Hep Sonradan Müzikali: Güzel Şarkılar Zayıf Dramaturji

[Evrensel Gazetesinde yayınlanan Özlem Ertan’ın yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz ]Özlem Ertan bu sezon son kez sahnelenen ‘Hep Sonradan’ müzikalini yazdı: Kardeş Türküler yorumu güzel, oyunun dramatik yanı çok zayıf

On dokuz yıl oldu Ahmet Kaya gideli. Geriye dönüp baktığımda “Nasıl geçti seneler” diyorum. Size de oldu mu bilmiyorum, ama ben uzun süre inanamamıştım Ahmet Kaya’nın öldüğüne. Kendimi bunun şaka ya da yalan olduğuna ikna etmeye çalışmıştım. Hem daha çok erkendi hem de ölüm hiç yakışmıyordu onun güleç yüzüne, çocuksu gülüşüne… Sesinde samimiyet ve yaşanmışlık vardı ve belli ki yüreği herkesi kucaklayacak kadar kocamandı.

Hep böyle olur. İnsan acı bir gerçekle yüz yüze geldiğinde ona inanmayı reddeder. Ta ki gerçek, yüzünde tokat gibi patlayana dek… İşte o zaman acı sinsi bir yılan gibi sürüne sürüne gelip yüreğinin üstüne çörekleniverir.

Sürgünde ölmemiş ve ülkesini acı bir olay neticesinde terk etmemiş olsaydı içimdeki acının şiddeti bir nebze de olsa hafiflerdi. En kötüsü bu değil miydi? “Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve klip çekeceğim” dediği için 1998’de lince maruz kalması ve ırkçı tepkilerin hedefi haline gelmesi yani. O yüzden istemeye istemeye ülkesini, anılarını biriktirdiği iklimi terk edip Paris’e yerleşti. Yabancı topraklarda bulunduğu iki yıl özlem doluydu. Sonra kırgın ve yorgun kalbi sustu ve geride şarkıları kaldı. Onlar bırakın ölmeyi yaralanmadı bile. Hâlâ dinleniyor ve seviliyorlar.

ŞARKILARIN ARANJELERİ GÜZELDİ

Belki de şu an Ahmet Kaya’nın doğum ya da ölüm yıl dönümü olduğunu düşünüyorsunuz. Hayır, değil. Adını bir Ahmet Kaya şarkısından alan ‘Hep Sonradan’ isimli müzikli oyun vesile oldu bu yazının kaleme alınmasına. 22 Nisan akşamı, Maçka’daki UNIQ HALL’de sahnelendi ‘Hep Sonradan’.

Ahmet Kaya’ya saygı duruşu olarak tanımlayabileceğimiz oyunda şarkılar vardı her şeyden evvel. Kardeş Türküler grubu Ahmet Kaya’nın, aralarında ‘Kum Gibi’ ve ‘Hep Sonradan’ın da olduğu on beş şarkısını seslendirdi. Şarkıların aranjeleri güzeldi. Kardeş Türkülerin yorumu ve sahne düzenlemesi de öyle… Ancak oyun için aynını söylemek biraz zor.

OYUNCULUKLARDA BİR YAPAYLIK VAR

Belli ki amaçlanan Ahmet Kaya’nın yaşam öyküsünü kesitler halinde sahneye taşımak ve dönemin toplumsal, siyasi yapısına ayna tutmakmış. Metin bu hedef doğrultusunda yazılmış, ancak sahnelemede oyunun dramatik yanının çok zayıf kalması büyük eksiklik. Bir tiyatro oyununda oyuncuların olayı canlandırması, karakterler arasındaki çatışmaları, ilişkileri yansıtması beklenir. ‘Hep Sonradan’da böyle olmuyor. Oyuncuların etkileşimi yok, insan oyunu izlerken eksiklik duygusu hissediyor. Oyunculuklarda da bir yapaylık, olmamışlık var.

Metin Göksel’in yönettiği ve Cüneyt Yalaz, Elit Andaç Çam, Ahmet Melih Yılmaz, Saim Güveloğlu, Ferya Soysal, Banu Açıkdeniz gibi isimlerin rol aldığı ‘Hep Sonradan’, Paris’te sürgünde yaşayan ve hastalığından dolayı hafıza problemi bulunan Salih’in, çocukluk arkadaşı Ahmet Kaya’yı ve müziklerini unutmama çabasına dair. Tüm eksiklerine rağmen Ahmet Kaya’yı anmamızı, hatırlamamızı sağladı ‘Hep Sonradan’. Onun şarkılarını Kardeş Türküler’den keyifle dinlememizi ve mırıldanmamızı…

LİNÇ KÜLTÜRÜ HÂLÂ ÇOK YAYGIN

Bir de her şeyin başlangıcı olan o geceyi anımsamamızı… Yıllardan 1998 idi. Magazin Gazetecileri Derneği tarafından yılın en başarılı sanatçısı seçilen Ahmet Kaya, ödülünü almak için sahneye çıkmış ve içtenlikle konuşmuştu: “Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneğine, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayınlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum.”

İşte bu sözlerinden sonra ‘vatan haini’ ilan edilmişti Ahmet Kaya. Aralarında ünlülerin de bulunduğu bazı isimler, eşi Gülten Kaya ile birlikte oturduğu masaya çatal, bıçak yağdırmıştı. Ahmet Kaya, bu olaydan sonra Paris’e yerleşti ve bir daha da ülkesine dönemedi. Kırgın kalbi 16 Kasım 2000 tarihinde durdu.

İşin en acı taraflarından biri de Türkiye’de linç kültürünün ve nefret dilinin hâlâ çok yaygın olması ve itibar görmesi.

EVRENSEL

Yorum


işlemi tamamlayınız: