Güncelliğini Yitirmeyen Oyun: Ferhangi Şeyler

[Dilek Kurt’un Evrensel‘de yayınlanan yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Geçtiğimiz hafta “Ferhangi Şeyler”in 2 bin 374’üncü oyunuyla Ferhan Şensoy’u izledik. Her zaman kendini ve oyunlarını güncelleyen, tiyatro dünyamızın şahsına münhasır dehası, 32 yıldır aralıksız oynadığı “Ferhangi Şeyler”i, bu oyunda da gündem konularıyla bezemiş. Tabii ki bu gündem maddelerinin başında yerel seçim sonuçları var. Pek tabii Şensoy’un kıldan ince kılıçtan keskince mizahından bu sonuçlar da daha doğrusu ‘sonuçlanamayan sonuçlar’ da payını alıyor!

Oyunun güncelleme olanaklarından biri olarak, oyunda yer alan gazete manşetlerini okuma ve buradan hareketle yorum yapma bölümü yer alıyor. Tıpkı ortaoyununda olduğu gibi, Pişekar pas verir sözü söyler, Kavuklu gölü atar; yapıştırır lafı, gelir kahkahalar… Burada Pişekar’a düşen rolü, gazete manşetleri ile karşılıyor Şensoy. Kavuklu da, elbette kavuğun dördüncü sahibi Ferhan Şensoy. Bildiğiniz gibi, Kel Hasan Efendi’den İsmail Dümbüllü’ye, ondan da Münir Özkul’a ve ardından Ferhan Şensoy’a geçen kavuğu 27 yıl taşıdıktan sonra, 2016 yılında Rasim Öztekin’e devretti Ferhan Şensoy.

Oyuna geri dönersek; kahramanımız sabah gelen gazeteleri alır ve manşetleri seyircisi ile paylaşmaya başlar… Bu manşetlerin içinde siyasi durumlar, popüler konular ve bir miktar cinsellik yer alıyor. Bu seferki oyunda yer alan en çarpıcı nokta, iktidarın bir demeciyle ilgiliydi: En yüksekteki koltuğun, o günün gazete manşetlerinde yer alan cümlesini seyirciyle paylaşıyor Şensoy: “81 milyonun yüzü gülecek. (Bakıyor seyircinin gözünün içine, tekrar söylüyor) Böyle olmaz tabii, hepimizin gülmesi lazım…”

Şensoy, Eserlerinde İroniyi Ustaca Kullanır

Ferhan Şensoy’un oyunlarında mülkiyetle ilgili eleştiriler temeli oluşturur. Bir kesim mülkiyetin keyfini sürüp bir kesim bundan mahrumsa burada sistemde bir yanlışlık var demektir.  Üstelik Şensoy’un kendine has dili bir dönemin mizahi söyleminden bugüne iz bırakmıştır. Oyunlarında, söz ve durum komedisi odak noktasıdır. Absürt durumların hayatın içinde yer alması, komedinin temelini oluşturur. İronisinin keskinliği, toplumsal olaylar üzerine yaptığı gözlemlere çarpıcı sosyolojik yorumlar getirmesinden kaynaklanır.

Öykü ve şiirleri, ilk kez1969 yılında Yeni Ufuklar ve Soyut dergilerinde yayımlanan, ardından1970 yılında yazdığı skeçler, Devekuşu Kabare’de oynanmaya başlayan Ferhan Şensoy, sanatın pek çok dalında eser vermekte ve eserlerinde ironiyi ustaca kullanmaktadır.  Yazar, yönetmen ve oyuncu olarak sayısız tiyatro ve pek çok televizyon projesine imza atmıştır. Kitapları ve sahnelediği oyunları arasında “Çok Tuhaf  Soruşturma”, “İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You”, “Kalemimin Sapını Gülle Donattım”, “Şahları da Vururlar”; “Gündeste”, “Masal Müfettişi”, “Ferhantoloji”, “Oteller Kitabı”, “Elveda SSK”, “Soyut Padişah”, “Köhne Bizans Operası”, “Kazancı Yokuşu”, “Yorgun Matador”, “Başkaldıran Kurşun Kalem”, “Afitap’ın Kocası İstanbul”, “Falınızda Rönesans Var”, “Karagöz İle Boşverin Beni”, “Ayna Merdiven”, “Rum Memet”, “Eşeğin Fikri”, “Hacı Komünist”, “Kedittin Direniş”, “Eşeğin Fikri”, “Nereye Gidiyor Lan Bu Gemi”, “Güle Güle Godot” sayılabilir.

Ferhan Şensoy’un muhalif kalemi, yazmaya başladığı günlerden bugüne, deha pırıltıları ile parlamaktadır. Ancak her dönemde bu pırıltılar bazı kesimleri rahatsız etmektedir. Ferhan Şensoy bunun bedelini zaman zaman ödemiştir. Bir örneği anımsarsak; gericilerin tehditlerine hedef olan Şensoy’un yazıp yönettiği Muzır Müzikal’in 77. gösterisinden sonra 7 Şubat 1987 gecesi Şan Tiyatrosu şaibeli biçimde yanmıştır.

“Seyrederiz Alemi, Seyreder Alem Bizi”

Bir noktaya daha değinmeden geçmeyelim; Ses Opereti… Halepli Hacar Ailesi tarafından 1885 yılında inşa edilen Halep Pasajı’nın arka tarafında bulunan Cirque de Pera (Pera Sirki) ve içinde bulunan ahşap sahne, tiyatro gösterileri için de kullanılmaktaydı. 1907 yılında çıkan yangın sebebiyle yanmasıyla, Rum Mimar Campanaki tarafından onarıldı ve tamamen tiyatro sahnesine dönüştürüldü. Bina, 1942 yılından itibaren Ses Opereti olarak anılmaya başlandı.  1989 yılında Ferhan Şensoy tarafından devralındı, onarıldı ve “Ses 1885 Ortaoyuncular Sahnesi” olarak yaşamına devam ediyor. İstanbul’un kalbinde bulunan bu tarihi sahne pek çok replikle birlikte nefes alıp veriyor.

Elinde sazıyla çalıp söylüyor; tatlı tatlı çimdikliyor seyirciyi: “Seyrederiz alemi, seyreder alem bizi…” Hayatın tek yönden ibaret olmadığını, çift yönlü bir serüven olduğunu, etkileşim içinde olduğumuz her şeyin bizde bir parça iz bıraktığını söylüyor. Ve daha neler neler…

Evrensel

Yorum


işlemi tamamlayınız: