‘Mesleğimizin Tabiatı Gereği Sabrımıza Çok Güveniyorum!’

sevinç erbulak[Evrensel gazetesinden Güney Zeki Göker, oyuncu Sevinç Erbulak ile İBB Şehir Tiyatroları’ndan uzaklaştırılmalarını konuştu. Söyleşinin bir bölümünü okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda “Cadı Avı” sürüyor. Darbe girişimi sonrası akla, vicdana ve sanata denk düşmeyen şeyler yaşandı kurumda, yaşanıyor. 15 Temmuz soruşturması kapsamında açığa alınan 6 kişiden birisi Sevinç Erbulak. İnsan bu cümle ağzından çıktığında kulaklarıyla senkronu yitiriyor. Ama gelgelelim haftalardır tek bir yetkili zahmet edip bir kelime bile konuşmadı haklarında… Üzerinden çok geçmeden 20 kişi daha eklendi bu 6 kişiye; bu sefer bahane ise çok daha saçmaydı: “Performans Yetersizliği”.

Öncelikle istersen bilmeyenler için biraz süreçten bahsedelim. Neler oldu? Neden bugün seninle bunları konuşuyoruz? Şehir Tiyatroları’nda başlatılan “Cadı Avı”ndan bahseder misin hâlâ duymayan sağır sultanlarımız için? Bilmeyene anlatır gibi… Neden açığa alındınız?

29 Temmuz günü çalıştığım kurumun personel şefliğinden arandım. Adıma bir zarf olduğunu ve bu zarfı en geç 1 Ağustos pazartesi sabahı saat 10’a kadar almam gerektiğini söylediler. Ne olabileceğini sorduğumda da ‘her şey olabilir’ dendi. Telefondaki arkadaş gülümseyerek böyle söylediği için aynı telefonu alan meslektaşlarımla konuşana dek zarfın içinde kötü bir şey olabileceğini hiç düşünmedim. Pazartesi sabahı, çeyrek asırdır çalıştığım kurumumda, ilk defa gittiğim müdürün odasında, 7 kişi aynı anda aynı tebliği aldık. Kağıdın üzerinde “667 sayılı kanun hükmünde kararnamenin……” diye başlayan bir cümle vardı. Ne demek olduğuna beraber baktık, şöyle yazıyordu: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği; mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, mahalli idareler personeli; valinin başkanlığında toplanan ve vali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılır”.
Bir teftiş kurulunun karşısına çıkacağımız söylendi.
O gün bugündür bekliyoruz. Neler olup bittiğini hâlâ bilmeyen biri varsa, olan şey tam olarak budur.

Neden memlekette “darbe” operasyonları devam ederken sizler kötü çocuklar seçildiniz?

Çocuk olduğumuz doğrudur. Kötüyü başka yerde aramak lazım.

Bu kararı ilk duyduğunda ne hissettin?

Şaşkınlık. Hissettiğim en belirgin şey buydu. Nasıl anlatılır bilmiyorum, akşam üzeri eve geliyorum ve evdekiler beni eşyalarımla kapının önüne koymuşlar gibi. Hiçbir nedeni yokken. Sonra benimle aynı anda, mahalleden başka arkadaşlarımın da evden atıldığını öğrenmek gibi bir şey. Onlara soruyorum, nedenini onlar da bilmiyor.

Şehir Tiyatrosu yönetmeliğinin değişmesiyle başlayan süreçten bu yana yaşadıklarımız bize az çok şunu gösterdi sanırım o kurumu genel sanat yönetmenleri yönetmiyor. Sorduğumuz soruların hiçbirine cevap alamıyoruz. O halde sizin açığa alınmanızdan tut da, “performans düşüklüğü” bahanesiyle işine son verilen 20 arkadaşımızın isimlerini kim hazırlıyor? Kim veriyor bu listeleri? İşinize kim son veriyor?

Bu kadar gün geçti, ben hâlâ kim olduklarını bilmiyorum ama demokrasi yanlısı olmadıkları kesin. 1 Ağustos itibariyle tiyatromuzdan uzaklaştırılan bize, bunu kimin yaptığını bilmiyorum ama hedef şaşırtmak için, bana ve arkadaşlarıma kumpas kurulduğunu düşünüyorum. Yani ilişkilendirilmeye çalışılan şey o kadar absürt ki, bu ülkede 79 milyon insandan kime sorulsa bir kişi bile bizim ismimizi FETÖ denen garip oluşumla yan yana getirmeyi aklının ucundan dahi geçirmez. Bunun FETÖ’cüler tarafından bilerek yapıldığını ve kamuoyuna dönük bir tür algı yönetiminin parçası olduğuna inanıyorum. Böylelikle beni ve arkadaşlarımı bu potanın içine sokarak kendilerine karşı yapılan mücadelenin anlamını zayıflatmaya çalıştıklarını düşünüyorum.

Yönetmelik değişirken buna karşı çıkan isimlerden birkaçıydınız siz de. Sence bununla bir bağlantısı olabilir mi bu kararın?

Akla mantığa sığmayan bir yönetmeliğe karşı çıkan ‘ben’ ile, ben, ben olduğum için yaptığım her şey birilerini rahatsız etmiş olabilir.

Her şey puzzle’ın bir parçası gibi duruyor buradan bakınca.

İBBŞT yönetimi bütün bunlar olurken yanında oldu mu ?

Evet. müdürümüz de, genel sanat yönetmenimiz de bizimle aynı anda öğrendi zarfın içinde ne olduğunu. O sabah.

En az bizim kadar şaşkın ve üzgündüler. Süreci birlikte bekliyoruz.

Hâlâ bekliyoruz.

Peki bu açığa alınmaya karşı nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorsunuz?

Şu anda OHAL’de olduğumuz için, bu normalde çok daha çabuk sonuçlanacak bir soruşturma iken, içinde bulunduğumuz durumun şartları bizi ve sabrımızı zorluyor.

Ama mesleğimizin tabiatı gereği sabrımıza çok güveniyorum.

Gerçeğin varlığı da, içimi rahat tutmamı sağlıyor, kim olduğumuzu biliyorum. Teftiş kurulunun karşısına çıktıktan sonra verilecek olan karardan sonra, ne yapacağımıza bakacağız.

KAÇ OYUNDA OYNADIĞIMI HATIRLAMIYORUM

Kaç yıldır bu kurumda çalışıyorsun?

1992-1993 sezonundan beri.

Kaç oyunda oynadığını hatırlıyor musun?

Hatırlamıyorum.

Düşünüyorum, sanırım 20’ye yakın oyunda oynadım.

Kimi sezon ayda 3 müzikalde rol aldım, büyük bir keyifle.

Aylık oyun programını açtığımda hangi hafta şehrin neresinde oynayacağımıza bakardık.

Zarflarımızı aldığımız günün akşamı ‘performans yetersizliği’ bahanesiyle tiyatrodan uzaklaştırılan 20 meslektaşım gibi.

Pek çoğuyla sanıyorum, hatta şimdi sayıyorum; binlerce kez perde önünde seyircimize selam vermişiz.

OYUNLARIMIZIN YÜZ AKIDIR HEPSİ

Taşeron olarak çalıştırılan ve işine bir telefonla son verilen diğer 20 sanatçı konusundan da bahsedelim mi biraz? Senin aynı sahneyi paylaştığın 20 sanatçının “performans düşüklüğü” gibi bir bahane ile atılmaları konusundan da bahsedelim mi…

Bahsedelim mi? Edelim.

Az evvel dediğim gibi ben, pek çoğuyla binlerce defa aynı sahneye çıktım. Oyunlarımızın yüz akıdır hepsi. Birkaç gün evvel onlarla çalışan yönetmenlerin altına imza attığı bir metin yayınlandı. Okumuşsunuzdur. Arkadaşlarımın mesleki yeterlilik ve performanslarına, meslek ahlakı ve liyakatlarına tanık ve kefil olduklarını söylediler. Eğer bir performans değerlendirilmesi yapılmışsa tiyatromuzun yönetmenleri tarafından yapılmadığı kesin. Böyle bir şeyi bir yerde okusam, komik. Ama maalesef günümüzün gerçeği bu. Adı üstünde işte, ‘bahane’.

Tüm bu yaşananların sonucunda peki bu sene toplamda kaç oyun sahnelenemeyecek duruma geldi biliyor musun?

Biliyorum. Onu da üzülerek saydık çünkü.

Sanıyorum, 14 büyük oyunumuz ve 4 çocuk oyunumuz perde açamayacak durumda.

“NE ÇIKAR ATEŞ BÖCEĞİ SANSALAR BİZİ?”

Tüm bunlara bakarken insanların neyi hatırlamasını istersin?

Buna cevap olarak Hint Şair Rabindranath Tagore’den bir alıntıyı paylaşmak isterim:

“Beraber geldik, beraber gidiyoruz oysa. Vakit az, paylaşmak, sarılmak için. Yaşadığımız coğrafya zor, şartlar ağır. Yüreği daha fazla küstürmemek lazım. Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan. Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.

Sevgiye çok ihtiyacımız var. Ufukta kara bir kış görünüyor. Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri. Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı. Kurtulun bu yükten. Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize. Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri. Hem hepimiz bir yıldızız. Ne çıkar ateş böceği sansalar bizi?”.

Evrensel

Yorum


işlemi tamamlayınız: