İspanya’da Tiyatro Okullaşması İzlenimleri

Bülent Sezgin

Türkiye’nin eğitim ve kültür-sanat dünyasında Batı’ya açılan belki de son kapılarından birisi de Erasmus programı. AB uyum sürecinden uzaklaşmayla birlikte, sanatsal projelere olan fonların ciddi oranda azaldığı söylenebilir. Erasmus programı uluslararası deneyim yaşamak isteyen sanatçıların ve eğitimcilerin AB sınırları içinde kendini ifade etmesine olanak sağlıyor hala. Bugünkü yazımda Erasmus öğretim üyesi hareketliliği kapsamında, İspanya’nın Vigo şehrinde bulunan ESAD (Escola Superior da Arte Dramatica), Galiçya Dramatik Sanatlar Okulu’ndaki deneyimlerimi kısaca aktarmak istiyorum.

Öncelikle misafir öğretim görevlisi olarak gittiğim okul hakkında okuyucularımız için kısaca bilgiler vermek istiyorum. Galiçya Dramatik Sanatlar Okulu, dört yıl eğitim veren ancak İspanya eğitim sisteminde üniversite değil yüksek-okul statüsüne sahip, oyunculuk, yazarlık, sahne tasarımı ve rejisörlük-yönetmenlik olmak üzere dört bölümden oluşan, oldukça modern ve büyük bir binaya sahip olan köklü bir eğitim kurumu.  Ayrıca oyunculuk bölümü öğrencileri, ikinci sınıftan sonra “fiziksel tiyatro” ve “metin tiyatrosu” konusunda uzmanlaşmaya başlıyorlar. Bu anlamda oyunculuk eğitimi okullaşması açısından yenilikçi bir denemenin yapıldığını söylenebilir.

Galiçya Dramatik Sanatlar Okulu yapısal olarak Türkiye’deki konservatuar ve Güzel Sanatlar Fakültesi okul geleneklerine benziyor, ancak diploma açısından ayrı bir statüye sahip. Okuldaki öğrenciler ve öğretim görevlileri bu statüyü değiştirmek için çeşitli protesto ve eylemler bile yapmışlar ve hala mücadelelerini sürdürüyorlar. 200 civarında öğrencisi olan okul, Galiçya bölgesinin tek sanat okulu bu anlamda ve İspanya’nın ve Avrupa’nın farklı şehirlerinden öğrencileri bulunmakta. Türkiye’den Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümü ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konservatuarı öğrencileri geçmiş yıllarda okulda bulunmuşlar. Ben öğretim görevlisi olarak okula giden ilk kişi oldum.  Okulun öğretim görevlilerinden Alfonso Rodriguez ve Santiago Prego da Türkiye’deki üniversitelerde “Galiçya Kukla Geleneği” ve “fiziksel tiyatro” eğitimi konusunda dersler vermişler.

Okul binasına gerçekten hayran kaldığımı belirtmek istiyorum. Oldukça ferah ve geniş ve içeriğe uygun düşünülmüş sınıfların olması eğitimin kalitesini gerçekten artırıyor. Okul Vigo şehir merkezinden biraz uzakta konumlanıyor. Dersler 08:30 ve 15:00 arasında yapılıyor ve birçok öğrenci ekonomik kriz nedeniyle farklı işlerde çalışıyor. Öğrencilerin çoğu mezuniyet sonrasında iş bulma konusunda kaygılı. İspanya’da ana akım sanat çalışmaları Madrid ve Barcelona şehirlerinde odaklanmış. Tıpkı Türkiye’deki gibi televizyon ve dizi sektörü ön plana çıktığı için, öğrenciler alternatif yollarla ekonomik açıdan ayakta kalmayı deneyeceklerini söylüyorlar. 300,000 nüfusa sahip şehirde 20’nin üzerinde tiyatro grubu olduğunu belirttiler.

25 Şubat-1 Mart tarihleri arasında bulunduğum okulda, yaklaşık 10 saat süren ders saati boyunca okulun farklı kademesindeki öğrencilerle buluştum. Çalışmalarımda uygulamalı olarak, oyunlaştırma, sahne sanatları eğitiminde oyun temelli öğrenme, fiziksel tiyatro sürecinde oyun kullanımı üzerine odaklandık. İspanyol öğrencilerin klasik sahne sanatları ve tiyatro-oyunculuk eğitiminden farklı olarak oyun temelli öğrenme deneyimine alışması oldukça kolay oldu. Bolca fiziksel egzersiz içeren oyun ve drama uygulamalarını kullandım ve öğrencilerde bu anlamda farklı bir bakış açısı oluşturmak istedim. İspanyolca ağırlıklı bir ortamda dil ve iletişim problemini de bu şekilde daha kolay çözdüğümüzü düşünüyorum. Teorik derslerimizde, oyun-tiyatro ve drama ilişkisine dair öğrencilere akademik bilgiler verdim ve aynı zamanda Bertolt Brecht, Augusto Boal, Dorothy Heathcote ve Gavin Bolton’un dramaturjik yaklaşımlarını özetledim. Bu anlamda disiplinlerarası akademik bir bakış açısı oluşmasının öğrencilere yararlı olduğunu gözlemledim. Ayrıca, okul eğitmenlerinden Noelia Blanco ile birlikte Vigo şehrinde özel eğitim alanında çalışan küçük bir öğretmen grubuna “doğaçlama” üzerine bir saatlik kısa bir atölye çalışmasında bulundum. Son gün yazarlık ve reji bölümü öğrencileriyle bir araya geldik ve bana Türkiye’deki son dönem tiyatro alanında yaşanan gelişmeler, çocuklarla ve gençlerle yaptığım drama çalışmaları, Z-kuşağı hakkındaki düşüncelerim ve Federico Garcia Lorca’nın Türkiye’de nasıl yorumlandığı vs. hakkında sorular sordular.

Tempolu ve yorucu geçen bir deneyimin ardından İstanbul’a dönüyorum. Ülkemizdeki sanat eğitim kurumlarının okul öncesinden üniversiteye kadar daha fazla güçlendirilmesi dileklerimle.

Porto Havalimanı’ndan Ay Carmela’yı dinlerken sevgiler. Şu anda ülkedeki karnaval nedeniyle çok sayıda çocuk kostümler giymiş havaalanında şarkı söylemekte.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: