Adalete İnanmayıp Kullananlar

Memleketimizde adalet, iktidar karşısında “mahcupça eğilenlere” esaret. Tanrıça Themis’in terazisi çalınmış. Kılıcının hareketleri ise çirkin bir denizanasıyla boğuşan bir bıçağın biçare çırpınışlarını andırıyor.

İşte bu ahval ve şeraitte Silivri’de bir davada yazarlar değil, Cumhuriyet yargılanıyor…

Memleketimizin başka bir köşesinde Talim ve Terbiye Kurulu Başkanımız müfredattan çıkardığı evrim hakkında akla ve mantığa talim yaptırıyor. Evrime inanma evrimsiz de kalma dercesine bir misale sarılıyor: Elindeki tornavidaya inanmadığını ama kullandığını söylüyor.

Adalete inanmayıp adaleti kullananlar gibi… Hatta itirazları duydukça içinden de ekliyordur kim bilir: “Şu mengenenin vidalarını biraz daha sıkıştırmak gerek sanki…”

Onun arzusunu Ankara’da bir mahkemede yerine getiriyorlar. Öğretmenlikleri ellerinden alınsa da bedenleriyle direniş dersi veren Nuriye ve Semih’in tutukluluğuna devam deniyor. Üstelik mahkemede kendileri yokken, üstelik avukatları da tutuklanmışken…

Kimileri adalet için direniyor. Kimileriyse yalan söylemekten yorulurlar diye bekliyor. Belki de Beckett’in meşhur ikilisinin sözleri zihinlerinde yankılanıyor:

“-Ee? Ne yapıyoruz?

Hiçbir şey yapmayalım. Bu daha emniyetli olur.”

“Bir şey yapalım” diyenler için:  Cumhuriyet davası 25 Eylül’de, Çağlayan’da!

Diren Adalet!

Diren Demokrasi!

 ***

Not: Adaletin kırıntıları da ellerinden alınan kimi sanatçıları ve yaşanan kara komedilere itiraz edenleri öğrenmek isteyenler Sanat Alanında Hak İhlalleri adlı raporu okuyabilirler.

 

Yorum


işlemi tamamlayınız: