“Artık Bir Davan Var”

Mimesis Söyleşi / Mimesis Sahne Sanatları Portali olarak BGST Tiyatro’dan İlker Yasin Keskin’le yeni prodüksiyonları Artık Bir Davan Var üzerine konuştuk. İKSV İstanbul Tiyatro Festivali bünyesinde prömiyer yapacak, festival kapsamında 24 ve 25 Kasım’da Yunus Emre Kültür Merkezi’nde sergilenecek olan oyun, sezonun devamında da seyircisiyle buluşmaya devam edecek.

Söyleşi: Eray Mungan

BGST Tiyatro olarak kendi metinlerinizi üreten bir topluluksunuz. Artık Bir Davan Var adlı metnin oluşum serüveninden biraz bahseder misiniz? Bu oyun fikri nasıl ortaya çıktı, yazım süreci nasıl şekillendi?

İki sene önce çalışan tiyatrosu yapan arkadaşlarımız adalet temalı bir oyun çıkarmıştı. İsmi de pek anlamlıydı: “Adaletin Bu mu Dünya”… Biz bu oyunu devralmaya niyetlendik. Ancak bu projede ana karakter akademisyen bir Kürt aydınıydı. Biz ana karakteri değiştirmek, seküler orta sınıf plaza çalışanı birisi haline getirmek istiyorduk. Böyle olunca ortaya bambaşka bir oyun çıktı.

Yazım süreci Cüneyt Yalaz ve İlker Yasin Keskin yürütücülüğünde geçtiğimiz sene başladı. Bu süreçte kurgu ve sahneleme konusunda kolektif çalışıldı. Banu Açıkdeniz, Özgür Eren ve Duygu Dalyanoğlu ile birlikte beş kişilik bir proje kadrosuydu.

Turne ve oyun yoğunluklarına göre proje çalışmasına zaman zaman mola verilse de devam edildi. Bu süreçte üyelerimizden Sevilay Saral kurgu ve sahneleme konusunda proje danışmanımızdı. Projenin prodüksiyona evrilmesi sürecinde ise reji grubuna dahil oldu. Oyun yazarlığı konusunda en deneyimli üyemizdir. Bu oyunda da metin danışmanlığı sorumluluğunu üstlendi.

Oyunun tanıtım yazısında “Kafka’nın meşhur kahramanı Bay K. farklı bir kılıkla çıkıyor bu kez karşımıza” demişsiniz. Bir Dava uyarlaması mı oyun? Yahut Kafka’nın Davasından bir esinlenme mi var?

Ana karakterimiz ismini Kafka’nın Dava adlı romanındaki Bay K’dan alıyor, evet. Ancak bu, oyunun bir uyarlama veya esinlenme olduğu anlamına gelmiyor. Esinlenmeden bahsedeceksek biz daha çok “Adaletin Bu mu Dünya” projesinden esinlendik. Ve tabii bugünün dünyasından…

Neden Bay K peki?

Kafka’ya da bir selam göndermek istiyoruz… Ama sanırım bahsettiğiniz cümle böyle bir algılamaya neden olmuş. Düzeltmek gerekiyor.

Adalet mekanizmasına dönük eleştirel bakışın bu kadar yoğunlaştığı bir konjonktürde, oyun nasıl bir perspektif sunuyor, neresinden bakıyor bu bozuk düzene?

Oyun, adaletsizliğe ve keyfi uygulamalara kılıf uydurulmuş bir hukuk düzenini yeriyor. Ancak eleştiri merkezine sadece hukuk düzenini almıyoruz. Örneğin bizim Bay K’mız pek masum değil. Bunu çift anlamda söylüyorum. Cezaya suç arayan bir hukuk düzenini yeriyoruz, evet. Ama bu düzende kendini korumak adına her ne yaparsa yapsın güvende yaşadığını zanneden seküler orta sınıf bireyini de eleştiri merkezine alıyoruz. Ayrıca Bay K’nın bir suçu da var bizim kurgumuzda. Tabii bize göre değil ama mevcut düzene göre bir “suç”… Küçük bir suç. Şimdilik bundan bahsetmeyelim. Heyecanı kaçmasın.

Bu arada bizim ana karakterimiz yalnız değil. Dava süreci boyunca ona eşlik eden bir kız kardeşi var. Adı Melek. Naif bir karakter. Onun aymazlıklarını eleştiren, ona yardım etmeye çalışan bir karakter. Elbette bu karanlık dönemde romantik bir figür. Mevcut düzenin adaletsizliğine çocuksu bir yerden itiraz ediyor. Ve abisine kimi zaman “masum” kimi zaman da radikal bir takım önerilerde bulunuyor.

Sahne üstünde, bu evreni kurarken kullandığınız unsurlardan, üslup ve sahneleme tercihlerinizden bahsedebilir misiniz?

Oyun bilinmeyen bir zaman ve mekanda geçiyor. (Gülüyor.) Sahne tasarımında fütürist dokunuşlardan faydalandık. Bu çerçeve oyunun müzikal evrenini kuran Tolga Zafer Özdemir’le birlikte kuruldu. Dekor ve kostüm tasarımını kurulan bu çerçeve içerisinden Naz Erayda tasarladı.

Üslup olarak mizah ağırlıklı bir oyun. Mizahın dozajı ve niteliği her prodüksiyonumuzda konuya ve temaya göre değişiyor. Elbette bu oyunda da iflah olmaz karakterlere karşı alaycı bir mizah var. Ancak yer yer absürd bir üslubu kullanmayı da tercih ettik. Tabii bunu sadece biçimci bir noktada kalmadan uyguladık. Absürd etki itkisini otoriter devlet yapısında mızrağın çuvala sığmaması durumundan alıyor. Yani bu üslubu toplumsal bir zemine oturtmayı ihmal etmeden gerçekleştirdik.

Bay K ve ikiz kardeşi Melek’in sahneleri ise daha yalın, dingin ve naif bir üsluba sahip. Dava sürecindeki sertliklere ve gülmecelere mola verdiğimiz sahneler bunlar.

Finalde ise Bay K’yı ilginç bir karar ve mahkeme bekliyor. Reel dünyadaki gelişmeleri ima eden yarı düşsel bir mahkeme…

Oyun nasıl bir takvimde seyirci ile buluşacak?

Oyunumuz 24 Kasım 20:30 ve 25 Kasım 18:30’da Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezinde ilk kez seyirci karşısına çıkıyor. Ardından iki farklı oyunumuzla Almanya turnesi yapacağız. Sonra bu oyunla Ankara’da seyirci karşısına çıkacak ve sezon boyunca seyircimizle buluşmaya devam edeceğiz.

Mimesis

Yorum


işlemi tamamlayınız: