Gölge Doğuşunu Işığa Borçludur

Yaşanan bir olaya, bir duruma, bir söze, bir işe, oluşa hepimiz farklı farklı tepkiler verip farklı anlamlar yükleyebiliyoruz, yanıtlarımız ve çıkarımlarımız da birbirinden farklı oluyor. Çünkü hepimiz hayatı kendi bakış açımızla yorumluyoruz. Bizim penceremizden görülen ne ise davranışımızı, sözümüzü, tepkimizi de o belirliyor. Yani her şey algılarda başlıyor ve bitiyor aslında.

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri ile ders kapsamında bir çalışma yaptık yukarıda kısaca belirttiğimiz ifadeleri tanımlayan.  Bir söz belirledik ve farklı sanat dallarında eğitim gören dolayısıyla uzmanlıkları ve bakış açıları birbirinden farklı olan öğrencilerin verdiğimiz bu sözü kendi sanat dalları ile yorumlamalarını ve kısaca anlatmalarını istedik.

“Gölge doğuşunu ışığa borçludur. (John Gay/İngiliz Şair,Oyun Yazarı)” sözünün sanat dallarındaki yansımalarıdır aşağıda sunulan.

 Öğr.Gör.Şirin YAYLALI DEMİRER

******

1

Güneş ve 8 dakika sonrası….*

Gökyüzünden düştü önceleri, hayatımızın doğuşuyla yanımızdan ayrılmayacak olan sessizlik. Bir beden canlı ve onun her yaptığına susan bir düşüm. Bizim tanığımız ve ondan kaçışımız. Yalnızca karanlıktayken kaçabileceğimizi keşfettikten sonra, içimizdeki yok etme duygusu. Onunla başladık ve aslında kendimizle. Bizi görmesine bakmasına dayanamadık belki de, bir gün yeter artık diye bize karşı çıkmasından ya da bizi temelli terk etmesinden yaptık. Yalnızlıktan korktuk ve ilk 8 dakika biz yoktuk.  Canlı bedenimizde yürürken susan bir tanık. Ve ölüm bizi ayırana kadar gölgemizden. Yanımızda ve uzanmış biz bakarken.

Caner CANDAN

Fotoğraf Bölümü

 *Güneş ışınları 8 dakikada yeryüzüne ulaşır.

*****

Gölge, doğuşunu ışığa borçludur.

Kendinizi fırtınalı bir denizin ortasında savunmasız bir teknede ya da göçmüş bir binanın zemininde betonlara sıkışmış bir şekilde hayal edin. Başına gelmedikçe hayal etmekten bile kaçtığımız bu tür kötü hisler, aslında kompozisyonun önemli bir parçası. Şöyle izah edelim;  kendinizi güneşli bir bahar ayında sahil kenarındaki çimlere uzanmış hayal edin, hikâye bu ya sevdiğiniz de yanınızda olsun. İşte bu noktada anı değerli kılan ilk başlarda hayal etmekte bile zorlandığımız kötü duygulardır. Eksi kutup olmadan mıknatısın bir önemi yoksa kötü olmadan da iyi hislerin bir önemi yok. Bunun insan üzerinde en büyük kanıtı da intiharlardır. Her gün bombaların patladığı, felaketlerin peşi sıra kesilmediği Ortadoğu’da intihar olaylarına pek sık rastlanmazken, refah içinde yaşayan Kuzey Avrupa ülkelerinde bu oran çok yüksektir. Bu şunu gösteriyor, insanda değer yargısı uçlardaki hislerin sivriliğiyle verilebiliyor.

Hayat, dengelerden ibaret ortalama yetmiş beş yıllık garip bir serüven.  Sadece arıların yok olmasıyla bile dünyada canlılığın yok olacağını söyleyen bilim adamları bu dengeye en büyük kanıt. Yok olan bir ağacın, kurutulan bir derenin, kirletilen bir havanın dengenin diğer tarafına etkisi kaçınılmaz. Her şey gözümüzün önünde bağıra bağıra bu duruma işaret ederken, gölge doğuşunu ışığa borçluyken, doğanın muazzam ritmini, dengesini bozmak niye?

Doğuş ALGÜN

Sahne Sanatları Bölümü

Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı

*****

2

Herkes kendi varlığını bir başkasına göre tanımlar. Ailesine, öğretmenine, sokaktan geçen herhangi birine, sana, bana… Peki ya bu karşılaştırmalar olmasaydı? O zaman; ne iyinin iyi olduğunu bilirdik, ne de kötünün kötü olduğunu. Kötü, çirkin, başarısızlık olduğu için zıtlıklarının değerini görebiliyoruz. Ya da negatif zıtlıkları görüp daha iyisi olsun diye düşünüyoruz çünkü biliriz daha iyisi hep var.

Tasarımda da süreç böyle işlemiştir. Geçmişten günümüze kadar yapılan her yeni icat, bir ihtiyaç doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Ürün tasarımı ihtiyaçların değişmesiyle değişmiş, yeni bir boyut kazanmıştır.

Asıl amacı zeminde iz bırakmak olan kalem bile, zamanla beklentilerin artması, ihtiyaçların değişmesiyle çeşitlenmiş, şekil değiştirmiş, işlevselliği artmıştır. Amacı değişmeyen ama çeşitlenen, beklentilere cevap verebilen bir araç haline gelmiştir. Kalemin bu noktaya gelmesi de, eksik özelliklerini artıya çevirip, işlevselliğinin arttırmakla olmuştur.

Negatif olarak gördüğümüz özellikleri sayesindedir, daha iyisini var edebilmemiz. Hep daha iyisi var diyerek.

Ebru AYTAÇ

Tekstil Bölümü

Tekstil Tasarımı Anasanat Dalı

*****

e

Bir dakikanın kıymetini uçağını kaçıran bilir,

Bir saniyenin kıymetini ölümden son anda kurtulan bilir,

Bir salisenin kıymetini gümüş madalya alan bilir,

İnsanın satın alamayacağı tek şey zamandır…

Elif ÖZDUMLUBUNAR

Tekstil Bölümü

Moda Giyim Tasarım Anasanat Dalı

*****

4

Gölge ve ışık kelimeleri yan yana geldiğinde aklımda beliren iki durum var. Beyaz ve siyah. Beyazın parlaklığını ve olumluluğunu, optimistik görünüşünü; siyahın karamsar ve karanlığına borçluyum. Çünkü siyahı düşündüğümde aklımda beyaz yer ediyor. Bu hayattaki tüm zıtlıklar gibi. Tüm zıtlıklar bir diğerinin varlığına borçlu kendini. Her yerin günlerce gölgede kaldığını bir düşünün, ne kadar zor değil mi? Hiçbir yere gidilemez koca bir delik gibi. Seni içine çektikçe kendini o kadar nefessiz hissedersin, işte o an ışığı ararsın. Sadece tek bir nefes alabilmek için. Tek bir nefesle o gölgeyi çekip atarsın. Hayatın kanunu böyle olmalı. Birinin varlığını diğerine borçlusundur. Aslında belki de bizim gibi gölgede kendini ışığa borçlu hisseder, onu böylesine bir karanlıktan kurtarabileceği için. Sanat gibi. Eğer yalnızca sanatta gölge olsa, ışıksız bir sanatta kim soluk alabilir ki?

Gülce KURUÇAY

Grafik Bölümü

Grafik Tasarım Anasanat Dalı

*****

5

“İste, elde et, tatmin ol ve sıkıl. Soru sorma, bak karanlığa umudu gör ve yıkıl.

Yine iste, elde et, tatmin ol ve sıkıl. Ya da tüket. Düşünme, bu da sistem… “

Melih Berkay KIR

Fotoğraf Bölümü

*****

6

Doğanın düzeni zıtlıklar üzerine kurulmuştur. İyi neye göre iyidir? Güzel neye göre güzel? Yani karşısında kıyaslayabileceğimiz zıttı olmadığı sürece fark edilemeyecektir. İnsanın hayatı algılayış biçimi de buna göre şekillenmiştir. Çevremiz bizi ne kadar uyarsa da o hatayı yapmaktan kendini alamaz insan. Hatalarımızdan ders çıkardığımızda karanlık olan zihnimiz aydınlığa kavuşmuş olur. Sonuç olarak hayat zıtlıklar üzerine kurulmuş bir düzen içinde ilerler. Kaosun içindeki düzen gibi.

Tuğçe Alptekin

Fotoğraf Bölümü

 *****

7

Hayatta her zaman zıtlıklar birbirini tamamlar. Çirkin olmadan güzelin güzelliği neyi ifade eder? Yalnız başına onun güzel mi çirkin mi olduğunu nasıl anlarız? ‘Bir şey bir şeye göre birşeydir.’ demiş bir düşünür. Çirkin var ki güzel var. Biri olmadan diğerinin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü güzel çirkine kıyasla güzel. Şişman zayıfa göre şişman, uzun kısaya göre uzun. Bu yüzden tüm zıtlıklar birbirini tamamlayarak bir bütün oluştururlar. Yalnız başlarına bir hiçten fazlası değiller.

Tuğçe YILDIZ

Grafik Bölümü

Grafik Tasarım Anasanat Dalı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum


işlemi tamamlayınız: