BGST Tiyatro’nun Kültür Bakanlığı’na Karşı Hukuk Mücadelesi

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, 2013 yılından beridir, Kültür Bakanlığı tarafından, özel/profesyonel tiyatrolara verilen devlet yardımından faydalanamıyor.

Öznel, soyut gerekçelerle ve bize göre Kültür Bakanlığı’nın BGST Tiyatro’yu ‘muhalif’ tavrı nedeniyle dışlamasından kaynaklı olan ve projelerimizin desteklenmesini ısrarla reddeden bu idari işlemlere karşı 4 ayrı dava açtık. Bu davalardan biri halen devam ediyor. Diğer üçü ise lehimize sonuçlandı. Lehimize sonuçlananların bir tanesi üst mahkeme denetiminin sonuçlanmasını bekliyor, diğer ikisi ise üst Mahkeme denetiminden geçerek, onanarak kesinleşti. Kararları kesinleşen projelerimiz “Kim Var Orada? Muhsin Bey’in Son Hamlet’i” ve “Zabel” adlı projeler.

Tahmin edileceği üzere, kesinleşen dava dosyalarımız ve bu dava dosyalarına konu edilen projelerimiz için Kültür Bakanlığı’na tekrar başvuru yaparak yeniden değerlendirme ve destekten yararlandırma talep edildi. Bakanlık bu başvurularımıza karşı da hemen hemen aynı ifadelerle tekrar red yanıtı verdi. Yani taleplerimiz yine gerekçesiz, keyfi, soyut ifadelerle reddedildi. Mahkeme kararlarını hiçe sayan bu tutuma karşı tazminat taleplerimizi de içerir şekilde yeni hukuki süreçlerimiz başlatılmak üzere…

Kültür Bakanlığı BGST Tiyatro’yu adeta olumsuz manada işaretlemiş, üzerini çizmiş durumda. Kendi içinde itham da içeren bu tespitimiz, 5 yılı aşkın süredir açmış olduğumuz dava süreçlerinde edindiğimiz veriler ve deneyimlere dayalı olarak yapılmış bir tespit. Zira son yıllarda tamamı ülkedeki en bilinir tiyatro ödüllerine aday gösterilen, seyircilerden, eleştirmenlerden olumlu tepkiler alıp, basında adını duyuran, bu tamamen yeni eser niteliğindeki yerli projelerin bir tanesinin bile destek alamamasını biz başka türlü açıklayamıyoruz.

Aşağıda dava detay bilgileri verilen başvurularımızın tamamı aşağı yukarı benzer ifadelerle ve şu gerekçe ile Bakanlıkça reddedilmiştir:

“Değerlendirme Komisyonu, ilgili yönetmeliğin 9.maddesinde belirtilen değerlendirme ölçütleri ile bütçe olanaklarını da göz önünde bulundurarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda projenize yardım yapılmamasına karar verilmiştir.”

Yönetmeliğe ve değerlendirme ölçütlerinin olduğu 9.maddeye Kültür Bakanlığı internet sitesindeki şu sayfadan ulaşabilirsiniz. Pek tabi ki sizinle paylaştığımız bu bağlantı yürürlükten kaldırılan Yönetmelik ile ilgili.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile artık yeni bir yönetmeliğimiz var ancak bu yazının konusu olan davalar artık eski olan ve sizinle bilgisini paylaştığımız Yönetmelikle ilgili. Yani yeni yönetmelik ve burada aranan kıstaslar şimdilik konumuz değil. Eski yönetmelikte de aranan şartlar kabaca şöyle: projenin mümkünse yerli metin olması, ülke kültür sanat ortamına katkıda bulunması, sosyo-kültürel gelişime katkısının olması, mümkün olduğunca çok ve yurt sathına yayılarak sergilenmesi, istikrarlı ve sürekli bir tiyatro geleneğini yaşatması, vb… gerekçeler sayılmıştır.

Kültür Bakanlığı Hukuka Uymak Zorunda Değilim Diyor!

Yine aşağıda detay bilgileri verilen, tarafımızca Kültür Bakanlığı aleyhine açtığımız dava dosyalarının tamamında aşağı yukarı benzer gerekçelerle, Kültür Bakanlığı’nın başvurularımız reddeden kararları iptal edilmiştir. Fikir sahibi olunması açısından, bu gerekçelerden birisi şöyle:

“…Bu durumda, davacının uyuşmazlık konusu projesinin yukarıda anılan Yönetmeliğin 9. maddesinde belirtilen değerlendirme ölçütlerinden hangisi kapsamında maddi destekten yararlandırılmadığının net olarak ortaya konulamadığı görülmekte olup, her ne kadar davalı idarece ilgili mevzuatta sayılan değerlendirme ölçütlerinin kesin ve belirleyici olmadığı iddia edilmiş ise de; bu durumun yardıma engel oluşturmayacağı ve takdir hakkının keyfi ve sınırsız kullanılabileceği anlamına gelmeyeceği açık olduğundan; objektif kriterler çerçevesinde değerlendirme yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Kültür Bakanlığı’na karşı açtığımız davalar ve son durumları şöyle:

  • 2013 – 2014 yardımları ile ilgili olarak, “Lorca” adlı proje ile başvuru yapılmış, Kültür Bakanlığı talebimizi reddetmişti. Bu red kararına karşı Ankara 4.İdare Mahkemesi 2014/83 Esas sayılı dosyasından açılan iptal davası, Kültür Bakanlığı’nın keyfi hareket ettiği gerekçesi ile iptal edilmişti. Bu dosyayı 2015 yılından beridir incelemeye alan Danıştay 10.Dairesi henüz bir karar vermemiştir.
  • 2015 – 2016 yardımları ile ilgili olarak bu defa “Kim Var Orada? Muhsin Beyin Son Hamlet’i” adlı proje ile başvuru yapılmış, Kültür Bakanlığı talebimizi yine reddetmişti. Bu red kararına karşıda Ankara 7.İdare Mahkemesi 2016/1655 E. Sayılı dosyasından iptal davası açılmış ve bu dava dosyasında da davalı idarenin haksız ve keyfi davrandığı gerekçesi ile destek talebimizi reddeden işlemi iptal edilmiştir. Bu dava dosyasına Kültür Bakanlığı itiraz etmiş, itirazı inceleyen Ankara 12.Bölge İdare Mahkemesi 2017/1079 Esas sayılı dosyasından verdiği karar ile itirazları reddetmiş ve kararı kesinleştirmiştir. Bu kesinleşme karşısında Kültür Bakanlığı 18.12.2018 tarihli yazısı ile ilk kararının halen geçerli olduğunu iddia ederek Mahkeme kararını tanımaz şekilde talebimizi tekrar reddetmiştir. Bu noktada artık bu proje için Kültür Bakanlığı aleyhine tam yargı adı verilen tazminat davasını açmaktan başka çare kalmamıştır.
  • 2016 – 2017 yardımları ile ilgili olarak “Zabel” adlı projemiz ile bu defa başvuru yapılmış, Kültür Bakanlığı talebimizi yine, yeniden reddetmiştir. Bu red kararına karşı da Ankara 17.İdare Mahkemesi 2017/114 E. Sayılı dosyasından açılan dava dosyasında, yine davalının işleminin keyfi, soyut olduğu gerekçesi ile iptal kararı verilmiştir. Kültür Bakanlığı bu iptal kararına yine itiraz etmiş, itirazı inceleyen Ankara 12.Bölge İdare Mahkemesi 2018/347 Esas sayılı dosyasından vermiş olduğu itirazın reddi kararı ile iptal kararını kesinleştirmiştir.
  • Son olarak 2017 – 2018 yardımları ile ilgili olarak “Adaletin Bu Mu Dünya?” adlı projemiz ile başvuru yapılmış, Kültür Bakanlığı talebimizi bir gelenek haline getirdiği üzere tekrar reddetmiştir. Bu başvurumuzun reddi üzerine Ankara 12.İdare Mahkemesi 2018/156 Esas sayılı dosyasından iptal davası açılmış olup, dosya karar aşamasına gelmiştir.

Bu oyunlarımızın sanatsal başarılarını övmek gibi bir niyetim yok ancak birçok köşe yazısına konu edilmiş, eleştirmenlerce başarılı eserler oldukları yönünde değerlendirmeler yapılmış, birçok önemli ödüle aday gösterilip bir takım ödüllere layık görülmüş projelerden bahsediyoruz.

2013’ten Beri 30’a Yakın Yardım Alan Kumpanya: Oyuncu Tayfası

Bakanlık’a karşı açtığımız davalarda özellikle şunu öğrenmek için çırpındık: Tamam biz Yönetmelik şartlarını taşımıyoruz ama diğer başvuru yapan gruplar bu şartları hangi açıdan taşıyor? Örneğin, farklı firma yahut şahıs adlarıyla 2013 yılından beridir 30’a yakın proje ile destek alan, AKP’li Bahçelievler himayesinde sahnesine kadar her ihtiyacı karşılanan “Oyuncu Tayfası” grubunun, BGST Tiyatro’ya göre ayrıcalığı nedir? Oyuncu Tayfası kültür sanat yuvasıdır da abartılı bir şekilde ifade edecek olursak BGST Tiyatro mikrop yuvası mıdır?

Yani talebimiz, en azından karşılaştırmalı, somut ve gerçekten kabul etmekte zorlanmayacağımız gerekçelerle neden desteğe layık görülmediğimizi öğrenmekti ki bu geçen bunca sene sonra hala elde edemediğimiz bir sonuç.

Birde Kültür Bakanlığı’nın bu süreçte maalesef açık usulsüzlüğe nasıl göz yumduğunu da açıkça görmüş olduk. Yukarıda bahsettiğim Oyuncu Tayfası topluluğu, her sene 3’er 5’er proje ile destek almasını şikâyet ettik ama Bakanlık öyle bir şey yok, usulsüzlük yok diye yanıt verip kestirip attı. Hâlbuki araştırmayı yapan sorgulamacı/memur/müfettiş kamu görevlisi sadece bu grubun internet sitesini açsa, sadece oyunların genel sanat yönetmenlerinin aynı kişi olduğuna baksa, ortada açıkça kanunların etrafını dolanarak (basit ifadeyle farklı şirket ya da şahıs adlarıyla başvuru yaparak, yani minareyi çalıp kılıfını uydurarak) her sene birden çok proje ile başvuru yapıp destek aldıklarını görebilirdi. Görmek istemeyince görülmüyor işte…

Sözü daha fazla uzatmayalım. Ülkemiz halen bir Anayasal hukuk devleti ve idare/Bakanlık/devlet yapacağı işlemlerde, takdir yetkisini keyfi kullanma hakkına sahip değil. Yasal/hukuki durum budur. Aksi tutum, karar fiili durumdur. Açıklandığı üzere, BGST Tiyatro’nun ülke kültür sanatına, sosyo-kültürel gelişimine, vs… katkıda bulunamadığı ve bütçenin yetersiz olduğu iddiaları yukarıda bilgileri verilen ve artık kararlılık kazanmış Mahkeme kararları uyarınca geçerli bir tespit değil. Yargı bizi en azından idarenin takdir hakkını keyfi kullanamayacağı yönünde haklı buluyor ancak idare/Bakanlık keyfiyete dayalı fiili durumda ısrar ediyor. Geldiğimiz son durum bu!

“hep beraber ya da hiç birimiz”

2015 yılı başında, “kurtulmak yok tek başına yumruktan ve zincirden ya hep beraber ya da hiç birimiz…” diye afili laflar ettiğimiz bir yazı yazarak bu hukuk mücadelesinin büyütülmesi, direniş birlikteliğine vurgu yaptığımız bir yazı yazmıştık. Peki bu konuda ne durumdayız? Kısıtlı bir araştırmanın sonuçlar şöyle:

2013 yılında Gezi eylemleri sonrasında başkaca birçok tiyatro grubu da Bakanlık tarafından benzer şekilde değerlendirildi. Bu gruplar da aynı dönemde hukuk mücadelesine giriştiler. Kare tiyatro, Duru tiyatro, Altıdan sonra tiyatro, Dostlar tiyatrosu, AST, Zafer Diper, Ortaoyuncular, Oyun Atölyesi, Yaşar Gündem benim takip ettiğim kadarı ile gezi sonrasında dava açmış gruplar. Bu grupların bazılarının davaları ilk aşamada kabul edildi ama Danıştay aşamasında, bu grupların lehlerine olan kararlar üst Mahkeme tarafından bozulmuştu. Üst Mahkeme’nin bu kararlarına karşı ne yapıldı, Anayasa Mahkemesi ve AİHM süreçleri işletildi mi ayrı bir araştırmanın konusu. Diğer taraftan genel bir tespit yapmak gerekirse, hak arayışında ısrarlı olunmadığı da ortada. Hâlbuki zincirlerden kurtulmak için birlikte hareket etmenin, güç ve mücadele birliğinin daha doğru olduğunu hemen her hak öznesi kişi yahut kurum kabul edecektir. Edecektir etmesine ama iş başa düştüğünde, gereğini yerine getirme meselesi gündeme geldiğinde, genellikle birilerinin önden gitmesini izlemeyi tercih etmek yahut bulaşmamak, kavga etmemek, aman arayı daha da fazla bozmamak gibi bir durum/tercih yapmak da söz konusu.

Kültür Bakanlığı desteği, kamu desteğidir. Kimsenin tekelinde veya aidiyetinde değildir. Kimsenin keyfiyetine de tabi değildir. Mücadelemiz hak arayışında ya düzgün bir yanıt alıncaya yahut hak edilen desteği bir şekilde hukuki yollardan alıncaya dek devam edecektir.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: