24 Haziran

Ülkemizin tarihine geçecek bir süreç yaşandı. Aslında yaşananlara bakıldığında dram sanatının sınırlarını zorlayan bir oyun kurma faaliyetinin olduğunu görmek mümkün. Önce OHAL koşullarında olduğumuz unutturularak bu seçimlerin bir baht dönümü olacağı algısı yerleştirildi. Zor da olsa seçim sonrası daha demokratik bir Türkiye’ye uyanabileceğimiz beklentisi oluştu. Halbuki ne adil bir seçim süreci yaşanmış ne de bu seçimin objektif takibini yapacak bir medya kuruluşu kalmıştı. Alternatif seçim takip sistemi ile birlikte muhalif liderler de paralize oldular ya da paralize edildiler. Amaçlanan miting meydanlarında toplanan milyonların trajik hatalarıyla yüzleşmeleri ve tam bir yenilgi yaşamalarıydı. Seçim akşamı yalnız bırakılarak yas tutmalarına bile izin verilmeyecekti. Onların kendi günahlarıyla yüzleşmeleri ve kendilerini nasıl da yalnız bıraktığını görerek liderlerini tanımaları -anagnorisis yaşamaları- gerekiyordu. Bu oyunu kurgulayanlar şu an seküler kesimde hakim olan hüzne bakarak kendilerini başarılı sayıyor olmalılar.

Oysa bu kurgunun içinde görmezden gelinemeyecek gerçekler ve çıkarılacak dersler var. İzmir’de, Ankara’da, İstanbul’da seçimin arifesinde aydınlık bir gelecek özlemiyle bir araya gelen milyonlar gerçektiler. Beşiktaş’taki konservatuvar binasına tahliye emri çıkarılmasına karşın gösterilen tepki gerçekti. Çoktan bölünmüş olan toplumumuzda çekilen sınır tellerini aşarak kendinden olmayanla gösterilen dayanışma gerçekti. Sandıklara sahip çıkmak için bir devlet memurundan daha iyi iş çıkaran gönüllüler gerçektiler. Tutuklanan sanatçılar, aydınlar, yıkılan kültür merkezleri ne kadar gerçekse, sanatı, kültürü aydınlanmayı gerektiğinde yerin altına bile girip orada yeşertecek olan şey de o kadar gerçek. Yeter ki yaşananlardan ders çıkarmayı bilelim.

Artık bir seçimle değişimin gerçekleşmeyeceğini herkes biliyor. Toplum tabanında örgütlenme kanallarını oluşturmak artık kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geldi. Bir günlük, bir haftalık, bir aylık değil, beş yıllık, on yıllık planlama ve vizyonla örgütlenmek gerekiyor. Toplumun her kesiminde inanç tahakkümü, ataerki ve ırkçılık ekseninde karşılaşmaların yaşanması gerekiyor. Cahilleşme ve aptallaşma ile mücadele gerekiyor. Bu mücadelede sanatçı ve aydınların yapabileceği o kadar çok şey var ki.

Yorum


işlemi tamamlayınız: