Ragıp Yavuz

Metin Boran

İstanbul Şehir Tiyatrolarında yaprak dökümü devam ediyor. Geçtiğimiz ay sezon başlarken taşeron şirketin “performans düşüklüğü” gerekçesiyle sözleşmelerini iptal ederek işlerine son verdiği sanatçıları kurumdan uzaklaştıran tiyatro yönetimi tepkiler üzerine 10 oyuncuyu tekrar kuruma çağırdı.

Ancak bu arada hakkında sayısız idari soruşturma açılan yıllarını Şehir tiyatrosuna vermiş Yönetmen Ragıp Yavuz geçen hafta temelli olarak kurumdan uzaklaştırıldı. Uzaklaştırma kararını veren kurul ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yüksek Disiplin Kurulu. Kurul, verdiği kararla Yavuz’un uzaklaştırma kararında memur olamaz ibaresi düşülerek, kamu haklarından yararlanmasına tahdit koymayı da ihmal etmemiş.

Kurulun buna hakkı olup olmadığını tartışmak hukukçuların tartışacağı bir konu, ama burada kamuoyunu ilgilendiren durum ise Ragıp Yavuz hakkında açılan soruşturmanın maddi suç delili olarak öne sürülen eylemlerin neler olduğudur. Bilindiği kadarıyla soruşturmaya konu edilen ve suç olarak atfedilen eylemler Yavuz’un sosyal medya da paylaşımları olarak gösteriliyor.

Ragıp Yavuz hırsızlık yapmamış, yüz kızartıcı bir amel içinde olmamış, yolsuzluk yapmamış, yalan söyleyerek toplumu-halkı kandırmamış, görevini ihmal etmemiş, çalıştığı işyerini itibarsızlaştırmamış, çalışma arkadaşlarını rencide etmemiş. Peki, ne yapmış da bu cezayı hak etmiş Yönetmen Yavuz, bir sanatçı ve aydın olarak ülkenin içinde bulunduğu duruma ilişkin eleştiri hakkını kullanmış, itiraz etmiş, öfkesini dile getirmiş, uyarılarda bulunmuş, sosyal gidişata dair düşüncelerini açıklamış. Bir sanatçı ve duyarlı, vicdanlı bir yurttaş olarak tedirginliklerini ve kaygılarını paylaşmış kamuoyuyla. Ama bir sanatçının düşüncelerini açıklamasına tahammül edememiş disiplin kurulunun sayın üyeleri.

Oysa bilinir, tarihte ve başka coğrafyalarda sayısız örnekleri vardır. Sanatçı toplumsal ve ahlaki sorumluluğu en üst düzeyde bilincinde taşıyan öncü ve örnek bir yurttaştır. Dolayısıyla içinde bulunduğu ülkenin ve yaşadığı toplumun daha özgür, daha demokratik ve huzur içinde barış ve kardeşlik ahlakı ve anlayışı ile idare edilmesi çabasına sanatı ve bilinciyle katkı sunar. Bu anlayışla hareket eden bir sanatçıdan rahatsızlık duyanların iyi niyetinden, kaliteli sanat ve sanatçı arayışından kuşku duyulmalıdır.  Esas bu anlayışla hareket etmeyen sanatçılar cezalandırılmalı diyesi geliyor insanın. Ülkesinin huzur içinde gelişmesine ve toplumun yaşam kalitesine sanatıyla katkı sunmaktan (makam mevki para vs. bazı menfaatler karşılığında) imtina eden, sanat ve sanatçı özgürlüğüne sessiz kalan iblislere karşı, insani duyarlılığı, toplumsal ahlakı ve vicdanının rehberliğinde sanat ortamında üretimlerde bulunan sanatçı ancak baş tacı edilir uygar toplumlarda.

Bu arada Ragıp Yavuz’u bu zor günlerinde yalnız bırakan ve kendisinden cüzamlı görmüş gibi kaçan çalışma arkadaşlarına da bir çift söz… Ragıp Yavuz ödüllü bir yönetmen olarak çoğunuzu sahneye taşıdı, görevler verdi, itibar kazandırdı, popüler ortama dahil etti, ama sizler bu meşakkatli yolda yönetmeni yalnız bıraktınız. Ne demişti Muhsin Ertuğrul Hoca: “Tiyatroda sahneler sanatçının, salonlar halkındır.” Birlikte bu cümleyi haykırsanız yeterdi.

Bir cümlede Belediye Disiplin Kurulunun üyelerine; tiyatro ve tiyatrocularla uğraşmak yerine, siz önce çevrenizdeki sinsi, ikiyüzlü, iblis, darbeci FETÖ’nün gizli destekçisi karaktersizleri uzaklaştırsaydınız, bu ülke ve toplum için daha hayırlı bir görev yapmış olurdunuz.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: