Hayal Gücünü Harekete Geçiren Modern Tiyatro Örneği: ‘Patron’

[Diken Gazetesi’nden H. Ayhan Tinin’in yazısını sizinle paylaşıyoruz]‘Patron’, seyirciyi hayal gücünü harekete geçirerek oyuna katan modern tiyatro örneği…

Cemal Hünal ve Onur Şenay, Tiyatro Şenay’da sahne tozunu sevenler için bir oyunculuk gösterisi sunuyorlar. Genellikle hem tiyatroda hem de sinemada kara komedi yaparken, hep bir sulu komediye düşme tehlikesi vardır. ‘Patron’ oyunu bu tuzağa sırtını dönmüş. Böyle olunca da 75 dk. tek perde olan oyunu dikkatinizi ve gülümseme isteğinizi hiç kaybetmeden seyretmek mümkün. Oyunu Cemal Hünal, nam-ı diğer ‘Issız Adam’ dilimize çevirmiş, aynı zamanda yönetmiş ve ‘Sadık’ karakterini üstlenmiş. Belki Hünal artık ‘Issız Adam’ diye anılmaktan sıkılmıştır fakat yapacak bir şey yok! O kadar başarılı oynamasaydı… ‘Patron’un yapımı ise Kats Sahne ve Tiyatro Şenay üstlenmiş; sahnede de Onur Şenay’ı ‘Okan’ rolünde, müthiş bir performans ile izliyorsunuz.

Önce oyun metninden başlayalım… Tiyatro çeviri metinlerde ortası yoktur. Çeviri ya iyidir ya da kötü. Cemal Hünal oyunu Türkçeleştirirken, dilin bütün zenginliğini yerli yerince kullanmış. Böyle olunca oyun zihnimizde o kadar kolayca akıyor ki, perde açılır açılmaz adeta seyirci de sahneye dahil oluyor. Oyunun yönetmenliğini de üstlenmiş Cemal Hünal. Kara komedi bir oyun için, mükemmel uyumlu bir sahneleme tekniği kullanmış. Postdramatik diyebileceğimiz yorumla sergilenen oyunda seyircinin düş gücünü, dolayısıyla frontal korteksini aktif tutan bir yaklaşım izlenmiş. Seyirci hem oyunun içinde, şakaların içinde yer alıyor hem de hep bir üçüncü göz gibi sahneye uzaktan bakarak eleştirel olanı izliyor.

Gelelim oyunculuğa… Onur Şenay ve Cemal Hünal sahnede yalın ancak etkili, göstermeci bir tarz içinde karakterlerin dönüşümünü, adeta ‘oyunculuk gösterisi’ olarak sergiliyorlar. Böylece yalnızca gördüğünüz hikâyeye değil, hayatın içinde sadakat ve ihanete odaklanıyorsunuz. Hayır bu bir aşk öyküsü değil. Fakat bize gösteriyor ki; ihanet sadakatin bir adım sonrasıdır, hep yanındadır. Mafya tetikçisi iki çocukluk arkadaşı, bu kez ‘Patron’dan aldıkları işte hata yaparlar ve bunu ‘Patron’a anlatmak için yola çıkarlarsa ne olur? 1.400 km’lik yol vicdan muhasebesi yapmak yeterli oluyor. Tamer Karadağlı ise oyuna ‘Patron’un sesi olarak katılmış. Bizlere üretim toplumunun 18’inci Yüzyıl’dan bu yana kullandığı düşünce mekaniğini bir kez daha hatırlatıyor: iş gören performans ürettiği sürece vardır. İş üretildiği sürece yapanın kim olduğu önemsizdir!

Tabii ki oyunun başarısı bu gerçekliği kahkahalar içinde alıp cebinize koyuyor. Eve giderken uzun uzun düşünüyorsunuz. Çünkü uzaktan yalnızca bir ses geliyor, fareler birbirini kemiriyor. Yaşamın içinde doğru olan hangisi fare olmadan ya da karanlıktaki ses olmadan bir seçme şansımız daha var mı? Bu şansı ‘insan’ olmaktan yana kullanabilir miyiz? Daha fazlasını söylemeyelim, sürprizler oyunun içinde…

Bir de Kats Sahne gerçeğinden bahsedelim… Türkiye’de son yıllarda sanata ve tiyatroya bireysel girişimlerle gerçekleştirilen yatırımlardan biri… Sanat dünyasının, unutulmaz efsane ismi Kamuran Akkor ve Tiyatro Şenay-Onur Şenay iş birliği ile var edilen oluşum, plazaların arasında bir vaha gibi varlığını gösteriyor. Sınırlar zorlanarak en doğru biçimde kurgulanmaya çalışılmış mekânda tiyatro ve farklı etkinlikleri izlemek, kafesinde oturup keyifli atıştırmalıklar yapmak mümkün.

Tabii ki kardeş mekân ‘İzmir Meyhanesi’ni de unutmamak gerek. İşletmecisi Ahmet Bey’in güler yüzü ve içtenliği, mezelerinin lezzeti, akşam iş çıkışı saatlerinde yoğunlaşan kaliteli müşterisi ile hafta içi ve hafta sonu uzun sohbetlere kucak açıyor. Yaz gelse de, teras da püfür püfür esmeye başlasa… Sözün özü, ‘Patron’ oyununa giderseniz seyirden muhabbete her şey bir arada.

Diken

Yorum


işlemi tamamlayınız: