Nereye Gidiyoruz?

Metin Boran

Olağanüstü hal yasası ve kanun hükmünde kararnameler yürürlüğe sokularak kuşatıldı ülke…  Yanı başımızda adına ‘harekat’ denilen bir savaş ısrarla sürdürülüyor… İktidarın icraatlarına karşı cümle kurmak, eleştirel söz söylemek, açıklama yapmak artık neredeyse imkânsızlaştı. En son, asli görevi ‘sağlığı ve yaşamı savunmak’ olan doktorlar hakkında soruşturmak açılarak gözaltı operasyonu yapıldı. Sindirme harekâtı devam ediyor… Nereye kadar gideceği de şimdilik belli değil. Aziz Nesin üstadın bugün yaşananlarla paralellik oluşturan 1947 yılında sorduğu Nereye Gidiyoruz, sorusunu şimdi bir kez daha sormanın zamanı… Nereye Gidiyoruz?

İktidarın sindirme ve korkuya sevk etme politikası, nedense hep sanatçı, edebiyatçı ve duyarlı aydınları hedef alıyor… İktidar odakları bir yanda özgürlük ve demokrasi nutukları atarken bir yanda da sanata sanatçıya baskı devam ediyor…

Geçtiğimiz haftalarda yazmıştım Ümit Denizer’in yazdığı, Rutkay Aziz ile Taner Barlas’ın birlikte oynadıkları “Adalet, Sizsiniz” oyunundan sonra şimdi de Onur Orhan’ın yazdığı ve Barış Atay’ın oynadığı Sadece Diktatör oyunu İstanbul’dan sonra Anadolu’da birkaç şehirde aynı anda yasaklandı… Bu antidemokratik yasaklama kararı sınırlı sayıda tiyatro topluluğu ve sanatçı tarafından tepkiyle karşılanırken, bu ‘maksatlı’ yasakçı zihniyet karşısında başta Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş olmak üzere, üniversitelerin tiyatro bölümleri ve tiyatro dışı çeşitli sanat kurumları utanç sessizliğine gömüldüler…

İktidarın, halkın genelini antidemokratik yasalarla korku cenderesinde koyduğu toplumun suskunluğu, sanatçıların genel tepkisizliği işi iyiden iyiye zıvanadan çıkarmaya başladığı görülüyor…

Bu arada bazı yılışık televizyon ve sahne yüzleri ve gazeteci görünümlü bazı şahıslar sinsi bir zavallılık içinde militarist kostümlerle, öldürme histerisiyle savaş kışkırtıcılığı yapmakta beis görmüyorlar ve Ragıp Duran ifadesiyle apoletli medyada yer alıyorlar…

Bu yasaklama, imha etme ve üzerine vazife olmayan işlerde görev alma histerisine kapılmış insan müsveddesi bu defa Batman ilinde karşımıza çıkıyor. Batman’da kerameti kendinden menkul, işgüzar bir bürokrat, yetkisi dahilinde olmayan işe girişiyor ve şehre turneye gelen Adana Devlet Tiyatroları’nın ‘India Bankası’ oyununun beğenmediği bölümlerini yasaklama girişiminde bulunuyor.

Bu ahmak bürokrat bilmiyor ki Devlet Tiyatroları’nın sahnelediği oyunlara oyuncular ve turne sorumlusu müdahale edemez… Yetki genel müdürdedir bunu bilmiyor veya öyle davranıyor. Devlet Tiyatroları’nın tarihinde sanırım ilk kez olan bu trajikomik olayda Batman İl Kültür Müdürlüğü çalışanları iki günlük turneye gelmiş topluluğun oynadığı, konusu Fransa’da bir bankada geçen oyunun iki sahnesinin “müstehcen olduğu” gerekçesiyle kaldırılmasını istiyor. Tiyatronun oyuncularının “böyle bir yetkilerinin olmadığını” belirtmesi üzerine ilk temsilini yapan tiyatronun ikinci gün oyunları “hiç seyirci gelmediği gerekçesiyle” iptal edilerek topluluk şehirden gönderiliyor. Peki, nereye gidiyoruz?

Bu sansür girişiminin sorumlusu işgüzar, cahil ama sinsi, yasakçı bürokrat tipi ülke geneline yayılmış durumda epey zamandır… Seküler sanatın karşısında duran, yasaklama ve sansür girişimiyle sanatçının üretimini zorlaştıran, sanat eserlerini ayıplı, ucube, müstehcen bulan bu kafalar merkezi iktidarın taşra uzantısı olarak görev yapıyorlar. Tanıyoruz bunları… Peki, nereye gidiyoruz?

Artı Gerçek

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: