Tiyatro Üzerine Mektuplaşmalar Hakkında

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Eleştirel Bir Dostluk ya da Dostça Eleştiri Yapmak

Mektuplaşmalar, eleştiriyi kolektif bir çaba olarak yeniden düşünürken Zehra İpşiroğlu’yla geliştirdiğimiz modellerden biri. Belki de içlerinde en açık, en samimi, en dostça olanı. İki farklı kuşağın, yaşantının, görme ve düşünme biçiminin tiyatro aracılığıyla birbirine yaklaşıp kesiştiği, kaynaştığı bir buluşma noktası. Zehra İpşiroğlu ile yaklaşık beş yıldır düzenli olarak yazışıyor, izlediğimiz oyun ve filmler, okuduğumuz kitaplara dair yorum ve eleştirilerimizi, gerçekleştirmek istediğimiz yeni projelerimizi, kısacası yaşadıklarımız, hayallerimiz, hayal kırıklıklarımız, korkularımız, tabularımızı konuşuyor, paylaşıyoruz. Mektuplaşmalar, bu eleştirel, sorgulayıcı, paylaşımcı çabamızı herkese açma girişimi. Okuru da bizimle birlikte düşünme, soru sorma, anlama ve anlatmaya dair bir davet.

Eylem Ejder

***

Tiyatro mektupları projesini Eylem Ejder ortaya attığında çok hoşuma gitti. Tiyatro oyunları üzerine mektuplaşacak, gözlemlerimizi, yaşantılarımızı, eleştirilerimizi paylaşacaktık. Tabii hayat sadece tiyatro olmadığına göre ele aldığımız temaya göre doğal bir akış içinde araya başka şeyler de girecekti. Eril bir toplumda kadın olmadan ötekileşme ve ötekileştirilmeye, kültürlerarası etkileşimden yaşadığımız baskılara kadar yığınla konu vardı konuşabileceğimiz. Doğrusu bu konuları kendi aramızda zaten sürekli konuşuyor, tartışıyorduk. Aradaki fark bunu kendi aramızda bir duygu ve düşünce alışverişi olmaktan çıkarıp yazıya dökmekti. Böylece hem düşüncelerimizi daha derinleştirecek, hem de yaşadığımız tiyatro ortamına ilişkin bir belge oluşturacaktık. Mektuplaşma karşılıklı diyaloğa dayandığından, birimizin düşüncesini tamamladığı yerden öteki devam ettirdiğinden, düşüncenin düşünceyi doğurduğu çok güzel bir iletişim biçimi. İnsanların sadece birer ego firmaya dönüşerek giderek yalnızlaştıkları bir ortamda çok da anlamlı. Böyle olduğu için de siz okuyucuların da tartışmalarımıza, gündeme getirdiğimiz sorunlar üzerine bizlerle görüşlerinizi, düşüncelerinizi paylaşarak katılmanızı çok isterdik.

Zehra İpşiroğlu

Paylaş.

Yazar Hakkında

Yazarın bütün yazıları için tıklayınız:

Tiyatro Mektuplarına Nisan 2019’da umut dolu bir ortamda başladık. Geriye baktığımızda bunların tiyatro aracılığıyla güncel konulara değinen felsefi mektuplar olduğunu düşünüyoruz. Çünkü yaşam ve tiyatro, tiyatro ve yaşam iç içe yoğurulduğu sürece tiyatro anlam kazanıyor. Üç aylık uzunca bir aradan sonra 11. Mektubumuza Korona Günlerinde Tiyatro Mektupları adı altında devam ediyoruz. Tiyatro başta olmak üzere hiçbir kültürel etkinliğin olmadığı yepyeni bir döneme girdik. Ev hapsi dönemi… Yaşadıklarımız bizlere gerçek değilmiş gibi geliyor, sanki bir bilim kurgu filminin içine düşmüşüz gibi. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İnsanın insanı öldürücü bir virüsün taşıyıcısı olarak potansiyel bir tehlike gibi gördüğü bir ortamda Korona sembolik bir güç kazanıyor. Bu dönemde neler yaşayacağız ve neler paylaşacağız birbirimizle ve okuyucularımızla? Bunu biz de henüz bilmiyoruz ama bildiğimiz tek şey bu izolasyonu ancak dayanışmayla kırabileceğimiz. Koronalı günlere rağmen tiyatro yüreğimizde, zihnimizde ve sanal dünyada yaşayacak ve bize güç ve umut verecek.

Yanıtla