Bugünün Türkiye’si Kara Komedi

nedim-saban[Yurt gazetesinden Gamze Medeni’nin oyuncu Nedim Saban ile yapmış olduğu röportajın bir bölümünü okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Konuşurken tiyatroya ne kadar âşık olduğu her hâlinden anlaşılıyor. Hatta öyle ki; tiyatronun özellikle son zamanlarda yaşadığı sıkıntıları anlatırken sesi gür, sözcükler net birbiri ardına çıkıyor. Bize de tiyatrocu Nedim Saban’ın yaşadıklarından öğrendiklerini sizlere aktarmak düştü.

Bir kuşak onu halkın dertlerine derman olan Dr. Stres ile tanısa da, Türk televizyonlarının kalburüstü dizisi İkinci Bahar’da Şener Şen’in damadı Medet ile hatırlıyor. Enerjisini içine hapsetmeyen, capcanlı, heyecanlı, eğlenceli, kıskanılası sempatik bir oyuncu Nedim Saban. Bu yıl yine çok güzel oyunların görsel sanat yönetmenliğini yapacak. Oyunlarından önce buluşup uzun uzun konuştuk.

-Siz neredeyse tiyatro kulislerinde açmışsınız gözünüzü. Tiyatro oyunculuğu kararını alırken zorlandınız mı?

Çocuksu bir coşkuyla başladım. Çok da keyifliydi, o zamanlar tiyatroculara ulaşmak biraz daha kolaydı. Çok fazla tiyatro salonu vardı dolayısıyla adresler belli olduğu için çok rahat oldu. Bu kadar medya çılgınlığı da yoktu. Çok kıdemli tiyatro oyuncusu Perihan Tedü’ nün çocuk yaşta oyunlarını izlemeye giderdim. Bir gün Perihan Hanım yönetmene: ‘Bu çocuğa dikkat edin, o kadar güzel tiyatro sevgisi var ki ona sahip çıkın’ demiş.

Tiyatrokare’den Ahududu

-Ekranlarda göremiyoruz sizi neler yapıyorsunuz?

Bu yıl Ahududu adlı oyunla tiyatroya oyuncu olarak yeniden döneceğim. Kasım’da izleyenlerimizle buluşacağız. Oyunu 1950’lerde Vasfi Rıza Zobu yorumladı sonra da Çetin İpekkaya’nın yorumuyla Suna Pekuysal ve Ani İpekkaya oynadı. Dünyada 1940’lardan bu yana oynanan bir eğlence klasiği, polisiye bir komedi. İyilik ve kötülük kavramının sorgulandığı bir oyun. Birazda tarzımızın dışında bir oyun. Polisiye kurgusu da var o yüzden çok heyecanlıyım. Yeni bir yorum getireceğim.

-Tiyatrokare yıllardır sahnede. Nasıl gidiyor çalışmalar, başka oyunlar da var mı?

Bu yıl Suat Derviş’in Fosforlu Cevriye romanından uyarladığımız güzel bir müzikal izleyicilerimiz ile buluşuyor. Müzikalde Ayça Varlıer başrolde, Cevriye karakterini canlandıracak. Oyun geçen yıl nispeten az oynadı. Bu yıl daha çok oynayacak. Zülfü Livaneli’nin romanından uyarlanan ‘Leyla’nın Evi’bu yıl yedinci kez oynayacak.

-Projelerinizi nasıl ve neye göre belirliyorsunuz?

Goody Çocuk Tiyatrosu, Anavarza Bal Çocuk Tiyatrosu, Geberit Çocuk Tiyatrosu’nun oynayacağı oyunlar da var. Bu oyunlar sosyal sorumluluk projesi kapsamında çocuklara doğa ve hayvan sevgisini aşılayan, arılar doğadan ayrılırsa neler oluru anlatan oyunlar.

Bazı tiyatro oyuncuları kamera önünde abartılı kalabiliyor

-Dizi oyunculuğu ve tiyatro oyunculuğu arasındaki en keskin çizgi nedir sizce?

Dizi oyunculuğu biraz daha kolaydır görüşüne katılmıyorum. Dizi oyunculuğu farklı bir konsantrasyon istiyor. Çok iyi bir teknik bilmek lazım. Tiyatroda bütünlük var. Mesela dizide çekim yapmaya senaryonun sonu ile başlayabiliyorsunuz. Oyunculuk devamlılığını iyi bilmelisiniz. Senaryoya çok iyi hâkim olmanız lazım. Kamerada oynamak önemlidir kamera önü oyunculuğunu da iyi bilmeniz gerek. Dizilerde malzeme elbette gündelik. Tiyatronun malzemesi daha zengin; sözgelimi Macbeth’i oynamakla dizide herhangi bir iyi rolü oynamak aynı şey değil. Kamera oyunculuğunu uzun zamandır reddettim. Kamera önü
oyunculuğu olmaz demiştim fakat bu yıl kamera önü oyunculuğu eğitimi de veriyorum.

Tiyatroda oynayarak ev geçindiren çok arkadaşım var

-Tiyatro aşkı mutlaka çok büyük. Ama parasal olarak ne kadar tatmin edici. Dayanamayanlar kaçan gidenler hiç olmuyor mu?

Bazı meslektaşlarımız dizilerde çok büyük para kazandıktan sonra tiyatrodan geçinilmez diyor. Tiyatrodan ekmek parası kazanan çok arkadaşımız var. Her şeyden öte meslek olarak da kabullenmek gerekiyor. Yaptığınız iş mutlaka ticari olmak zorunda değil. Seyircinin seveceği anlayacağı oyunları da hedeflemek gerekir. Bu durum yapımcı için elbette zor. Birkaç yıldır devlet desteğimiz kesildi. Bir şekilde sponsor desteğiniz yoksa ayakta durmanız çok zor.

-Dostlar Tiyatrosuna uygulanan OHAL yasağı kalktı bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Dostlar Tiyatrosu için örnek bir kenetlenme, dayanışma gerçekleştiren CHP İstanbul İl Teşkilatı, Parlamenter sistemin ve demokrasinin olağan hâli sayesinde hızlı çözüm üreten milletvekilleri, yanlıştan dönmenin erdem olduğunu anlayan ve eğitimciliğe yaraşan bir olgunluk gösteren Kadıköy Lisesi yöneticileri sayesinde ifade özgürlüğü konusunda önemli bir adım atıldı.

Usta Nazım’ın sesinin tekrar yankılanmasına, mesleğinin olgunluk döneminde hâlen mesleğine yatırım yapan Genco Usta’nın emeklerinin yok sayılmamasına seviniyorum. Geçmiş olsun Dostlar Tiyatrosu’na darısı son zamanlarda kaybettiğimiz tüm değerleri kaybettiğimiz tek tek kazandığımız olaylara, alkışlar çok sesliliğe ve demokrasiye…

Bu süreçte tiyatro anlamında hayatın nasıl bir dönemindesiniz?

Sabah uyandığım zaman şimdi bu oyunu oynamanın ne gereği var diyorum. Kendimi hiçbir dönemde böyle hissetmemiştim. Bu bir acındırma değil. Üretim yapabileceğim bir dönemdeyim. Türk toplumu benden daha iyi yararlansın isterim. Ya bir otosansür ya da arkadaşımın uğradığı bir haksızlık var ve bu duruma yeterince sesimi çıkaramıyorum.

CHP’li belediyeler, teşvik edici olmalı

-Tiyatro adına değişmesi gereken bir şeyler var o zaman…

Kadıköy Belediyesi özel tiyatrolar için yapılan, Kadıköylülerin bütçesiyle yapılan salonu devlete tahsis etti. Nasıl bir anlaşma yapıldığı konusundaki tüm dilekçeleri yanıtsız bırakıyorlar. Şimdilik ayda 1 hafta, belki uzun vadede salonu hediye edecekler. Burada ciddi anlamda bir haksız rekabet var. Devlet Tiyatrosu çok sembolik rakamlarla Anadolu’nun her yerinde hizmet veriyor, bu çok güzel. Ancak özel tiyatroların salonunu elinden alması ve özel tiyatroların yanına, aynı alana gişe açması çok çirkin, özel tiyatroları öldüren bir uygulama. Anladığım kadarıyla İstanbul Devlet Tiyatrosu müdürünün işgüzarlığı. Umarım düzelir.

Kültür sanat politikasını eleştirdiğiniz CHP’li belediyelere bir mesajınız, öneriniz var mı?

Sosyal Demokrat bir belediyenin işlevi biraz da halkı bilinçlendiren oyunların sahnelenmesini teşvik etmek değil midir? Sözgelimi, Kut’ül Amare Zaferi için hazırlanan ve cumhurbaşkanının açılışını yaptığı bir oyun var. Bu oyunun herhangi bir yerde sahne bulma sorunu yok zaten, CRR’da oynandı. Bir özel tiyatronun aylık reklam bütçesi kadar ses/ışık kirası ile perde açıyor. Şimdi, Ankara Sanat Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu ödenek alamazken, Caddebostan’a da giremeyecek ama orada belki de Kut’ül Amare zaferi kutlanacak. Sizce bu doğru mu? Öte yandan Kadıköy Belediyesi, Bursa Nilüfer Tiyatrosu’na da sahne tesis etmiyor. Sosyal Demokrat belediyeler birbirini rakip mi görüyor? Birbirlerine bu kadar kötü davranma hakları var mı?

Meslektaşlarıma kapım sonuna kadar açık

-Şehir Tiyatroları’nda taşeronlaşma konuşuluyor bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Kurumun yükünü yıllardır taşıyan, kendilerine kadro bile verilmeyen 21 genç emekçinin de sanata yaraşmayan bir taşeronlaşmanın kurbanı olduklarını duydum, bu incitici uygulamaya da son verileceğini umuyorum. 13 yaşında bir çocukken sıkıyönetim mah
kemelerince işlerine son verilen ustaları gördüğüm zaman, Türkiye’nin böyle acıları bir daha yaşamaması için ağlamıştım. Özel tiyatroların olanakları da belli. Ama kötü günlerde her zaman paylaşılacak bir parça ekmek ve bir destek alkışı bulunur.

-Bugünün Türkiye’si tiyatro oyunu olsa nasıl olurdu?

Kavramların çok karışık olduğu kukla tiyatrosu. Her şey birbirine karışmış durumda. Dün tapılan adam, ertesi gün kötü olabiliyor. Ben kamplaşmaya karşıyım. Birdenbire aşağıda komşunuzu da sorgulamaya başladığınız zaman bunu tehlikeli buluyorum. Ülkece öyle travmatik olaylar atlattık ki umuyorum bunları pozitif olarak büyümeye çeviririz. Yoksa bu travmalar bizim ruhumuzu çok eskitti.

Yurt Gazetesi

Yorum


işlemi tamamlayınız: