Seçimler Öncesi Kutuplaştırma Oyunu ve Oyun Yasakları!

Yerel seçimler yaklaştıkça iktidarın kutuplaştırma siyasetine yeniden başvurduğu herkesin malumu. Yalnız, bu sefer stratejinin merkezine kültür-sanat dünyasının da dâhil edildiği dikkat çekiyor. Bu durum iktidar tarafından şöyle tanımlandı: “Kültür sanat mücadelesi, en az terörle mücadele kadar önemli bir savaş alanıdır”.

Hatırlanırsa, referandum sonrası Sabah Gazetesi aracılığıyla sanatçılara yönelik biat kampanyası başlatılmıştı. Biat kampanyasına dâhil olmayan ve itiraz eden, popülerliğe sahip bazı seküler sanatçılar iktidarın lincine maruz kalmaya başladılar. Bu elbette yeni bir aşamaydı.

İktidarın gözdağı verme, sindirme senaryosunda şimdilik öne çıkanlar şöyle: Metin Akpınar, Müjdat Gezen, Deniz Çakır, Rutkay Aziz… Bu sanatçıların yeni rejime onay vermeyen toplumsal kesimler için ibreti âlem yapılmaya çalışıldıkları söylenebilir. İktidar bu sanatçıların üstüne giderken açıktan şu mesajı veriyor: “Türkiye’nin kaymağını yiyen faşizan ve elit kesimler, bunlar bizim yaşamsal değerlerimize karşı, ülkenin bekasına dair kaygıları yok vs…” Bu tür söylemlerle iktidar, ekonomik krizde dağılma tehlikesi gösteren İslamcı ve Türkçü tabanını bir arada tutacağına inanıyor. Ne yazık ki bu kutuplaştırma siyaseti, seküler muhalefetin aymazlığı ve tekelci havuz medyasının da desteğiyle şimdilik başarılı oluyor. Örneğin sanatçılar cezalara çarptırılıyor ve bunu sindirmek, kabullenmek zorunda kalıyoruz.

Yaratılan bu kutuplaştırma stratejisine dikkat çeken ve farkındalık yaratan bazı haberleri sizlerle paylaşmak istiyoruz:

DW Türkçe’de A. Ekin Duran tarafından yayınlanan haberde  kutuplaştırmanın sandıkta işe yaradığına dikkat çekiliyor. Gazete Duvar’da ise Ali Duran Topuz,  kurgulanmış politik hamleler tezini ortaya atıyor.

İktidar tarafından kültür sanat alanındaki kutuplaştırma siyasetinin bir diğer yöntemi de, sansür ve yasaklama yoluyla sürdürülüyor. Cumhuriyet Sahnesi’nin sergilediği Azizname oyunu, Sakarya Serdivan Belediyesi tarafından yasaklandı. Oyuncu Fırat Tanış tarafından sahnelenen, Gelin Tanış Olalım prodüksiyonu da, Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde sahne alamadı.

Önümüzdeki süreçte, iktidar yanlısı yerel yönetimler bildiğini okumaya devam edebilir. Peki, bu karanlık tabloya seküler duyarlılığa sahip belediyeler ne yanıt üretti ve üretecek? Cezaya çarptırılan ve cezalandırma tehlikesi yaşayan sanatçılar nasıl korunacaklar, hangi dayanışmalar hayata geçirilecek? Yoksa tam aksine bizlere “bu bir oyun ve siz de oyunda kalmak istiyorsanız susup ölü taklidi yapın, yeter” mi deniyor? Eğer durum gerçekten böyleyse peki sanatçılar ne yapacaklar? Oyuna ortak olup ölü taklidi yaparak susacaklar mı?

Yorum


işlemi tamamlayınız: