Darülbedayi’ye Ohal Darbesi

Adsız
Bir yılı aşkın süredir uygulanan fiili başkanlık rejiminin, 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL uygulamalarıyla, bir darbe rejimine dönüştüğü günleri yaşıyoruz.

OHAL uygulamalarının sanatçıları da etkileyeceğinden bahsedilmekteydi. Nitekim bu konuda önemli bir haber geldi. Yayınlanan 667 nolu KHK’ye dayandırılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda 6 kadrolu sanatçı ile bir memur açığa alındı, 20 hizmet alımı sanatçının da ilişiği kesildi.

Açığa alınan sanatçılardan Ragıp Yavuz’un sözleri manidar: “… ben 12 Eylül’de, faşist Evren cuntasının sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandım! Aynı bugün yapılmaya çalışıldığı gibi, 1980 faşist cuntası tarafından 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası ile Şehir Tiyatroları’ndan ihraç edildim.” Bu sözler yaşadığımız dönemin neyin mahsulü olduğunu iyi ifade ediyor. 36 yıl önce gerçekleşen 12 Eylül’ün yeşerttiği Türk-İslam faşizmi, bugün kendine zararlı gördüğü sanatçıları kurumlardan atabilecek bir güce erişmiş durumda.

Ancak bu konuda bir direnişle karşılaşacakları da bir gerçek. Yüksek siyaset sahnesinde bu uygulamalara güçlü bir itiraz gelmemesine karşın 19 sanat örgütünün yayınladığı bir ortak bildiri dikkat çekiciydi. Yaşanan hukuksuzluk karşısında meslektaşlarıyla sonuna kadar dayanışma içinde olacağını belirten sanat örgütlerinin bildirisinden bir bölümü alıntılamak isteriz:

“OHAL bir an önce kaldırılmalı, örgütlenme ve inanç özgürlüğü başta olmak üzere, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde, demokratik adımlar atılmalıdır. Yargının bağımsızlığını ve halk egemenliğini güvence altına alan laik anayasal düzen süratle kurulmalı; haksız yere tutuklanan, soruşturmaya maruz kalan ve işinden olan herkesin hakları iade edilmelidir. Çözüm demokrasi, bağımsız yargı, insan hakları, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir Türkiye’de birlikte yaşamaktır.”

Öte yandan bu skandal bir kez daha şu soruları akla getirdi: Halihazırda kurumdaki “dokunulmayan” tiyatrocular ne yapacak? İstifa ve grev seçenekleri gündeme gelecek mi? Ve hepsinden önemlisi seküler muhalefetin ağırlıkta olduğu tiyatro cenahı yüksek siyaset aktörlerinden medet ummayı bırakıp kendi özerk şehir tiyatrosunu kurma atılımını gösterecek mi?

Seküler muhalefetin kurucu davranması gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Zira hükümet çağrılara kulaklarını çoktandır tıkamış vaziyette. Yenişafak gazetesi bahsi geçen tiyatrocuların kalemini kırdı bile: “FETÖ”cü oyuncular açığa alındı diyerek…

Not: Konuyla ilgili  gelişmeleri buraya tıklayarak takip edebilirsiniz.

Yorum


işlemi tamamlayınız: