3. Milli Kültür Şûrası: Kültür-Sanata El Atmak

12Geçtiğimiz günlerde 3. Milli Kültür Şûrası gerçekleşti. Şûrada, devlet tiyatrolarının “sivilleşmesinden, camilerinin tasarımlarına kadar pek çok kültürel başlık hakkında rapor hazırlandı. Raporda, Muhterem Cumhurbaşkanı’na özel teşekkürle başlayan “girizgah” kısmının ardından 17 farklı komisyonun raporu yer aldı.

Raporun sahne sanatları ayağında ise 19 madde var. Bu maddelerden en dikkat çekenleri ise her yıl %20 ödenek kesintisiyle Devlet Tiyatrolarının kademeli olarak sivilleşmesi; AKM ve benzeri binaların yönetsel açıdan ihya edilmesi; Samsun, Hatay, Gaziantep ve Kayseri’de Devlet Tiyatroları bölge müdürlüklerinin açılması bulunuyor…

Elbette bu başlıkların hepsi birer kritik tartışma konusu. Ancak biz konuya başka bir açıdan bakalım.

Örneğin, ne hikmetse bu maddeler arasında ifade özgürlüğüne yönelik saldırılar hakkında tek bir madde yok. Raporu hazırlayanlar dikkate değer görmemiş ama sahne sanatlarına yönelik her geçen hafta bir saldırı yaşanıyor! İsterseniz hemen birkaçını sayabiliriz:

Muhalif açıklamaları nedeniyle sanatçıların turnelerde salonlarının iptal edilmesi,  kültür bakanlığı yardımı başvurularında Gezi’den beri başlayan süreçte pek çok özel tiyatro kurumunun ayrımcılığa maruz kalması, ülkenin en köklü tiyatro bölümü DTCF Tiyatro bölümü akademisyenlerinin çoğunun görevden alınması, kapatılan Diyarbakır Şehir Tiyatrosu, soruşturma açılan oyunlar, satırla saldırıya uğrayan konserler… Okurken bunaldınız değil mi? Son bir vakayı daha belirtelim: yakma girişimine maruz kalan Müjdat Gezen Kültür Merkezi…

Sadece bu tablo bile sahne sanatları raporunun absürtlüğünü ortaya koymaya yetmiyor mu? En azından vergi indirimine dair bir şeyler okudunuz çeşitli gazetelerde, değil mi? Ne var ki o da görsel sanatlar komisyon raporunda yer alıyor.

İlk ikisi 1982 ve 1989 yılında yapılan milli kültür şûralarının 3. sünün bu yıl yapılıyor olması artık kültür-sanat alanına da el atıldığını gösteriyor. Bu konuda raporda yer alan “yerli ve milli eserlerin teşviki” ve “yerli yabancı oyun dengesi” gibi ifadeler de bu yöndeki kuşkuyu güçlendiriyor. Hızla ekonomik krize doğru giden ülkemizde  bu kültür şurasının birilerinin temennisiyle kalacağını öngörmek zor değil elbette.   Ancak yine de seküler toplumun etkin olduğu sahne sanatları dünyasının bu saldırgan ele, direniş ve dayanışmayla cevap vermekten başka çaresi yok.  Yoksa en önemli kalesini yitirmekle karşılaşacak. Önümüzdeki günler işte bu mücadeleye sahne olacak…

Yorum


işlemi tamamlayınız: