Kayyımdan Önce Tiyatrocu Kayyımdan Sonra Köfteci!

Meltem Dağcı’nın kapatılan Diyarbakır Şehir Tiyatrosu emekçilerinden Vural Tantekin ile yaptığı ve Gazete Duvar’da yayınlanan söyleşisini paylaşıyoruz.

İçişleri Bakanlığınca Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyum, 1990 yılından beri faaliyet yürüten Şehir Tiyatrosu’nu kapattı. Oyuncuların işten çıkarılması ve tiyatronun kapanmasından sonra bir kısım oyuncular ‘Amed Şehir Tiyatrosu’na geçmiş bazıları ise işsiz kalmıştır. Vural Tantekin de işsiz kalan tiyatro emekçilerinden sadece birisi… Tantekin ile tiyatro ve ihraçlar üzerine söyleştik.

Öncelikle geçmiş olsun demek istiyorum. Diyarbakır Şehir Tiyatrosu kapandı artık. Görev alan 31 tiyatro oyuncusunun da sözleşmeleri yenilenmeyerek işten çıkarıldılar.  Buna dair söyleyecekleriniz nelerdir?

Belediye bünyesindeki konumuyla şehir tiyatrosu kapandı doğru. Ama kentte tiyatro ve sanat bitmiş değildir. Arkadaşlarım Amed Şehir Tiyatrosunu kurarak bunu kanıtladılar. Hayat devam etmektedir. Tiyatro ise asla ve asla bitmeyecek.

Malum OHAL süreciyle birlikte tiyatroya da nasıl bir yaklaşım olduğunu görmekteyiz. Tiyatro oyuncularına da dokunan hançerli bir eldir tepemizdeki. Tiyatro neye karşı direniyor?

Zulme, umutsuzluğa, sevgisizliğe, yaşama uygulanmak istenen sansüre vesaire her şeye karşı direniyor.

Biz bu sahneyi bir yerden hatırlıyoruz. Şehir Tiyatro oyuncularından açığa alınan oyuncuları anımsıyorum. Sevinç Erbulak, İrem Arslan, Arda Aydın gibi birçokları. Meslektaşları paylaştıkları mesajlarla dayanışma içerisindeydi. Destekleriyle size ses olanlara dair söyleyecekleriniz vardır sanırım?

Maalesef Diyarbakır Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunun kapanma sürecinde muhalif birkaç grup dışında ülkenin batısından bize destek amaçlı hiçbir ses çıkmadı ve hatta bizimle aynı kentte tiyatro yapan kocaman Devlet Tiyatrosu oyuncularından bile.

İstanbulimpro, seyyar sahne, destar, Hollanda’dan TheaterRast ve adını anımsayamadığım birkaç küçük grup ve Irak Kürdistan bölgesi ve İran’dan kimi tiyatro grupları dışında, Hiç kimse ama hiç kimse duymadı bizi. Çünkü biz Kürtçe tiyatro yapan bir gruptuk ve kulaklar bizim sesimize sağırdı.

Şimdi ne yapıyor peki Vural Tantekin?

Şimdi hayatını idame ettirmek, faturalarını ve kirasını ödeyebilmek için köftecilik yapmakta. Yüzlerce oyun, diziler, sinema filmlerinde oyunculuk ve sonrası başka bir sanat dalı olan mutfakta yemek yapma sanatı.

“Goşto” (Etçi) adında bir köfteci dükkânı açtınız. Tiyatro, yaşamınızda yer alacak mıdır ilerleyen zamanlarda peki? Perdeyi tamamen kapatmanız diye umuyorum?

Tiyatro her daim yaşamımda olacak tabii ki. İleriki zamanlarda neden olmasın. Çünkü benim en büyük hayalim sahnede ölmek.

Diyarbakır Büyükşehir Tiyatrosunda 27 yıl oyunculuk yaptınız. Biriken anılarınızdan kısa bir tanesini paylaşır mısınız bizimle?

O kadar çok ki anımsamak bile başlı başına bir problem. Hollanda turnesine gidecektik bir servis minibüsü bizi evlerimizden alıp havaalanına götürecekti. Minibüsün üzerinde LİCESUR diye bir tabela var. Bu tabela herkese bildirilmiş yanlış araca binilmesin diye. Ekipte bizden yaşça büyük Mesut ağabeyimiz vardı Mesut ERENCİ. Mesut ağabey durakta servisi beklerken üzerinde ELİCESUR azılı bir minibüs geliyor.

Mesut ağabey el kaldırıp durduruyor ve biniyor bir süre gittikten sonra fark ediyor ki minibüste tanıdık kimse yok! Şoföre soruyor ağabey bu tiyatrocuları Hollanda’ya götüren servis değil mi? diye. Şoför, “Hayır bu Lice’ye gidiyor” deyince, Mesut ağabey “Dur ben yanlış binmişim ineceğim” diyor. Tabii minibüs şehirden 20 km uzaklaşmış, Mesut ağabeyimiz minibüsten inip taksiye binerek zorla da olsa havaalanına yetişmişti.

Son olarak, Türkiye’de tiyatro adına arzuladığınız değişimler nelerdir?

Bu soruya Türk tiyatro dünyasındaki bencil ve yalaka sınıfın egemen olduğu ve kendi kıçları dışında kimseyi düşünmedikleri için yanıt vermek istemiyorum. Kısaca her şeyin değişmesi ve bir tiyatro akımının oluşması lazımdır.

Gazete Duvar

Yorum


işlemi tamamlayınız: