“İnsanlığa Format Atılması Lazım”

[Zehra Çengil Küçük’ün Şalom’da yayınlanan söyleşisinin bir bölümünü okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Bertolt Brecht’in bir şiirinden esinlenerek Ali Yalçıner’in kaleme aldığı müzikal oyun Tebeşir İzi, halk tarafından benimsenerek sıradanlaşan faşizmin aile ve toplum üzerindeki yıkıcı etkisini, 1930’ların Nazi Almanya’sında vurucu bir anne- kız hikâyesi üzerinden anlatıyor. Oyunun başrol oyuncuları Fulya Özcan, Ayşegül Yalçıner ve yönetmen Ali Yalçıner ile geçmişten günümüze cehaletin insan üzerindeki etkilerini, oyuna hazırlık süreçlerini ve sanatın toplumları bilinçlendirmedeki rolünü konuştuk. Tebeşir İzi, 5 Mart’ta Kadıköy BOA Sahne’de sahnelenecek.

‘Tebeşir İzi’ oyunundaki rollerinizden bahseder misiniz?

Fulya Özcan: 16 yıl aradan sonra bu oyunla tiyatroya geri döndüm. Konusu ve oynadığım karakter beni cezbetti. Almanya’da Yahudi dul bir kadının evladıyla çatışması anlatılıyor. Bu, beni çok etkiledi.

Ayşegül Yalçıner: Almanya’da II. Dünya Savaşı döneminde geçiyor oyunumuz. Evin kızını oynuyorum. Hayatın farkında olmayan ama biraz da çıkarcı bir kişilik. Güç ve iktidar aşığı. Annesi inançlı, kız ise değil. O yüzden çatışmalar yaşıyorlar.

“GENÇLİĞİMDE İNSANLAR ETNİSİTE ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLMEZDİ”

Seslendirilen şiirlerden birinde “Komşular, bir zamanlar ekmeğimizi paylaştığımız komşular… Hiç düşünmeden gammazlıyor birbirlerini. Gün gelip kendi gammazlanmayacak gibi” diyor. Tarihe baktığımızda toplu pogromlarda hep umulmayacak kişilerden gelen ihanetler var. İnsanoğlu güven duygusunu kaybediyor sanırım… Bunu yeniden nasıl inşa edebiliriz?

A.Y: Kültür ve eğitim politikasının farklı olması lazım. Ortaokuldan çok yakın bir arkadaşım vardı, Mirit. Kardeş gibi büyüdük. Ona ‘Yahudilerin en güzeli’ derdim, o bana ‘Müslümanların en güzeli’. Geçen sene “Artık nefes alamıyorum burada” dedi ve İsrail’e gitmek zorunda kaldı. İnsanız, nerede olursak olalım o ülkeye emek veriyorsak bunun bir karşılığı olmalı.

Ali Yalçıner: Sadece bu ülkeye değil, insanlığa format atılması lazım gibi hissediyorum. Çıkar ilişkilerinin olduğu, bencilliğin her geçen gün daha fazlalaştığı bütün toplumlar için bu böyle. Her şey paraya dayanıyor. Buna ulaşmak için insanlar değer yargılarından vazgeçiyor. Ben büyürken mahalleli olmak daha önemliydi. Son 20 yılda şu Kürt, bu Ermeni, bu Yahudi diye duymaya başladım. Gençliğimde insanlar etnisite üzerinden değerlendirilmezdi. Brecht’in ‘Tebeşir Haçı’ şiirinden yola çıkarak bu metni oluşturduk. Bu kız gibi faşizmle iş tutan herkesin sonu kötü oluyor.

“OYUNA HAZIRLANIRKEN SALYA SÜMÜK AĞLADIK”

Holokost hakkında yazılar okumuş muydunuz ya da araştırmalarda bulundunuz mu? Bu insanlık suçuna eleştirel gözle bakan bir oyunda yer almak ve bu oyunu yönetmek neler hissettiriyor?

Ali Y: Acı veriyor, canımızı acıtıyor. Oyunun hazırlık sürecinde o kadar çok seyrettik, okuduk ve araştırdık ki… Hitler sahneleri için 1,5-2 ay boyunca Hitler konuşmaları dinledim ve artık gece rüyama girmeye başladı. Seyrettiğimiz filmler… Salya sümük ağladık ve perişan olduk. Neden? İnsanız. Azınlık kelimesi beni acayip rahatsız ediyor. Aklımın almadığı, halk nasıl galeyana gelip kendi komşusunu yok etmeye çalışır?

Ayşegül Y: Anlattığım gibi çocukluk arkadaşımla beraber büyüdük. Yaşadıklarını birebir biliyorum, sonra araştırmaya başlamıştım. Bu gerçekten insanlık suçu. Bir insanın vicdanı böyle şeylere nasıl el verir? Kâbus ötesi. Yaşamadım ama yaşamış gibi hissediyorum.

Oyuna adını veren ‘Tebeşir İzi’ hikâyesinde Thomas sivil kıyafet giyip işçi bulma kurumunun önüne gidiyor ve hükümete sövüyor. Bunu duyan işçilerden olaya katılanların sırtına vuruyor ve tebeşir izi sayesinde onları yakalatıyor. Jurnalcilik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ali Y: Ajanlı aptal Amerikan filmlerini çok severim; bazen kafamı boşaltmak için izlerim. O filmlerde ajanı kullanan, ajana hiç güvenmez yani jurnalciyi kullanan da jurnalciye güvenmez. Çünkü bir tık fazlası verildiğinde karşı tarafa geçeceğini bilir.

Ayşegül Y: Sistem, işini bitirdiği insanı kenara atıyor. İhbar edenler ve onlara hizmet eden her şey bir basamak, o hizmet bitince de yok edilecekler.

“İMKÂNIMIZ OLSA DA ‘TEBEŞİR İZİ’Nİ İSRAİL’DE SERGİLESEK”

İnsanlar ‘Tebeşir İzi’nden hangi duygularla ayrılacak?

Ali Y: Rahatsız olacaklar. Nazi Almanya’sını anlatıyoruz. Seyircinin komedi oyunlarını bırakıp, artık bir şeyler söylemeye çalışan oyunları desteklemesi gerekiyor. Söz söylüyor, görselliği iyi. Üzülecekler, hayat o kadar kolay değil. Bir şeyleri düşünmeden, bir şeyler hakkında iki satır karalamadan, hayat oradan, buradan duyulan lafları sosyal medyada paylaşmak gibi olmuyor. Brecht’in dediği gibi “Şarkı da söylenmeli karanlık zamanları anlatan”. Biz karanlık zamanları anlatan bir şarkı söylüyoruz.

Ayşegül Y: Rahatsız oluyorlar da zaten. İzleyenler etkileniyor. Hissederek oynuyoruz. Melike Demirağ izledi, “Bu oyunla karanlığa ışık olmuşsunuz” dedi. Bunlar bizim için motive edici. İzleyip etkilenen seyirciler bizimle iletişim kuruyor. Finalde seyircinin gözüne baktığımızda aldığımız duygu alışverişi muazzam.

TEBEŞİR İZİ, Kadıköy’ün ardından 15 Mart İzmir Güzelbahçe, 23 Mart Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi, 17 Nisan’da da İzmir Narlıdere’de olacak. Keşke imkânımız olsa da İsrail’e gidip bu oyunu oynayabilsek.

Söyleşinin tamamı için tıklayınız.

Yorum


işlemi tamamlayınız: