24. İATG 7 Mayıs Cumartesi Programı

iatgMimesis Haber / 24. İstanbul Amatör Tiyatro Günleri 7 Mayıs Cumartesi üç oyunla devam ediyor.

12.30 – Lokomotif 102/8 – Biz Nasıl Cacık Olduk
16.30 – Hacettepe Üniversitesi Tiyatro Topluluğu – Lepra
21.00 – Yeditepe Üniversitesi Oyuncuları – Yedi Kadın

Yer: Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs ÖFB Demir Demirgil Salonu

12.30 / Lokomotif 102/8 – Biz Nasıl Cacık Olduk

Oyunumuzu kendimiz yazdık. Ana temamız distopya, şovenizm eleştirisi ve insani kahramanlık. Marquez’in veya diğer Latin Amerikalı yazarların kullandığı büyülü gerçekçilik öğelerini kullanmaya çalıştık. Oyun boyunca seyirci ile etkileşim kurmaya çalışacağız. Hatta oyunun sonu seyircinin tepkisine göre mutlu veya mutsuz bitecek. Ayrı ayrı anlatıcıların (gazete kağıdı, dilekçe vb.) kronolojik olmayan anlatılarından oluşuyor. Anlatıcıların hemen hepsi güvenilmez anlatıcı. Yani seyircinin gördüğü-anladığı ile ona anlatılan çelişkili. Oyun Cacıskar adlı çok uzak (!) bir ülkede geçiyor.
Buradaki insanların kafalarının içi ya cacığa ya salataya dönüşmüş durumda. Ancak Cacıklar ağırlıkta. Cacık Oluşum Partisi , ‘Cacıklık’ ideolojisine dayandırdığı bir distopya düzeni kurmuş. Toplumun her ferdini kendi şovenist ideolojileri altında ezmeye ve tek tip, itaatkâr, kendi çıkarından başkasını düşünmeyen bireylere dönüştürmeye çalışıyor. Kimsenin ismi yok, herkes numaralarla çağırılıyor. İktidar, Salatalara veya kendi siyasal-ekonomik dayatmalarını kabul etmeyen Cacıklara da zor kullanarak müdahale ediyor. Ya benden ol ya yok ol diyor. 7 tablo var. Ancak bu tablolar arasında kuvvetli bir bağ yok. Anlatılanlar ülkenin geçmişte, bugünde ve gelecekteki koşullarını resmediyor: Eğitim sistemi, ihbarcı ve histerik toplum, kültür ve sanat üzerindeki sansür, savaş vb. işleniyor. Sadece 398 adlı oyun kişisi etrafında yoğunlaşan bir olay örgüsü var. O da şöyle: 398 ve arkadaşları amatör tiyatroculardır. Bir oyun hazırlığındayken 398 askere alınır, izne geldiğinde ‘’muhafızların’’ bir sivile şiddet uyguladıklarını görüp müdahale eder. Sonra aynı muhafızlar 398’i dövmeye başlar. Oyunun sonu buna verilen (veya verilmeyen) seyirci tepkisine göre şekillenir.398’i ve onun hikâyesini Yugoslavya iç savaşında Bosnalı bir sivili diğer askerlerin lincinden kurtarmaya çalışırken öldürülen (aynı zamanda amatör tiyatrocu olan) Sırp asker Srdjan Aleksic’in hayat hikayesinden ve ‘Krugovi’ filminden esinlenerek oluşturduk.

LOKOMOTİF 102/8

Bir Hacettepe Üniversitesi Mezun Tiyatro İnisiyatifi… Lokomotif 102/8 ekibi Hacettepe Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun(HÜTİ) son 3-4 yılında ‘Savaş Baba’ , ‘Kamuoyu’ , ‘Feride Deliler Diyarında’ gibi oyunları çıkaran kadrosundaki insanların bir araya gelmesiyle oluşan bir tiyatro grubudur. HÜTİ’den ayrılma durumunda kalan veya okuldan mezun olma durumu olan arkadaşlarımızla yine beraber tiyatro alanında devam etme isteği üzerine bir araya gelinmiştir. Tiyatro alanında üretmeye devam etmeyi ve deneyselliği benimseyen grubumuz oluşumuyla beraber ilk oyunuyla bunu göstermeyi amaçlamaktadır.

16.30 / Hacettepe Üniversitesi Tiyatro Topluluğu – Lepra

Birbirimize koyduğumuz etiketlerle, tabular içerisinde yaşamaya başladık. Yarattığımız sınırlarla insanların hayatta ve toplumdaki yerini belirler hale geldik. Bir bakıyoruz, bireylerin nereden geldiği, neye inandığı, nerede ve nasıl doğduğu, cinsiyeti, kimi sevdiği, cebindeki parası, giydiği kıyafeti bizim için insan olmaktan daha önemli hale geldi. Her insanın yaşadığı, etkilendiği, okuduğu, sevdiği şeyler onun karakterini belirler. Koyduğumuz yaftalar bunları yok etmeye, bizi toplum içerisinde
sadece sayılarla, sıralamalarla değer biçmemize neden oldu. Kimi iyi oldu, kimi kötü… Kimi beriki, kimi öteki… Oyunumuzdaki Berikiler Ülkesi’nin kralı da bu etiketlerle büyümüştür ve de bu etiketleri benimser. Tek başına iktidara gelen Kral Über ülkeyi kendi kelimeleriyle refah düzeyi yüksek, gelişmiş bir ülke haline getirmiştir. Oluşturduğu ötekileştirme sistemiyle bütün güçleri eline almış kendi adaletini sağlamak için yarattığı merhametsiz Adalet Kuvvetleri’yle herkesi bir sınıf ayrımına sokar. Kendisine karşı gelenleri Türler Bahçesi’ne hapsederek sisteme karşı tehlikelerin önüne geçmeye çalışır. Ülkenin bütün mesleki dallarının birleştiği, tek geçim kaynağı olan Fabrika, doğan
bireyleri belirli işlemlerden geçirerek sisteme uygun hale getirir. En üstünlerin Kral Über gibi kırmızı ırktan, erkek toplumsal cinsiyetinde,heteroseksüel olduğu; mavi ırktan olanların, kadın toplumsal cinsiyetinde olanların veya heteroseksüel olmayanların ötekileştirilerek Lepra denildiği bir düzen oluşmuştur. Bu baskı ve zorluklar içerisinde; şarkılar söyleyip kitaplar okumak, insanların sınıflardan ve işgücünden daha fazlası olduğunu düşünen aralarında Rosa Parks’ın da bulunduğu birkaç Lepra terkedilmiş bir depoda öğle aralarında bir araya gelerek bu korkunç düzenden uzaklaşmaya
çalışırlar. Birbirlerine hikayeler anlatır, dans eder, oyunlar oynarlar. Gezegen gezegen dolaşan meraklı Küçük Prens’in yolu da bir gün bizim masumane dostlarımızın olduğu eski depoya düşer. Bu sırada çalışma koşulları daha kötü bir hal almış, bireyler bu durumdan şikayetçi olmaya başlamışlardır. Kolajın aynı tema etrafında toplanan biçimce ve kaynakça farklı parçalardan oluştuğunu göz önünde bulundurarak oyunda baştan sona tek bir hikayeyi ele almak yerine hikayaye onlardan bağımsız parçalar koyduk. Her sahnenin farklı konuları ele aldığı rüyasal bir biçimde soyut bir evren kurgusu yaratılarak distopik evrenimizde olduğu gibi bu evrende de kurgular ve gerçek hayatta bulunan kişiler iç içedir.

21.00 / Yeditepe Üniversitesi Oyuncuları – Yedi Kadın

7 Kadın, 7 küp, aşılmaz duvarlar ve çıplak ayaklar… Yaşları, dilleri, kültürleri, meslekleri farklı 7 kadın… Hayatları birbirlerinden apayrı olan bu kadınlar gece yarısı hiç bilmedikleri bir yerde uyandılar…
“Neresi burası?”
“Otuz kırk metrekare anca var.”
“Kimse yok mu?”
“Epey bir mesafede hiçbir şey kıpırdamıyor sanki…”
Bu gizemi çözmeye çalışan kadınlar tüm farklılıklarına rağmen birlikte hareket etmek zorunda kaldılar. Birbirleriyle konuştular, kendi hikayelerini paylaştılar. Kadınlardan bize 7 farklı kadının öyküsünü anlattılar…

Yorum


işlemi tamamlayınız: