Drama Eğitmenine Sorular

Nedim Buğral*

Bu yazıya Çağdaş Drama Derneği’nin eğitimleri ve özellikle düzenlediği uluslararası kongrelerde bana kazandırdıklarına minnettarlığımı sunarak başlamak isterim.

Son beş-on yılda okullarda drama eğitmenliği ciddi biçimde yaygınlaştı. Anaokullarında, özel okullarda, hatta devlet okullarında pek çok drama eğitmeni çalışıyor.

Bu eğitmenlere basit bir soru sorsak. Drama dersinin amacı ne?

Aynı soruyu bir müzik öğretmenine, halk oyunları ya da beden eğitimi öğretmenine sorduğumuzda hemen hemen birbirlerine benzer yanıtlar verir. Peki şu an okullarda çalışan drama eğitmeni kimliği ile derslere giren eğitmenlerin benzer yanıt vermesi mümkün mü?

Müzik ve resim öğretmenliği adı üstünde öğretmenlik. Üniversitede başlayan bir süreç. Devamında okulda kadroda resmi bir pozisyonunu var. Bu derslerin bir müfredatı da var. Satranç, dans yeni moda “robotik” gibi alanların resmi bir pozisyonu yok belki ama kendileriyle barışık alanlar.

Peki drama? Tiyatroya rağmen drama! Okul yönetimi gösteri de talep ediyor, istemesek de gösteri hazırlıyoruz diyen mahcup drama eğitmeni sayısının oldukça fazla olduğu dramacılar ne kadar kendisi ile barışık?

Drama bir yöntem. Hayır drama bir disiplin. Tek başına bir disiplinse tiyatrodan ne kadar ayrıştırdık? E peki tiyatro nerede duracak bir okulun içinde? Kendine nerede, çocuğun hangi yaşından itibaren yer bulacak?

Sevgili drama eğitmenlerimiz bu soruya ortak yanıt verebilir misiniz?

Drama dersi ve öğretmeni neden sevilir?

Çocukluğumuzda en sevdiğimiz öğretmenlerimizi hatırlayalım. Bize çok iyi çarpım tablosu öğretti diye mi? Duygularımıza değdikleri için mi onları hatırlıyoruz? En keyifli anılarımız da beden eğitimi derslerinde oynadığımız oyunlar ve teneffüslerde yaşadıklarımız değil midir?

Günümüzde ise drama dersi ve drama eğitmenleri en sevilenler listesinde üst sıralarda yer alır. Nedenini tahmin edebilirsiniz sanırım. Drama eğitmeninin malzemesi oyun olunca bu sevgi de kaçınılmaz.

Drama eğitmeni açısından bu sevgi ve değerin doğru yorumlanması önemli. Bir dersin çok seviliyor olması doğru yapılıyor olduğu anlamına gelir mi? Bir eğitmenin çok seviliyor olması işine yabancılaşmayı tetikler mi? Maalesef kendini gereksiz şişirmiş, formasyonu olmayan, farklı mesleklerden bu alana geçiş yapmış ve bir dizi kursun sonunda popüler öğretmen! olmuş çok kişi var.

Dramanın okullarda kalıcı ve doğru yer bulabilmesi için önündeki en büyük tehditlerden birinin bu popülerlik ve bağlantılı biçimde körleşme olduğunu düşünüyorum.

Bir ders süresine ne sığar?

Drama dersinde öğrencinin elde edeceği kazanımlar içinden yaratıcılığı çekelim ve onun üzerinden bir tartışma yürütelim. Büyük ihtimalle haftada bir ders saati ile işleyen dersin içinde çok etkin biçimde öğrencinin yaratıcılığına yönelik bir etkinlik gerçekleşmiş olsa bile bu bir tutum değişikliği yaratmada yeterli mi? Aynı soruyu kendini ifade etme, özgüven vb. özelliklerin geliştirilmesi için de söyleyebiliriz. Hedefimiz hem bireyde, hem grupta hatta okulun ekosisteminde bir değişim ise çalışma alanımızın ders dışı süreçler olduğunu düşünüyorum.

Bir drama eğitmeni okulun ekosistemini etkileyecek güce sahip. Basitçe elindeki oyun malzemesini ortak çarpan olarak kullanıldığımızda aşağıdaki formüle ulaşıyoruz.

Oyun  x (geziler+törenler+öğretmenlerle çalışmalar+velilerle çalışmalar+özel gün etkinlikleri+ve diğer ders dışı etkinlikler)

Peki bu formülün uygulanabildiği bir okulda sonucu tahmin edebiliyor musunuz? Bir ders dışına çıkmış ve okulun ekosistemine sinmiş böyle bir yaklaşım ile drama ders disiplini olmaktan çıkar. Bir yöntem olarak okul içinde geniş bir sahada kullanım alanı bulur. Eğer buradan yola çıkılırsa müfredatta drama dersi gibi bir dersin olması bana çok anlamlı görünmüyor.

Değişim nasıl olacak?

Drama eğitmeninin bir okulda bir rehber öğretmen gibi konumlanmasının yararlı bir tartışma olacağını düşünüyorum. Öncelikle drama eğitmeninin bu biçimde okul içinde konum değişikliği kabul görse bile ardından gelecek zorlukların farkındayım. En önemlisi drama eğitmeninin buna hazır olması. Belli bir düzeni ders içinde tutturmuş bir drama eğitmeninin bu düzenden çıkıp fazlası ile yaratıcı olması gereken yeni bir düzene adapte olması kolay değil. Sabit bir programdan değişken bir programlamaya da okul sistemini belirleyenlerin (program yapıcıların) adapte olması da güç. İşbirliği yapılacak alanlar ve öğretmenleri ile de verimli köprülerin kurulması gerekiyor.

Kendi deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki bu dönüşüm hem kendimde, hem de içinde bulunduğum okul sisteminde uzun bir süreçle oldu. Tüm gezilerin oyun tabanlı hale gelmesi için fikrin geliştiği yıl bir iki pilot uygulama yaptık. İkinci yıl yaygınlaştırıldı ama her gezi için ayrı deneyimler yaşadık. Ve şimdi üçüncü yılımızda hem öğrenci hazır bulunuşlukları, hem öğretmen işbirliği hem de programda özel yer edinmek gibi detaylar oturdu. Aynı süreç Pi günü, 23 Nisan haftası, Karne Günü pek çok ders dışı süreçleri de oyun tabanlı etkinliklere çevirme konusunda benzer bir yol izledi.

Öğretmenler tarafından en hızlı kabulün ve yaygın kullanımın da ders destekleyici oyun tabanlı eğitim uygulamalarında olduğunu söyleyebilirim.  Öğretmenler öğretmek istediklerini deneyimsel yolla aktarmaya daha çok hevesli. Bu yüzden hem drama eğitmeninden bir konunun öğretiminde uygulama geliştirmesini istemek ya da birlikte bir kutu oyunu vb. tasarlamak okul sisteminde en hızlı yaygınlaşan oyun uygulamaları oluyor.

İster dersi daha iyi anlatmak için olsun, ister geziyi daha etkili yapmak, isterse de bir okul töreni ya da özel gününü kutlamak olsun… Eğer ortak çarpanınız oyun olursa – tabii burada oyunla kastedilen oldukça geniş bir alan- öğrencinin kazanımı da daha fazla kendini gerçekleştirmek, yaratıcılık, olumlu duyguların birikimi, nitelikli akran etkileşimi vb. tutumsal kazanımlar olacaktır.

Bir drama eğitmeni tüm okul sistemini etkileyebilir mi? Bence evet.

*Oyun Hareketi Derneği Başkanı



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: