AKP Kürtçeyi Kendisi için Kullanıyor

Fırat Topal’ın Amed Şehir Tiyatrosu oyuncularıyla, Kürtçe üzerindeki baskıları konuştuğu ve evrensel’de yayınlanan söyleşisini okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Bölgede ‘90’lı yıllardan itibaren Kürtçe oyunlar oynayan Amed Şehir Tiyatrosu oyuncularından Kemal Ulusoy, kamu güvenliği gerekçesi ise Kürt Tiyatro Günlerinin yasaklanmasına, “Bir dilin aslında meşrutiyetinin kabul edilmemesidir”  söyleriyle tepki gösterdi. AKP iktidarının Kürtçe’ye yaklaşımının şekilsel olduğunu anlatan Ulusoy, Kürtçe’nin kamu güvenliği tehdit ettiği gerekçesine atıfta bulanarak, “Hani tehdit etse TRT Kurdî’nin şu an sistemi yıkması lazım. Tehdit etmiyor çünkü niye ‘Kendine işine yarayan bir pozisyonda bunu hem bir yerlerde söylemek adına dünya kamuoyuna AB’ye veya kendi  içinde AKP’li  seçmenlerine bakın televizyonuz bile var dedirtmek’ adına bunu yapıyor” şeklinde konuştu.

“SORUN DİL DEĞİL KİMLİK”

Ulusoy, kayyımların Kürtçe tiyatroyu “kamu güvenliğini tehdit ediyor” diye kapatabildiğini ancak kendi hizmet alanlarında dili kullanarak Kürtçe ile bir sorunlarının olmadığı söylemlerini kullandığını ifade etti. Geçmişte Kürtçe tiyatro oyunlar oynadıklarını hatırlatan Ulusoy şunları söyledi: “Geçmişte bu vardı bir şekilde anlardık  kamu güvenliğini tehdit ediyor gibi. Biz 90’lı yıllarda başvurduğumuzda sürekli reddedilen şeylerdi. Kürtçe  diye bir dil yok  resmi dili Türkçe’dir. Bu ya reddedilirdi ya da fiiliyatta bir şekilde oynanırdı. Samimiyetle ilgili bir şeydir. Bir kere hangi tarafta olduğunu gösteriyor. Bir AKP’li olarak gidip başvursam kamu güvenliğini tehdit etmez.” Sorunun sadece dil meselesi olmadığını belirten Ulusoy, meselenin kimlik sorunu olduğunu hangi kimlikle gittiğinin de önemli olduğunu vurguladı. TRT Kurdî’nin yasal olmamasına değinen Ulusoy, AKP’nin TRT Kurdî’yi bir propaganda aracı olarak kullanıldığını belirterek şunları ifade etti: “Bu bir yozlaşma ve asimilasyondur. Kendi diliyle asimile etme kandırma kendi propagandası için kullanma  bu kadar siyasi kirliliği hayatımda görmedim. 12 Eylül’de her şey yasaktı ama her şey netti. Şimdi onları aşan bir siyaset kirliği kullanmışlığı tuhaf bir muğlaklık var.” Sanatsal bir oyunun sırf Kürtçe olduğu için yasaklandığını vurgulayan Ulusoy, “Bu kendinden olmayı yok saymaktır. Ya benimlesin ya da değilsin bu dili kullanacaksa sadece ben kullanırım. Ben Kürdüm kullanamıyorum ama devlet kullanabilir” dedi.

KÜRTÇE TEHDİT OLARAK GÖRÜLÜYOR!

Kürtçe üzerindeki baskıların ve yasaklanmaların toplumsal bir olay olduğunu ifade eden Amed Şehir Tiyatrosu oyuncularından Elvan Koçer şunları dile getirdi: “Bir dil politikası hani devletin kullanılacaksa bile kendi kullanabilir. Zaten TRT Kurdî’nin içeriğine de baktığımızda tamamen Kürtleri yansıtmayan, Kürt kültürünü anlatmayan, kültürünü temsil etmeyen işler yapıyorlar. Tamamen ben kullanabilirim bu dili siz kullanamazsınız.”

Devletin tek tipleştirme   politikasını uyguladığını söyleyen Koçer, devletin ‘bizden başkası yaparsa o toplum kendi kültürünü ortaya  çıkaracak’ düşüncesinde olduğunu ifade etti. Yasaklanan oyunlarının Türkiye’de ve dünya da birçok kez  farklı dillerde oynandığını belirten Koçer, “Yasaklanan oyunlardan biri bir Türk yazar olan Adalet Ağaoğlu’nun devlet tiyatrolarında defalarca oynanan  bir oyundur. Bu oyun Türkçe devlet tiyatrosunda oynanınca kamu güvenliğini tehdit etmiyor ama Kürtçe oynanınca güvenliği tehdit ediyor. Aslında tehdit eden oyun değil Kürtçe ve Kürtler” sözleriyle yasaklanmalarına tepki gösterdi.

KAYYIM ASİMİLASYON POLİTİKASI YÜRÜTÜYOR

Belediyelere yapılan kayyımların asimilasyon üzerine kurulu bir politika yürüttüğünü söyleyen Elvan Koçer, kayyımlar atandıktan sonra belediyelerdeki kültür sanat kurumlarının kapatıldığını, yine belediye bünyesinde olmayan birçok kültür sanat derneklerinin kapatıldığını hatırlattı. Kayyımdan önceki dönemde Amed Şehir Tiyatrosu’nun Bölgede birçok sanatsal etkinlikler yaptığını ve dünya klasiklerini Kürtçe’ye uyarladığını ifade eden Koçer, Kürtçe’nin gelişimi için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Koçer, bu nedenle çocuklarını önemsediklerini belirtti.

Kürtçe üzerindeki yasaklamaların sadece AKP iktidarının değil bazı yerlerde CHP’li belediyeler de yaşandığı anlatan Koçer, bunun AKP’nin “Teröristlerle beraber çalışıyorsunuz”  söyleminden kaynaklandığını belirterek, “Bu nedenle salon istediğimizde salon dolu tarihler uygun değil gibi bahanelerle salon vermedikleri oluyor. Maalesef  CHP temkinli davranıyor ama güçlü durup, ‘Ben sanatla ilgili çalışmalar yapıyorum’ diye bilmelidir” şeklinde konuştu.

evrensel

Yorum


işlemi tamamlayınız: