne kadar korumaya çalışırsanız çalışın korkunç bir ortamda büyüyorlar. Her gün çocukların öldürüldüğü, tecavüze uğradığı.

Bazen sonunu merak ettiğin filmler olur ve sonunda elektrikler kesilir. Ben bu korku filminin sonunu merak ediyorum. 3 aşağı beş yukarı ne olacağını biliyorum ama bir gün bu korku filminin bitişini aktörlerinin finalde isimlerinin geçişini görmek istiyorum.

VİCDANLI İNSANLARI KAHIRDAN ÖLDÜRMEK İSTİYORLAR

Bugünkü durum sağcı solcu ayırımı değil ki tamamen vicdanlı olanlarla vicdanlı olmayanların ayrılması… Bu ülkenin vicdanlı insanlarını kahırlarından öldürmeye çalışıyorlar. Beni siyasilerin söylediği laflar üzmüyor ki beni bütün gerçeği bildiği halde hale bu insanlar bu kadar oy veren insanların sayısının fazla olması üzüyor. Çünkü biliyorum ki o insanlar yarın ellerine fırsat geçse bize aynını yapacak insanlardır. Bu kadar yoğunlukta olmaları beni dehşete düşürüyor.

KÖTÜLÜĞÜN ÜSTÜNE GİDİLSE 50 YILDA DÜZELMEZ

Türkiye’nin kötülüğü bu gün düzelecek bir şey değil. Bugün çok sistemli bir şekilde bu kötülüğün üzerine gidilse 50 yıldan önce düzelmez. O kadar da karamsarım. Ne kurtaracak derseniz; anne ve babalar daha vicdanlı ve onurlu insanlar yetiştirmek zorunda.

Meydan Gazetesi

Yorum


işlemi tamamlayınız: