Gülmezsen Cehennemdesin, Seyfi!*

[Gazete Duvar’dan Nida Dinçtürk’ün Tiyatro Adam’ın yeni oyunu ile ilgili haberini paylaşıyoruz.]

Tiyatro Adam’ın yeni oyunu Meçhul Paşa – Bir Hınzır Neşriyat, 13 Kasım akşamı ilk gösterimini yaptı. Erdem Akakçe, Bülent Çolak ve Fatih Koyunoğlu’nun başrollerini paylaştığı oyun, Türk basın tarihinin ilk mizah gazetesi Markopaşa’nın öyküsünü, hakkını teslim ederek anlatıyor.

Tiyatro Adam’ın yeni prodüksiyonu Meçhul Paşa – Bir Hınzır Neşriyat, sezona hızlı bir giriş yaptı. 13 Kasım akşamı Trump Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen ilk gösterimi ile oyun, beklentilerin üzerine çıkan enerjisiyle göz doldurdu. Göz doldurdu derken, gerçek anlamda göz doldurmaktan bahsedebiliriz. Zira Türk basın tarihinin ilk mizah gazetesi Markopaşa’nın öyküsünün anlatıldığı oyun; hem Türk basınının makus talihini, hem de Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz gibi ustalığıyla fikriyatımıza yön vermiş isimleri karşımıza dikerek burnumuzun direğini sızlattı. Hem de ne yalan söyleyelim, kendimizi pek de aydınlıkta görmediğimiz bu karanlık günlerin pusunu dağıttı. Her nasılsa daima güzel anımsamaya meyyal olduğumuz eski günlerin yine sürünün dışında duran herkes için zor ve zehirli olduğunu anımsattı.

Erdem Akakçe, Bülent Çolak ve Fatih Koyunoğlu’nun başrolleri paylaştığı oyun, Markopaşa gazetesinin tarihinin karışık sayfalarından alnının akıyla çıkan bir kurgu takip ediyor. Ahmet Sami Özbudak’ın incelikle yazılmış senaryosuna ve Emrah Eren’in rejisine borçlu olduğumuz bu kurgu, Barış Dinçel’in hiçbir detayı ve işlevi atlamayan kusursuz sahne tasarımı ile kuvvetleniyor. Üçlü, oyunda gazetenin tüm yazar ve çizerlerinin yanı sıra dizgici, matbaacı, çaycı, polis, tezgâhtar, okur, satıcı, meyhaneci, ilham perisi, gardiyan, köfteci ve garson gibi birçok yan rolü üstlenip tüm boşlukları doldurarak ritmi yüksek tutmayı başarıyor. Üstelik gazetenin tüm yayın hayatını, takvim yapraklarını neredeyse tek tek kopartarak anlatıyor. Detayları atlamıyor, tarihlerin ve rakamların birbirine girdiği noktaları mümkün olduğunca aydınlatmaya uğraşıyor.

DEĞİŞEN 7 İSİM, 8 SAHİP, 10 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ, 9 MATBAA, 10 ADRES

Bu vesileyle tekrar anımsıyor ve hafızamıza iyice kazıyoruz: 1946’da yayın hayatına başlayan Markopaşa, tam 7 isim, 8 sahip, 10 yazı işleri müdürü, 9 matbaa, 10 adres değiştirdi. Döneminin zorlu koşullarında her şeye rağmen ayakta kalmaya direndi. Matbaalar basmayı reddettiğinde (Rıfat Ilgaz’ın çılgın ilham perilerinin verdiği akıllarla) elle çoğaltıldı. Dağıtımcılar gazeteyi dağıtmayıp balyaları yağmur altında ziyan olmaya bıraktığında Aziz Nesin hepsini kapıp Eminönü’nde sattı. Çok geçmeden dergiye gelen tehdit mektupları ve polis ziyaretleri bir rutine dönüştü. Sonra yollar yine mahpusa çıkar oldu. Öyle ki zamanla gazeteyi satan çocukların parmak izleri alınıp sicillerine işlendi. Yani, gerçek bir ‘dokunan yanar’ vakasına dönüştü ama kimse yılmadı.

Markopaşa, fırsat bulabildiği zamanlarda, her şeye rağmen tam 77 sayı yayımladı. Bu 77 sayının bedelini Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz, 16 davanın sonucunda toplam 8 yıl, 2,5 ay mahpuslukla ödedi. Geçen zamanla birlikte Markopaşa isim değiştirmelerle, devamı niteliğindeki yayınlarla, alternatifleri ve hatta karşıtlarıyla sarsılsa da bir unutulmaz olarak hafızalara kazındı. Çünkü Tek-Parti yönetimini salladı, lafını esirgemedi ve bu keskin tavrı halk tarafında karşılığını, umulmadık satış rakamlarıyla verdi.

SAHNEDE FİLİZ ALİ VE AYDIN ILGAZ

Meçhulpaşa, Markopaşa’nın bu karışık ve sancılı tarihini, sahnede tozu dumana katarak anlatmayı başaran yetenekli bir rejinin ürünü. Oyunun perde arkasında Serdar Akar ve Levent Cantek gibi görsel, tarihi ve yazınsal ustalığından şüphe duyulmayacak isimlerin de katkısı var. Fatih Koyunoğlu’nun şaşılacak derecede üzerine yakıştırdığı Sabahattin Ali sükuneti ve ürkekliği, Erdem Akakçe’nin Aziz Nesin’in sürgün Bursa yıllarındaki çaresizliğini sırtlanışı,

Bülent Çolak’ın Rıfat Ilgaz’ın ağırbaşlılığını içselleştirişi Markopaşa’nın da ustaların da ruhunu şad ediyor. Tam da adını andığı, canına nefes verdiği ustaların anısına yaraşacak bir hakkaniyetle, oyundaki tüm emekçileri isim isim sayıp teşekkür edilen kapanış konuşmasında sahnede Filiz Ali ile Aydın Ilgaz’ı el ele görmek kadar leziz bir final ise olamazdı.

Oyuna konu olan neşriyat da dönem de karakterler de öylesine kıymetli ki insan hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmak istemiyor ve hatta gözden çıkartmaya da kıyamıyor. Fakat oyunun son bir altın makas darbesine ihtiyacı var gibi görünüyor. Bununla beraber, oyuncuların seslerinin salonun tamamına sağlıklı bir şekilde ulaştırılamaması, ya oyun ekibi ya da Trump Gösteri Merkezi tarafından teknik olarak gözden geçirilmesi gereken bir detay olabilir.

İNADINA YAZMAK, İLLE DE SÖYLEMEK VE HİÇ SUSMAMAK

Oyunun seyir keyfinde hayati bir kayıp yaratmayan bu aksaklıklarla birlikte Meçhul Paşa, özellikle basını tarihi ile birlikte öğrenmeyi hedefleyen her gazetecilik öğrencisi için bir ders niteliğinde. Bunun yanında, satırlarında ya da çizgilerinde kucaklaştığımız yazarlarla hasret giderebilmek için bir fırsat. Muhalif basının memlekette oldum olası rahat yüzü görmediğinin, galiba neden görmeyeceğinin ve mizahın nasıl bir nefes alanı olduğunun anımsatıcısı. Bunun en güzel açıklamasını da oyunun başlarında Markopaşa’nın dizgicisi Hamza Efendi, çaycı Seyfi’ye mizahı tarif ederken yapıyor: Gülmezsen cehennemdesin, Seyfi!
Meçhul Paşa, muhalif basının yancısı ve üreticisi olmak için bir teşvik. Ama en çok hiç vazgeçmemek, inadına yazmak, ille de söylemek ve hiç susmamak için!

Yazan: Ahmet Sami Özbudak

Yöneten: Emrah Eren

Sahne ve Kostüm Tasarımı: Barış Dinçel

Işık Tasarımı: Yakup Çartık

Müzik: Deniz Bayrak

Oyuncular: Erdem Akakçe, Bülent Çolak, Fatih Koyunoğlu

Afiş Fotoğrafı: Mehmet Turgut

Afiş ve Broşür Tasarımı: Ethem Onur Bilgiç

Oyun Fotoğrafları: Emre Mollaoğlu

Yönetmen Yardımcısı: Güney Zeki Göker

Reji Asistanları: İpek İlbeyli, Yasemin İşcan

Sahne Amiri ve Işık Kumanda: Uğur Aksu

Ses Kumanda: Berkcan Kılıç

Kayıtlar: Stüdyo Harem’s

Miksaj: Efe Demiryoğuran

Mastering: Evren Arkman

Gitarlar ve Akordeon : Deniz Bayrak

Bağlama: Bahadır Kartal

Klarnet: Saygın Akbudak

Flüt: Cafer İşleyen

Bas Gitar: Efe Demiryoğuran

Piyano: Hüseyin Çebişçi

Ud: Adem Elkaya

Kanun: Mehmet Boyacı

Kasım ayı programı aşağıdaki gibi olan oyuna buradan bilet alabilirsiniz.

24 Kasım Cumartesi, Saat 20.30 Kozyatağı Kültür Merkezi

25 Kasım Pazar, Saat 16.00 Baba Sahne (Kadıköy)

29 Kasım Perşembe, Saat 20.30 Yunus Emre Kültür Merkezi (Bakırköy)

*Tiyatroda geçen bir diyalogtan alınmıştır.

Duvar

Yorum


işlemi tamamlayınız: