Yazar, Dergi, Tepki: Hepimiz Kusursuzuz

[Aslı Tohumcu’nun Bavul dergisinde yayınlanan “taciz” konulu yazısına büyük tepkiler yağdı. Ümit Kıvanç ise P24 platformunda bu yazıyı ve gelen tepkileri değerlendiren bir yazı kaleme aldı. Yazarlık, editörlük v dergi bağlamında ele aldığı yazıyı okuyucularımız için paylaşıyoruz.]

Bavul dergisine Aslı Tohumcu’nun yazdığı yazı, çok kişinin ilgisini çeken hemen her olayda olduğu gibi, bütün kalitemizin yerlere saçılmasına yol açtı. Pek çok soruyu ve sorunu da yeniden ortaya getirdi. Ele alınması gerekenlerin çoğunu ele almaya çalışacağım.

Başlamadan belirtmem gereken üç husus var.

Birincisi, yazarı ve dergiyi çıkaranları tanımıyorum, haklarında olumlu veya olumsuz herhangi bir yargım yok. Ancak tacizi, pedofiliyi hafifseyeceklerini düşünmüyorum, teşvik edeceklerine asla ihtimal vermiyorum. Onlarla ilgili olarak, şuursuzluk, pişkinlik, zeytinyağı sendromu gibi başlıklar altında, biraz da yazarlık, editörlük, dergi bağlamında konuşacağız.

İkinci olarak, yeni bir linç fırsatı bulmuş olmaktan ötürü gözleri parlayarak, ağızlarına doldurdukları pislikleri etrafa püskürten bazılarını ise tanıyorum. Haklarında feci yargılarım var. Meselelerinin taciz veya pedofili falan olmadığından eminim. Bunların gündelik toplumsal pratikleri zaten hepimiz için başlıbaşına taciz. Karakter cellatlığını tatmin aracı olarak kullanıp linçlere öncülük eden bu zevata yeniden gün doğmasına fırsat vermeden konuşmaya çalışmak zorundayız.

Üçüncü olarak, bu olayı nasıl bir ortamda yaşadığımızı hesaba katmamız gerektiğini hatırlatacağım. Yarın bir savcı, yazar hakkında, dergi yazıişleri hakkında dava açabilir. Edebî başarısızlık, sosyal sorumsuzluk, kötü editörlükten değil; tacizi, pedofiliyi teşvik etmekten. Birileri, dergiyi çıkaranlara saldırabilir. Fırsat bu fırsat, münafıkların okuduğu bir dergiyi ortadan kaldırmak isteyenler çıkabilir. Bu yüzden, kabahatleri, suçları, tepkileri yerli yerine oturtmakta fayda var. Umarım şimdi diyeceklerimin buna katkısı olur.

Yazı

Yazar Tohumcu, tacizci açısından kaleme almayı denediği yazısının özellikle otobüste çocuk tacizini konu ettiği bölümünde, adlı adınca söyleyeyim, çuvallamış, amaçladığının aksine yarayacak bir metin ortaya çıkarmış. Bu tarz çuvallamalar her yazarın başına gelebilir. Konu böylesine nazik olmasa bu yalnız yazarın ders çıkarması gereken bir başarısız deneme olarak kalacaktı. Ama ele aldığınız mevzuya göre, edebiyatın da dikkate alması gereken sınırlar karşınıza çıkar. Bunları aşmaya kalktığınızda özenli olmalı, edebiyatınızın gücü ve metne sindireceğiniz duygu ve tavırla meşruiyetinizi yaratabilmelisiniz. Sonra, yazacağınızın gerçek insanların hayatına tesirini umursamayacaksanız zaten niye toplumsal meseleyi ele alasınız?

Yazının esas tepki çeken ilk parçasının zorunlu özen seviyesinden yoksun olduğunu söylemeliyiz. Metnin gerikalanı içinse, daha çok hafiflikten söz edebiliriz. Aslında yaşantı deneyimi sınırlı bir büyükşehirlinin, büyük bir sorunu kavramak bakımından fazlasıyla yetersiz kalan yüzeysel sözlerini okuyor gibiyiz. Anlattıkları konu edilmeyecek şeyler midir? Elbette edilebilirler. Edilmeliler de ayrıca. Ancak bir yazarın bunları konu edişinden, en çok bir hikâye eskizi olabilecek, alelacele çiziktirilmiş gibi duran şeylerden fazlasını bekleriz. Tohumcu’nun “tacizci erkeğin psikolojisini çözdüm” iddiasını -metin ister istemez böyle bir iddia taşıyor- karşılayamayışı da eleştiri konusu edilmeli, ama şu anda edebî tartışmayı uzatmak lüks kaçacak. Mühim bir nokta: dallı budaklı, büyük bir insanlık sorunu olarak taciz-tecavüzü konu ederken, kendi sınırlı tecrübemizin muazzam bir olayın yalnızca ufak parçaları olduğunu bilmek ve hissettirmek şart ki, Tohumcu’nun metni bize bunları değil aksini hissettiriyor.

Aslı Tohumcu’nun herhangi bir şekilde tacizi-tecavüzü hafifsemek veya bunlardan şehvetli dille bahsederek ilgi toplamak gibi bir amacının bulunduğunu düşünmüyorum. Bu dangıllığı yapacak erkek daha kolay bulunur da, bir kadının böyle bir şey yapması için gerçekten çok kötü insan olması lazım; meselâ -yaşanmış olaydır:- dizi senaryo ekibine, seyircinin seveceği, özdeşleşeceği esas oğlanın, dizinin ilerleyen bölümlerinde kavuşup aşk yaşayacağı esas kadına tecavüz etmesini öneren TV kanalı sorumlusu gibi. Tohumcu böyle biri değil; belli.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Yorum


işlemi tamamlayınız: