Sanat Alanında Hak İhlalleri – Mart 2017

sanat-meclisiMimesis Haber / Sanat Meclisi’nin yayınladığı Mart 2017 hak ihlalleri raporunu aşağıda bulabilirsiniz:

Ülkede bir yandan referandum rüzgarı estiren iktidar, diğer yandan da sanat alanının canını yakıp hakkını ihlal etmeyi sürdürüyor. Mart ayında sanat insanları politik duruşlarından ötürü hapis cezaları aldılar. Devlet Tiyatrolarına son darbeyi indirmek üzere yeni planlar yapıldı. Kürt illerinde belediyelerin başına atanan kayyımlar sanat cinayetleri işlemeyi sürdürdüler. Ayın en dikkat çeken tepkilerinden biri de dizilere senaryo yazanlardan geldi. İşte Mart ayında sanat alanının başına gelen haller.

– 7 Haziran seçimleri öncesinde terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanan müzik sanatçısı ve HDP İzmir Milletvekili adayı Pınar Aydınlar hakkında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ iddiasıyla 2 yıl ay hapis cezasına hükmetti. Ancak bu ceza üzerinden indirim uygulayan mahkeme hükmü 2 yıl 1 aya düşürdü. Avukatları, kararı temyiz edeceklerini açıkladılar.

– Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hayatını konu aldığı söylenen “Reis” adlı filmin yönetmeni Hüdaverdi Yavuz, çekim sürecinde yaşanan tatsızlıklar nedeniyle filmin galasına katılmadı ve gerekçelerini şöyle sıraladı: “Kıbrıs’ta çekimlere başlamıştık. Ekibin haftalıkları ödenmedi. Kıbrıs çekim programının bir kısmı tamamlanmadan İstanbul’a dönme kararı alındı ve hiçbir gerekçe gösterilmeden 70 gün çekimlere ara verildi. Bu arada yapım sorumluları yeniden değişti. Sonra onlar da kovuldu. Yapıma dair yapabildiği sadece finans sağlamak olan kişi filmi bitirmem için ricada bulundu. Belki artık sorun yaşamayız düşüncesiyle ekibi yeniden toparladım. Tabi kötü muamele görmeleri nedeniyle kimileri gelmedi, onları yenileriyle takviye etmek zorunda kaldım. Ekibe ödemeyle ilgili yeni sözler verildi ama yine maalesef tutulmadı, benim alacağımı ödediler, filme döndüm, ekip ise sendika avukatı vasıtasıyla yasal yollardan hak arama yoluna gitti. İşi bırakıp kaçmadım, işimiz namusumuzdur deyip filmi tamamladım. Bu kadar özveri göstererek bitirdiğim bir işte bir teşekkürü bile bana çok gördüler. Bunca yapılan şey olmamış gibi, birilerinin hakkı yenmemiş, hakarete uğramamış gibi sağda solda gülen bir suratla poz vermek ağrıma gideceği için PR çalışmalarına ve galaya katılmıyorum.”

– Milli Eğitim Bakanlığı askıya çıkarttığı ortaöğretim müzik dersi taslağından dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın adını çıkardı. İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, bunu meclis gündemine taşıdı. Fazıl Say ise konuya ilişkin bir açıklama yaptı: “Bana Milli Eğitim Bakanlığı Müfredatından çıkarılmam soruluyor, pek çok dostum bu duruma çok üzüldüğünü sayfama yazmış. Yani dostlar, üzülecek bir durum yok. Müfredat sadece okul değildir. Müfredat gönüllerde olan bir şeydir. Müfredat anne ve babanızdır, sizi özgür bir birey olarak topluma kazandırmaya çalışan. Size kitap veya müzik tavsiye edebilen aydın dostlarınızdır. Bu ülkede nice nice değerli sanatçı, aydın, hapisler yattı, öldürüldü, sürüldü, kovuldu. Bir sanatçı müfredattan korkmaz. Müfredat nedir ki? Bir sanatçı yaratamamaktan, üretememekten korkar.”

– HDP’nin Elazığ’ın Kovancılar ilçesinde 2 yıl önce Rojava için yaptığı konserde sahne alan, asıl adı Gökhan Sevinç olan sanatçı Aram Serhat, 3 Şubat 2015’te gerçekleşen konser sırasında açılan Abdullah Öcalan posteri, “Rojava’da insanlık katlediliyor” ve “Anadilde eğitim haktır” pankartları nedeniyle “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 2 gün boyunca İstanbul Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduktan sonra Elazığ Emniyeti’ne sevk edilmişti.

– Kapatılan Özgür Gündem Gazetesinde Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği yapan tiyatro sanatçısı Jülide Kural ile Özgür Gündem yazarı İlham Bakır’ın yargılandığı davaya bakan savcı, Kural’ın “terör örgütü propagandası” yaptığı gerekçesiyle 10,5 yıla kadar hapsini istedi. Bakır’a biçilen ceza ise 7,5 yıl hapis. Mahkeme, Jülide Kural hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi ve cezayı erteledi.

– Kültür politikalarına yön verecek 3. Milli Kültür Şurası’nın sonuç raporuna göre; devlet, şehir ve belediye tiyatroları, özel tiyatrolara benzetilerek özelleştirilecek. Karar uzun süre rafta bekletiliyordu. Devlet Tiyatrolarının ödeneklerinde 5 yıllık süre içinde her yıl yüzde 20 oranında kısıtlamaya gidilecek bu kurumlar ‘devlet teşviki ve özel iyileştirmelerle’ sivilleşecek. Bu kurumlarda çalışan çoğu sanatçı emekliliğe teşvik edilecek. Bundan böyle sahne sanatları repertuarında yerli ve yabancı eser dengesi ‘milli değerler’ gözetilerek sağlanacak. Devlet orkestralarının performansları da değerlendirilecek.

– Ahmed Arif’in Diyarbakır’da bulunan büstüne saldırı düzenlendi. Şairin büstü yerinden söküldü ve kaidesine zarar verildi. PEN Türkiye Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklama şöyle:

“Şiirimizin asi kalemi Ahmed Arif’in 90. yaşını kutluyoruz. Kutlama hazırlıkları, 1927 doğumlu büyük şairimizin, 2002 Mayıs ayında Diyarbakır Sur’da yaptırılan büstünün tahrip edilmesiyle başladı.” Şairin oğlu Heykeltıraş Filinta Önal tarafından 2002 yılında yapılan büst, surların hemen dışında, tek kapı ile çift kapının arasındaki yeşil alanda bulunuyordu.

– Müzik sanatçısı Atilla Taş hakkında, 2014 yılında attığı “Edison bu günleri görse, ampülü icat etmezdi” şeklindeki twitter paylaşımı nedeniyle 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor. “15 Temmuz Darbe Girişimi”  sonrası başlatılan operasyonlar kapsamında ‘FETÖ’ iddiasıyla tutuklanan sanatçı Atilla Taş, ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla yargılandı, kabul edilen iddianameye göre Atilla Taş bu paylaşımı ile ‘hükümet aleyhinde kamuoyu oluşturmak’ suçunu işlemiş.

– Kızıltepe’de yapılan Newroz’da söylediği şarkılar gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Koma Denge Amara solisti Abdullah Ayav, söylediği şarkılar “örgüt propagandası” sayılarak tutuklandı ve Mardin E Tipi Kapalı Cezaevine götürüldü.

– Diyarbakır’da Sanat sokağında müzik yapan grup polislerce engellenmek istendi. Yenişehir ilçesinin Ofis semtinde bulunan Sanat Sokağında gitarı ve kemanıyla ezgiler seslendiren bir grup genç, sokağa giren polisler tarafından “valilik izniniz yok” denilerek engellemek istendi. Polislerin engellemesine rağmen müzik dinleyen insanların sahiplendiği genç grup, ezgiler seslendirmeye devam etti.

– Batman Belediyesi tarafından 2006 yılında inşa edilen Yılmaz Güney Sinemasının şaibeli bir yangında aldığı hasar sonrasında yıkımına başlandı. Geçtiğimiz aylarda şaibeli bir şekilde çıkan yangında kullanılamaz hale gelen Yılmaz Güney Sineması’nda yıkım çalışmalarına başlandı. 11 Eylül 2016 tarihinde belediyeye kayyım atanması sonrasında sinemanın kapısına kilit vurulmuştu. Kentin en işlek noktasındaki sinema salonunun ranta açılmasından endişe ediliyor.

– Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesindeki Mervani Parkında bulunan ve Mervani tarihini anlatan kabartmalar kayyım talimatıyla kırıldı. Yenişehir Belediyesi tarafından 2012 yılında hizmete açılan parka verilen ‘Mervani’ ismi de Diyarbakır Valiliği tarafından kabul edilmemişti. Bunun üzerine belediye parka ‘Mervani’ isminin verilmek istendiğini ancak valiliğin bu ismi yasakladığına dair bir tabela asmıştı. Mervaniler, 983-1085 yılları arasında Diyarbakır ve çevresinde hüküm sürmüş bir Kürt hanedanlığıydı.

– Yerli dizilere senaryo yazan 97 yazarın yayınladığı protesto bildirisinde özetle şu görüşlere yer verildi: “Dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan, sadece hakkıyla üretme sürecini değil, izleme sürecini de imkansız kılan 120-150 dakikalık diziler yazmaktan dolayı şiddetli mutsuzluk içindeyiz. Şişirilmiş bölümler yazmaktan ötürü mutsuzuz. Her hafta 140 dakikalık metin üretmek için, hayatımızda başka hiçbir şey yapmaya fırsat vermeyecek şekilde çalışmaya mecbur olmaktan ötürü mutsuzuz. Yazdığımız dizilerin her bir bölümünün, yurt dışına satılırken üçe bölünmesi ve çarpı 3 bölüm para kazandırması uğruna, sinema dilinden uzak, günlük hayat ritminde akan senaryolar yazdığımız için mutsuzuz. Bu tempo yüzünden çok hızlı yıprandığımız, yıprandığımız için de, yapımcıların kolayca senarist değiştirebilme halinden ötürü mutsuzuz. Süreler yüzünden hikayelerimizi hızlı tükettiğimiz, sonrasında top çevirerek kendi hikaye ve karakterlerimize ihanet eder duruma düştüğümüz için mutsuzuz. Uzun süreler yüzünden hikayesini sezon finalinden önce tüketen, tükettiği için de sezon ortasında final yapan diziler ve işsiz kalan bütün dizi çalışanları adına mutsuzuz.”

– Tiyatro sanatçısı Nurseli İdiz, İstanbul’da polise mukavemet iddiasından hakkında açılan dava ile ilgili olarak İzmir’de gözaltına alındı, hakim önüne çıkarıldı ve daha sonra serbest bırakıldı.

Mart ayında sanat alanının ortaya yansıyan hak ihlalleri bunlar. Sanat alanında herkes 16 Nisan referandumu sonrası gelecek büyük saldırıları bekliyor. Bakalım referandum sonrası sanat alanının başına ne çoraplar örülecek.

Yorum


işlemi tamamlayınız: