Gülriz Sururi İçin Anma: ‘On Parmağının Ucunda Sihirli Yıldızlar Vardı’

[Cumhuriyet gazetesinden Orhan Atmış’ın haberini paylaşıyoruz]2018’in son günü sessiz sedasız aramızdan ayrılan Türk tiyatrosunun usta oyuncusu Gülriz Sururi, önceki akşam Süreyya Operası’nda düzenlenen törenle anıldı. “Aşka, Sanata, Yaşama dair” başlığı ile hazırlanan etkinliğin metnini gazetemiz yazarı Zeynep Oral hazırladı. Oral aynı zamanda gecenin sunuculuğunu tiyatro sanatçısı Selçuk Yöntem ile beraber üstlendi. Gecenin yönetmenliğini ise Selçuk Metin yaptı.

Süreyya Operası’nın görkemli salonuna Sururi’nin annesi Suzan Lütfullah’ın fuayedeki heykelini selamlayarak girdik. Sahne oldukça sadeydi; bir piyano, bir mikrofon ve kürsü. Arkadaki beyaz perdede ise Gülriz Sururi ve Engin Cezzar’ın sırt sırta vermiş siyah beyaz fotoğrafı duruyordu. Salon yükünü iyice almış, aşağıda yer bulamayanlar tek tek balkon localarının kapılarını açıp kendilerine yer arıyorlardı. Görüşlerini sorduğumuz izleyiciler, Sururi’nin ne kadar özel bir insan olduğundan ve tiyatromuzu ileriye taşıdığından bahsettiler. Konuklar, böyle bir tören yapılmasını çok anlamlı bulduklarını söyleyerek, her sene tekrarlanması isteklerini dile getirdiler.

Etkinlik saati geldiğinde Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Süreyya’yı dolduranlara “Hoş geldiniz” dedi ve Sururi ile tanışmalarından söz ederek sanatçıyı saygıyla andı. Anma etkinliğinin açılışını ise Zeynep Oral ve Selçuk Yöntem yaptı: “Gülriz ve Engin, hayatlarını sadece tiyatroya adamakla kalmadılar, aynı zamanda aşka adadılar, yani birbirlerine adadılar… İkisi de hem tek tek birey olarak, hem de ayrılmaz bir ikili olarak sanatlarını yaşama, yaşamlarını sanata dönüştürdüler…”

Duygusal anlar

İlk konuşma için kürsüye ikilinin son 20 yılının ayrılmaz bir parçası olan, Gülriz Sururi’nin manevi kızı gazeteci Zeynep Miraç geldi. Miraç, hikâyelerinin başladığı andan itibaren Sururi ve Cezzar’ın kendisi için ne ifade ettiğini anlattı. Başarılı gazeteci, Sururi’nin annesini küçük yaşta kaybetmesini, babasıyla ilgili kızgınlıklarını ve kendisini silbaştan nasıl var ettiğini dile getirirken salonun büyük bir kısmı gözyaşlarını tutamadı. Miraç, Sururi’yi en çok anlatan sözcüğün “irade” olduğunu vurguladı. Miraç’ın konuşmasından sonra ve konuşma aralarında perdeye Sururi ve Cezzar’ın “Keşanlı Ali Destanı”, “Sokak Kızı İrma”, Hamlet gibi tiyatro oyunlarından video görüntüleri yansıtıldı.

‘Tartışmasız bir Cumhuriyet kadını’

Gülriz Sururi için ikinci konuşmayı 58 yıllık dostu eleştirmen, yazar Seçkin Selvi yaptı. Selvi, dev sanatçıyı tek cümleyle “On parmağının ucunda sihirli yıldızlar vardı” şeklinde tanımladı ve “Dokunduğu herkese mutluluk, sevinç, direnme gücü, değdiği her şeye hayat katıyordu. En azından iki kez Engin’e can kattığına tanığım” diyerek “Gülriz Sururi Engin Cezzar Teşvik Ödülü”, “Nesin Vakfı” ve “Çağdaş Yaşam”a bağışlarıyla bu dünyadaki yolculuklarını tamamladıktan sonra da gençlere güç vermeye devam ettiklerini anlattı. Selvi, hayatı kıymetli bir taş gibi düşürmeden, kırmadan, ucuzlatmadan, onurla taşıdığına, hep ölçülü, mesafeli, bilinçli yaşadığına tanık olduğu Gülriz Sururi için “Cumhuriyet döneminde yaşamanın hakkını, tartışmasız bir Cumhuriyet kadını olarak verdi” diyerek konuşmasını noktaladı.

‘Neden tiyatro müzesi yok?’

Selvi’den sonra kürsüye gelen gazetemiz yazarlarından Dikmen Gürün, etkinliği “Cezzar ve Sururi’ye selam gecesi” olarak nitelendirdi. “Tiyatro beni bir ana gibi sarıp sarmaladı. Ne sordumsa cevapladı. Öğretmekten hiç bıkmadı. Yol Gösterdi” diyen Gülriz Sururi’nin de tiyatroyu aynı şekilde sarmalayan genç, dinç, hayata ve tiyatroya büyük bir enerji ve sevdayla bağlı “özel” bir sanatçı olduğunu söyleyerek başladığı konuşmasında, eşi Engin Cezzar ile tiyatro tarihimizdeki serüvenlerini özetledi. Gürün, “Acaba bu çalışmalardan ne kaldı geriye” diyerek, “Neden bir tiyatro müzesi yoktur bu ülkenin, neden bir tiyatro araştırmaları merkezi yoktur. Neden tiyatromuzu bugünlere taşıyanlar ve yarına taşıyacak olanlara gerekli saygı gösterilmez” diye sordu.

Son konuşmayı ise gazeteci, yazar Aydın Engin gerçekleştirdi. Engin, konuşmasında sanatçının aktivist kimliğini anlattı. Kendisinin tanık olduğu anılardaki Gülriz Sururi’den bahsedeceğini söyleyen Engin, duayen ismin 70’li yıllarda olduğu gibi hayatı boyunca devlet faşizmine, haksızlığa ve eşitsizliğe karşı koyacak cesarette olduğunu dile getirdi. Engin, usta oyuncunun annesinin karnındayken sahneye çıktığına dair anekdot da paylaştı.

Genco Erkal ise geceye ses ve görüntü kaydıyla katıldı. Türk tiyatro tarihindeki dönüm noktası olarak nitelediği ilk epik müzikal “Keşanlı Ali Destanı”nı ve başrollerdeki Cezzar ile Sururi’yi anlatan Erkal, “O gün yer yerinden oynadı” diye konuştu. Usta oyuncu, Sururi’yi “Bütünüyle bir sanat eseriydi” şeklinde tanımladı. Erkal’la birlikte sanatçılar Ali Poyrazoğlu ve Tilbe Saran da geceye video görüntüleri gönderdi. Beraber “Evet Evet” gibi birçok oyundan oynayan, turnelere çıkan Poyrazoğlu, “Birbirimize küstük de, destekledik de, çok anımız oldu. Gülriz seni içime gömdüm” diyerek duygularını paylaştı. Saran, “Hepimiz doğruyu gösteren aynalara ihtiyacı var. O bize ayna tuttu. Genç oyuncuları hep destekledi” diyerek İKSV Gülriz Sururi Engin Cezzar Teşvik Ödülü’nü hatırlattı.

Ayça Varlıer’ın şarkıları ile renk kattığı gecede, Varlıer’e Simten Şenpolat piyanosu ile eşlik etti. Şenpolat ve Ayça Varlıer, Sururi’nin unutulmaz oyunları; “Kaldırım Serçesi”, “Haydi Cici Beyim”, Zilli Zarife’den “Biz Dünyaya Lazımız”, Hair müzikalinden “Easy to be Hard” şarkılarını seslendirdi. Gülriz Sururi, kendi anma gecesinde bile ülkenin sanat hayatını daha ileriye, daha yükseğe taşıdı. Mirasıyla da taşımaya devam edeceğe benziyor.

Cumhuriyet

Yorum


işlemi tamamlayınız: