Levent Üzümcü: Halk Gitmelerini İstiyor

[Hazal Ocak’ın Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan söyleşisini okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Oyuncu Levent Üzümcü, Şişli Belediyesi’ne meclis üyesi seçildi. Belediyenin kültür sanat birimini de yönetecek. Amacı siyaset değil, sanat yapmak. “Şişli’de sanata ihtiyacı olan ama sanata ulaşamayan insanlara sanatı ulaştırmak istiyorum. Tiyatro bir ihtiyaçtır. Aldığında fark edersin bir ihtiyaç olduğunu, alamazsan fark edemezsin. Kuştepe’de Kuştepeli gençlerle birlikte bir caz orkestrası kurma fikrim var. Şişli’de gezici açık hava sinemaları yapacağım” diyor.

Siyasete girme fikri nasıl oluştu?

Bu siyasete girmek değil. Belediyeler, “bilmem ne çok amaçlı kongre merkezi” diye bir şey kuruyor ve burada tiyatro oyunu oynatmaya çalışıyorlar. Akustiği yok, ses düzeni kötü, ışık sistemi yok. Günümüzün tiyatro binası gerekliliği daha değişken… Bunu bilmiyorlar genellikle. Bunu bilen ve bunu yönetebilecek insanlar var. Birilerine dert anlatacağına gereklilik neyse onu yapacağın bir duruma gel. Sen yap. Kültür ve sanat hayatı içinden birilerinin bu işlere gelmesi çok önemli.

Neler yapmak istiyorsunuz?

Sahneler açacağız İstanbul’da. Bunların hepsi tiyatro sahnesi gibi görünse de asıl olay sahne sanatıdır aslında. Opera, bale, klasik müzik konserleri, çocuk tiyatrosu… Kültür ve sanat hayatını bazı yerlere tıkıştırdılar. Bakın bugün bu siyasi garabetin domine ettiği ödenekli tiyatrolarda artık “Cadı Kazanı” oynayamıyoruz, “Maymun Davası” oynayamıyoruz, “Kafkas Tebeşir Dairesi” oynayamıyoruz. Hayata dair, hayatı tartışabileceğimiz oyunlar oynayamıyoruz. Ne sahnelemeye kalksak, “Beyefendi alınır, hanımefendi alınır. Aman onu yapmayalım, aman bunu yapmayalım” diye olmaz. Repertuvar böyle belirlenmez. İlk önce bunlar düzelecek.

Sahne Emekçilerinden Ekip

Biraz ayrıntılandırabilir miyiz?

Şişli’deki özel tiyatrolarda bugün oyun izlemek istiyorsanız 100 lira para vermeniz gerekiyor. Şişli’de gezici açık hava sinemaları yapacağım. Şişli’de sinemaya gidemeyen, tatile gidemeyen çocuklar için yaz akşamlarında yazlık sinema fikrim var. Güvenlik görevlilerinin olduğu, sponsorun bulunup da çocuklara işte sağlıklı meyve suları, yiyecek ve içeceklerin verildiği, bir yandan da oturup “Neşeli Ayaklar” izleyecekleri, Chaplin filmleri izleyecekleri bir ortam yaratmak istiyorum. Bir tane beyazperdeye, 50 tane sandalyeye, bunları içine koyabileceğin bir kamyonete, güvenlik görevlilerine, bunları oynatacak insanlara ve ses düzenine ihtiyacın var. Bir tiyatro binası yapacağız Şişli’ye. Her şeyi bizler tarafından, sahne emekçileri tarafından düşünülmüş bir yer olacak. Önce sahne emekçilerinden bir ekip oluşturacağım. Sahnenin dışıyla içiyle tam bir kültür yuvası olsun istiyorum.

Neden CHP ile?

Fikirlerimi biliyorlar. Neye inandığımı, ne istediğimi biliyorlar. Şimdi aklı, fikri, vicdanı hür insanlar sonuçta bir şekilde birbirlerini buluyorlar. Zaten sanat da aklı, fikri, vicdanı hür insanın yapacağı bir şey. Türkiye’de bunları içinde barındırabilecek çok fazla parti yok.

Mezarlıktan Tiyatroya

Ekrem İmamoğlu’nun yaşadığı bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin ne olduğunun resmidir bu. 25 tane şirketi olan Türkiye’nin en büyük 3. holdinginden bahsediyoruz. Buradan gelen paralarla yürüttüler gemilerini bugüne kadar. Tabii ki bırakmak istemeyecekler ama halk gitmelerini istiyor.

Şehir Tiyatroları’ndan ihraç edildiniz. Dönmeyi düşünür müsünüz?

Çok da öyle bir düşüncem yok. Şehir Tiyatroları şu an çok korkunç bir durumda. Muhsin Ertuğrul’un resmine nasıl bırakıyor oradaki tiyatro yöneticileri hiç bilmiyorum. Şirketler vasıtasıyla tiyatroya oyuncu alımı yapılıyor. Bu oyuncuların okul bitirmeleri gerekmiyor. Burası bir arpalık olduğu için hayatı boyunca sahne üzerinde durmamış insanları atadılar. Sahne arkası grubuna mezarlık işlerinden adamlar getirdiler. Oynanan metinlerin pek çoğu utanç verici. Oyuncu arkadaşlarımız son derece rahatsız. İlk başta buranın bir arpalık değil sanat yuvası olduğunu hatırlatmak gerek. Arkadaşlarımızın tekrar yaptıklarından onur duydukları bir yapıya geçmesi herhalde bir tiyatro oyuncusunun en çok istediği şeydir. O kurum tekrar halk adına, sanat adına işe yarar bir hale gelecek.

Yolları Tıkadılar…

Haldun Dormen “Korkulacak kadar bir sansür baskısı bence yok” dedi. Bunu genelleyebilir miyiz?

Bu tabii ne tarz oyunlar yaptığınızla bağlantılı. Bugün Türkiye’de adı ne olursa olsun, kim yazmış olursa olsun, oyunu yasaklanmış aktörler var. Bugün Türkiye’de turnede oynayacağın sahnenin sahibi o ildeki ya da bölgedeki kamu görevlileri tarafından tehdit ediliyor.

Siyasetin dili nasıl sizce?

Siyaset Türkiye’de çok uzun zamandır bağırma, çağırma, tehdit etme, ayrıştırma, ötekileştirme üzerine kurulu. Din siyasete alet edildi. Din sömürülerek bir halk sömürüldü. İslamiyete en büyük zararı, onun bir mensubu, hamisi gibi görünenler verdi. Biz ölelim istiyorlar. Bu kadar akıldışı, fikir dışı, izan yoksunu bir baskı dünyada görülmemiştir. Bir arada yaşamanın yollarını o kadar tıkadılar ki artık göremiyoruz. Türkiye’de balığın ve kebabın tadına varabilen bir millet yaşıyor. Hem balık yiyor, hem kebap yiyor. Hem bir İtalyan yemeğinden hem de bir Afrika yemeğinden keyif alabiliyor.

Söyleşinin Devamı için Tıklayınız…

Yorum


işlemi tamamlayınız: