Tiyatro Adranos’dan Bir Meczup Hikayesi ‘Memd’ali’

Merve Oduk

‘’Aklımın yarısı ablamla, yarısı babamla gitti.’’

Tiyatro Adranos, kuruluşunun üçüncü yılında yazarlığını ve yönetmenliğini İzzet Boğa’nın yapmış olduğu ‘Memd’Ali’ oyunu ile sezona başlayıp seyircisini yeniden selamlıyor. 24 Ekim saat 20 :00 ‘ de Uğur Mumcu sahnesinde tek perde formatında izleme fırsatı bulduğum oyun, Meczup Memd’Ali’nin bazen kamyon parkında, bazen hırçın bir deniz ortasında, bazen de demli çaylı bir köy kahvesinde başından geçenleri akıcı ve masalsı bir dille anlatıyor. Bu hayal- gerçek arasındaki en güçlü arayış olan ‘Akıl- zaman- yer- dünya’ birliği, zaman zaman Memd’Ali’nin dünyasında  ‘akıl- zaman- yer- dünya’ arayışına evrilebiliyor.

İzleyici ortası ışıklandırılmış bir hikaye kasnağı karşısında kendini bulup seyirlik anlatıya ortak oluyor. Bu karşılayış, geleneksel tiyatromuzdaki masalsı anlatımın ve öğelerinin çağdaş tiyatroda kullanımına yönelik sahneleme çabasına güzel bir örnek oluşturmuş. Memd’Ali oyunundaki yalın sahneleme üzerinden tiyatroda devasa dekorların ne denli hantal olduğu gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Az materyal kullanımı ile bir çok farklı hikaye anlatımına olanak sağlanması, pratik zeka ve yaratıcılığın birliktelikli üretkenliği sahne üzerinde etkin bir şekilde görülüyor. Tahta sandalyeler kullanılarak yapılan dağ, oyuk, ve gemi güvertesi imlemesi, bunların hepsine boyut kazandıran hikaye kasnağındaki mekan değişimleri objeleri etkin kullanıma en iyi örneklerden yalnızca birkaçı.

Diğer taraftan, Hikaye anlatımına uygun olan metne genel olarak baktığımızda bazı boşlukların olduğu ve bu boşluklar nedeniyle anlamın yer yer seyirciye geçmediği görülüyor. İnanç, din, kapitalizm, sömürü, metafizik olaylar ve düş ile delilik kavramındaki ince çizgiyi anlatan oyunda metindeki eksikliklerden doğan açığı oyuncuların sergilediği bireysel performanslar kapatıyor. Ayrıca müziklerini Nedim Yıldız’ın üstlendiği oyunda ezgi ve dans bütünlüğünü sağlamada öylesine uyum sorunlarıyla karşılaşıyoruz ki geleneksel ortaoyunlarında kullanılan def ile icra edilen müziğin bile tek enstrümanla ne denli başarılı olabildiği gerçeğini hatırlıyoruz maalesef. Tek enstrüman ve yalın bir koreografiyle yapılabilecek tek tip müzik, belki oyunu daha az yorucu hale getirebilirdi.

Salondan naif bir hikayeye tanıklık etme heyecanı ile Adranos’un maddi kaygılar eşliğinde kurumu ayakta tutma çabası arasında kalmış bir düşünce ile ayrılıyoruz. Son tahlilde Memd’Ali’nin hikayesinde aradığımız düş ile gerçek bağı, Adranos seyircisi olan bizlerin gerçeklik arayışına paralel bir uzantı oluşturuyor. Altmış beş dakikalık geleneksel masal anlatımını çağdaş tiyatro üslubu ile buluşturan Memd’Ali, tüm sezon boyunca Nilüfer Belediyesi sahnelerinde seyirci karşısına çıkmaya devam ediyor.

 

Yorum


işlemi tamamlayınız: