Eypio: Sanatçılar Kuşatma Altında, Rapçiler Zinciri Kırıyor

[Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com]Rap müziğin ‘Ahmet Kaya’sı Eypio ile Türkçe rap ve yeni çalışmaları üzerine konuştuk. Eypio, “Şu dönemde rapçilerden başka kimse bir şey söyleyemiyor. Sanat camiasının belli bir kesimi kuşatma altında. Rapçiler onların basıncını alıyor” dedi.


DUVAR – 
 Eypio’yu iki yıl önce çıkardığı ‘Günah Benim’ ile tanımayan kalmadı, adeta zirveye taht kurdu. Ama aslında 17 yıla dayanan bir müzik geçmişine sahip. Tabiri caizse ‘modası geçmeyen’ bir işe imza atan Eypio’nun Youtube dinlenmesi 200 milyonu aştı. Şarkı sözleri ve tarzı ile farkını ortaya koyan rapçi şimdilerde Çukur dizisi için yaptığı ‘Gömün Beni Çukura’ isimli parçasıyla dillerde… Üstelik sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından ilgi görüyor. Şimdilerde müzik piyasasında hiç olmadığı kadar çok rap konuşulurken sözü Eypio’ya bırakıyoruz.

a.p.o’dan Eypio’ya geçiş hikayenizden bahseder misiniz?

Eypio hikayesi beş yıla dayanıyor. Benim Asıl ismim Abdurrahim. Apo diyorlardı bana. Hollanda’da müzik yaparken yabancı bir grup vardı. ‘İsminiz nasıl telaffuz ediliyor Eypio gibi mi?’ diye soruyorlardı. Eypio hoşuma gitmişti. Apo Google’landığında terörle ilgili şeyler çıkıyordu. Onun önüne geçmek için harflerin arasına nokta koymaya karar verdim. Yanlış anlaşılma olmasın diye. Sonra da zaten Eypio’yu kullanmaya başladım ve beş yıldır böyle.

‘Günah Benim’den sonra hayatınızda neler değişti?

Çok şey değişti. İnsanlar tarafından tanınır olduk. Şarkı radyolarda çaldı, televizyonlara çıktı, sokakta insanlar fotoğraf çektirmeye başladı. Çok iyi müzisyenlerle tanışma fırsatım oldu. İyi sahnelerde şarkı söyleme fırsatı buldum. Eskiye nazaran para kazanmaya başladık. Büyük değişiklikler oldu ama arkadaşlarım, eşim dostum yine aynı.

‘EMEĞİN BOŞA OLMADIĞINI GÖRMEK EN BÜYÜK KAZANÇ’

Size en büyük kazancı ne oldu?

Emeğimin boşuna olmadığını görmek benim için en büyük kazanç oldu. Boşa kürek çekiyormuş duygusu her şeyden önce yorucu bir şeydi.

Şarkı sözünüz ve tarzınızla Türkiye’deki alışılmış rap’in dışındasınız. İnsanlar sizi hangi yönünüzle sevdi sizce?

Sözlerin etkisi diyebiliriz tarzın ötesinde. Anlamı, derinliği, samimiyeti, yapay olmaması insanları etkiledi diye düşünüyorum. Ben Underground yaparken de çoğu rapçi gibi değildim. Şimdiye göre daha sertti ama okuma tarzım, kelime seçimim o zaman da farklıydı. O dönem rapçiler yine hızlı hızlı flap yapıyordu. Ben yine bu şekilde söylüyordum. Farklı olmak için değil aslında bu şekilde daha çok seviyorum.

‘HIZLI RAP İYİDİR’ YANLIŞ BİR DÜŞÜNCEYDİ’

Türkiye’deki “Hızlı rap her zaman iyidir” anlayışını da kırmış oldunuz. Bu konuda ne söylersiniz?

“Hızlı rap iyidir” yanlış bir düşünceydi ama ilk dönem çıkan rapler böyle olduğu için ikinci ve üçüncü kuşak rapçiler de buna meyletti. Aslında rap’in ana temasından uzak bir bakış açısı bu. Çünkü rap bir şey anlatmak üzerine kurulu bir müzik türü. Çok hızlı olup anlaşılmayınca bir kopukluk oluyor. İnsanların kafasında bir ışık, gülümseme, düşündürme bırakmak için anlaşılması gerekir. Türkiye ne yazık ki bir dönem hızlı söylemek çok iyi ve makul bir şey gibi görüldüğü bir dönem yaşadı. Partilerde ‘En hızlı kim söylüyor?’ yarışmaları yapılırdı. Ama kimse kimsenin ne dediğini bilmiyordu. Şimdi biraz daha değişiyor durum.

Şiirle aranız nasıl? Sizce iyi bir rap şarkı sözü yazarı aynı zamanda iyi bir şair midir?

Kısmen öyledir tabii ki. Ben hiç şiir yazmadım ve denemedim. İstiklal Marşı’ndan başka da bildiğim bir şiir yok galiba. Ama şiirle rap birbirine çok benziyor. Zaten rap’in açılımı ‘Ritmik Amerikan Şiiri’ anlamına geliyor. Son dönemde Youtube’tan Nazım Hikmet şiirlerini dinliyorum. Ama yazma girişimim olmadı şimdiye kadar.

Türkçe sözlü müzik yaptığınız halde yurtdışından da çok güzel dönüşler alıyorsunuz. Bu müziğin evrenselliğinin kanıtı mı sizce?

Son dönemde dünyada çok farklı tarzlar dinleniyor. Balkanlar’dan çok büyük bir atak var. Farsça, Arapça şarkılar çıkıyor. Müziğin evrensel kısmı biraz ön plana çıkmaya başladı. Onlar çıkmasa bile oradan alınan sample’ler ufak müzik melodi parçaları onları ön plana çıkarıyor. Gitgide yayılmaya başladı. Geçen bir şarkı dinliyordum. Balkan zannediyordum Ermenice çıktı.

‘KÜRESELLEŞME MÜZİKTE KENDİNİ GÖSTERDİ’

Uluslararası bir karma mı oldu müzikte?

Evet, oldu. Küreselleşme denen olay müzikte de kendini göstermeye başladı. Amerika’da İngiltere’de yapılan işler hep birbirine benziyordu. Tekrar ediyordu ve yenilenmeye gitmek için değişik arayışlara başlandı. Selda Bağcan’ın Avrupa’da çok dinlenmesi ve festivallere katılması bunun bir örneği. Ve bu akım gitgide büyüyerek gidiyor.

Sizi şaşırtan bir ülkeden dönüş aldınız mı hiç?

Çukur dizisi müziğinden sonra Katar ve Azerbaycan iTunes’ta ilk üçe girmiş. Şili’den mesajlar geliyordu, sözlerini merak ediyorlar. Şili dünyanın bir ucu! İlginç tabii…

‘Gömün Beni Çukura’ parçası son dönemde çok popüler. Bu diziye şarkı yazmanızda kriter ne oldu?

Belçika’da arkadaşımın evindeydim. Sobaya kömürü attı. Çıtır çıtır yanıyordu. Bu dizinin birinci bölümüne denk geldim. Ercan Kesal’ı gördüm. İlgimi çekti izledim. Hoşuma gitti. Türkiye’ye döndükten üç gün sonra Saki Çimen Çukur’a şarkı yapmak isteyip istemediğimi sordu. İsterim dedim. Yaptık gönderdik ve çok beğendiler. İnsanlar da çok beğendi. Güzel reaksiyonlar aldık. Planlı bir şey değildi.

‘ÇUKUR’UN DÜNYASI BİZE UZAK DEĞİL’

Parçanın sözleri nasıl ortaya çıktı?

Dizinin birinci bölümünü izlediğim için ana temasını anlamıştım. Bir de mahallede geçtiği için dünyası bize çok uzak değildi. O yüzden yazarken çok sıkıntı çekmedim. Konusu olduğu için yazmak daha kolay olabiliyor. Yazarken keyif aldım. Kendimi dizinin içinde canlandırdım. Birine bir şey yaparken insanda bir tedirginlik oluyor öncesinde… ‘Acaba?’ dedim ama sevildi.

‘ORTAOKUL-LİSE DÖNEMİM AHMET KAYA İLE GEÇTİ’

Ekşi Sözlük’te hakkınızda Ahmet Kaya’nın rap versiyonu benzetmeleri yapıldı. Buna ne dersiniz?

Çok dinlerdim Ahmet Kaya’yı. Ortaokul, lise dönemim onunla geçti. Her şarkısını biliyorum diyemem ama hepsine bir yerinden eşlik edebilirim. Teyzemin Ahmet Kaya kasetleri vardı. Ondan çalardım hep. Ahmet Kaya’nın da bir rap tarafı vardı. Sözlerindeki muhalif tarafı, aşkı anlatırken ki sadece ‘senin için ölüyorum’dan öteye gitmesi… Sadece aşkın bir kadına değil, başka olaylara, başka konulara olabileceğini gösterdi bize. Bu tip yorumlar beni çok mutlu ediyor açıkçası. Bir Ahmet Kaya olabilmek mümkün değil. Ama en azından onu çağrıştırmak hoşuma gidiyor. Benzemek için özel bir çabam yok ama belki çok dinlemenin verdiği etki olabilir.

Türkçe rap özellikle son dönemde kitlesinden sıyrılıp halka indi. Listelerde başı çekiyor. Bunun sebebini neye bağlıyorsunuz?

Şu dönemde rapçilerden başka kimse bir şey söyleyemiyor. Sanat camiasının belli bir kesimi kuşatma altında. Rapçiler onların basıncını alıyor. Çünkü rapçiler mahallenin serserisi ve ne dese olur durumu var. Bundan on yıl önce 15 yaşında rap dinleyen çocuk şimdi 25 yaşında. Alım gücü var. Z kuşağı artık rapi biliyor. Bunların etkisi var.

Rap müzisyenleri kurtarılmış bölgede gibi yani. Gelecekte sıkıntı yaşar mı dersiniz?

Rapçilerin bundan sonraki tavırlarıyla alakalı. Artık herkesin kaybedecek bir şeyi var. Herkes para kazanıyor. Farkındaysanız rapçiler birbirine de artık diss atmıyor. Aslında bundan sonra ne olacağı biraz bize bağlı. Artık önümüzdeki günlerde yaraya tuz mu basacağız yoksa pansumana mı geçeceğiz onu zaman gösterecek.

Diss’leşeme yok dediniz. Rap müzisyenleri artık birbirine daha fazla sahip çıkıyor gibi. Birlik olma zamanı mı ne dersiniz?

Birliktelikler hep ihtiyaçtan doğar. Esasında kimse birlik olmak istemez. Son dönemdeki birliktelikler ve öncesi hep öyleydi bence. Diss olayında neyi ne kadar kaybetmeyi göze aldığınla alakalı. Birliktelik güzel bir şey ama bunun asıl neden ya da ne şekilde olduğuna bakmak lazım. Saçma sapan birbirimize laf atacağımıza işimize odaklanıyor olmamız daha güzel. Böyle bir rüzgar yakalanmışken kimse bunu kaybetmek istemez. Onun için şu an diss’siz bir hayat güzel.

Müziğinizi İstanbul’da bir semte benzetseniz bu hangisi olurdu?

Zeytinburnu. Ben çok kültürlü bir mahallede büyüdüm. Kırgız, Tatar, Özbek, Afgan, İranlı… Benim müziğim gibi orası da çok kültürlü. Müzikal olarak da hepsinden çok beslendim. Ben çocukken Hintçe şarkılar biliyordum. Bizimkiler Hintçe filmler izlerdi.

‘ŞARKIMDA AHMET KAYA’DAN BAHSEDİYORUM’

Önümüzdeki projeleriniz neler?

Mustafa Sandal ve Sibel Can’la projeler var. Klipler gelecek. Yeni bir parça yaptım. Ahmet Kaya’dan bahsettiğim bir bölüm de var hatta. Güzel bir parça.

Türkiye’nin geleceği sizi endişelendiriyor mu?

Sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın geleceği endişelendiriyor. Ortadoğu’da bulunduğu konum nedeniyle. Türkiye’de çok büyük bir kutuplaşma var. Bunun kimseye bir faydası yok. Bu kutuplaşma derinleştikçe insan korkuyor.

Türkiye’de rap müzisyeni olmanın zorlukları neler?

Şu dönemde bir zorluğu yok. Daha çok fırsatın oluyor. Ama bundan iki yıl önce benim için zordu. Nesin sen? Rapçi dendiğinde bir meslek ya da bir iş değilmiş gibi geliyordu insanlara. Boş gezenin boş kalfaları… Bir şey yapamadılar, rapçi oldular gibi düşünülüyordu. Ama insanlar farkındalık kazanmaya başladıktan sonra daha kolay oldu. Müzik dediğin olayda belli bir kitleye ulaştıktan sonra bu kadar dinlendiyse iyidir gibi düşünen müzikten alakasız bir topluluk da var. Ama bu katman katman büyüyor. İnsanların bakış açısı eskiye nazaran değişti. Bir iş para ediyorsa herkes sana saygı duymaya başlıyor. İşin özeti bu.

DUVAR 

Yorum


işlemi tamamlayınız: